Instructor
Uğur Cuya
Yönetmen, İletişim Uzmanı, İnsan Hakları Savunucusu
About me
Kameranın ardında durup, hayatın ve insanın karmaşık katmanlarını anlamlandırmaya çalışıyorum. Vizörden baktığım bu dünya, sadece bağımsız sanatla değil, aynı zamanda güçlü bir görsel iletişim disipliniyle de şekillendi. 15 yılı aşan yönetmenlik serüvenimde, sanatsal üretimlerimin yanı sıra köklü bir reklam geçmişine sahibim. Kariyerimin yaklaşık 10 yıllık bölümünde freelance reklam yönetmeni olarak bağımsız projelere ve sayısız markanın görsel dünyasına imza attım. Bu uzun soluklu yaratıcı sürecin ardından, Kanal D, CNN Türk, Milliyet ve Hürriyet gibi Türkiye'nin en büyük medya markalarını bünyesinde barındıran kurumsal yapıda 2 yıl boyunca videographer olarak görev aldım. Bu süreçte televizyon programlarının, ulusal reklamların ve dijital kampanyaların tasarım ile prodüksiyon süreçlerini baştan sona yönettim. Markaların dünyasını estetik bir zemine oturturken hem freelance bağımsızlığından hem de kurumsal disiplinden kazandığım bu stratejik ve ticari vizyon, hikaye anlatıcılığımı ve sanatsal estetiğimi daha da derinleştirdi.
Bu sanatsal arayış ve profesyonel disiplin, beni Miki Film Kolektifi'nin dinamik ve yaratıcı ortamına taşıdı. Burada, 2015'te "Ben Apaçi Değilim" ve "Makam Şoförü", 2016'da "Kadıköy Bisiklet" ve 2017'de "Billy: Eşyanın Tabiatı Hakkında" belgeselleriyle kentsel dokunun içinden sızan, kenarda kalmış hayat öykülerini kaydettim. Aynı dönemde, motorlu taşıtların gürültüsüne bir karşı duruş olarak Kinocycle film kolektifini kurarak "Arabadan İn Bisiklete Bin" hareketini başlattım.
Bisikletin ritmi, beni her pedalla birlikte uzaklara taşıdı. Bu ritim, 2022'ye kadar sürecek 10.000 kilometrelik destansı bir bisiklet yolculuğuna dönüştü. "Cinatı" filmimde bisiklet aktivistleriyle tanışırken, İstanbul'dan Tahran'a uzanan yollarda, her pedalla şehirlerin nabzını tutan bir tanıklık kaydettim. Bisiklet, sadece bir ulaşım aracı değil; aynı zamanda bir anı ve farkındalık aracıydı.
Yolculuklarım ilerledikçe, odağım toprağın bilgeliğine ve emeğin kutsallığına kaydı. "Temiz Bir Çiftlik: Organik ve Ötesi Tarım", "Sevinç Abla: Emeğimin Dışında Sevgim de Var" ve "Kırsala Göç" gibi belgesellerle köklerimizle, toprakla ve gerçek emekle buluşmanın izlerini sürdüm. 2019-2023 yılları arasında ise "Şehir Bahçeleri", "Kompost Güzellemesi" ve "Pedal Arkadaşım" gibi eserlerle, betonun ortasında filizlenen hayatı, şehirlerin yeşeren güzelliklerini ve doğa ile yeniden kurulan ilişkiyi belgeledim.
Sanatsal ve deneysel arayışlarımın meyvesi olan 2024 yapımı "SatChitAnanda: Belgin Abla", Yılın "En İyi Deneysel Belgesel Film" ödülünü getirdi. Aynı yıl, "Urban Garden" filmi de AB İnsan Hakları Film Festivali seçkisinde yer aldı. Filmlerim festival yolculuklarına devam ederek, hikayelerimi geniş kitlelerle buluşturmaya devam ediyor.
Daha da Derinlere: 2025 yılında, Anicca belgeseli için Tayland'da bulundum. Tayland Budizmi'ne derinlemesine bir bakışla; tasavvuf, satchitananda felsefesi ve Budist bir kavram olan Anicca (sürekli değişimin bilgeliği) arasındaki kadim bağı araştırmaya başladım. Bu derinleşme sürecini, bugün hem bir fotoğraf kitabı hem de belgesel film olarak sürdürmekteyim.
Metnin bu haliyle tamamen içine sindi mi, yoksa freelance yıllarına dair vurgulamak istediğin belirli bir sektör veya marka var mı?