Doğum fotoğrafçılığına başlamak benim için 2010 yılında yalnızca bir hobiden ibaretti. 2010 yılında fotoğraf stüdyosunda çıraklığımı tamamladıktan sonra, çeşitli eğitim kurumlarında belgelerimi tamamlayıp bu işe hızla atıldım. Yaptığım ilk çekimde kalbim yerinden fırlayacak gibi olduğunda kararımın meslek yönünde değiştirmem gerektiğini anladım.
Çekimlerde belkide anne ve babanın şahit olmadığı ilk ana şahit olup fotoğraflarken bir yandan aynı duygu ile annenin elini tutup ona güç vermek işimin en güzel kısmıydı.
Doğum sonrası odaya çıktığımızda babanın telaş dolu heyecanlı hallerinde yanında olmak onların hayat denilen bu yolculuktaki en önemli anılarını ölümsüzleştirmek ve bir ömür bakabilecekleri albüm bırakmak işimi bana daha da çok sevdiriyordu.
Çekimlerin her anında büyülenmekten başım dönse de en sevdiğim kısmı anne ile bebeğin kavuşmasına şahitlik getirmek, bu anı ölümsüzleştirmek benim için bir terapi gibiydi.
Insanın başına gelen en mucizesi olayı fotoğraflamaktan her zaman gözlerim yaşarsada her çekimin benim için ayrı bir heyecanı ve anısı vardır.
Fotoğrafta ustalaşmanın sınırı olmadığını biliyor ve alanımda en iyi olabilmek için her an kendine yeni bilgiler katıyorum. Doğum fotoğrafçısı olmaktan gurur duyuyorum.