
Merhabalar,
Udemy'de hali hazırda yayında olan ve Yeni Başlayanlar İçin Astroloji Eğitimleri mottosu altında yayınlamaya başladığım eğitimler mevcuttur. Bu eğitimlerin eğitmeni tanıyalım bölümlerinde Astroloji ilmi ile alakalı geçmişte yaptığım çalışmalardan bahsetmekteyim. Arzu eden arkadaşlar diğer eğitimlerde ön izlemeye açık olan bu videoları izleyebilir.
Bu eğitimde kendimden bahsetmek yerine daha önce yayınlamış olduğum eğitim videolarından bahsetmek istiyorum. Öncelikli olarak Gezegenler ve Özellikleri eğitimi ile Udemy'de platformu aracılığıyla eğitimlerimize başladık. Ay Astroloji alanın ayrı bir öneme sahip olduğundan, gezegenler içerisinde Ay'ı ayrıca değerlendirmeye tabi tuttuğum Ay'ın Menzilleri eğitimini ikinci eğitim olarak bu platformda yayınladım. Devamında Burçlar konusunu işleyerek, burçların tabi yöneticileri olduğu evlerden kısaca bahsettim. Sonrasında Astroloji ve Nümeroloji ilimleri arasında bir korelasyon kurduğum Astro Nümeroloji eğitimini yayınladıktan sonra Astroloji ve Elementler eğitimi ile ilk beş eğitimi yayımlamış oldum. Eğitimlerimin devamı niteliğinde olan Astrolojik Zodyak Alanları eğitiminde ise Astrolojik Zodyak'ı detaylı olarak inceleyeceğiz.
Astrolojik Zodyak’ı on iki bölüme ayıran alanlar vardır. Bu alanlar doğum haritaları analizi yapılırken, kişinin hayatındaki aşamaları ve gelişimini tahlil ettiğimiz alanlardır. Bunlardan herhangi birinde konaklayan bir gezegeni dikkate alarak kişinin fiziksel ve içsel kimliğinin oluşumu, yaşamı hakkında yorum yapabilmemiz için bu alanların ne anlama geldiğini detaylıca bilmemiz ve bu bilgiyi içselleştirmemiz, özümsememiz gerekmektedir.
Bu eğitimde gezegenlerin alameti farikalarını tahlil ettiğimiz on iki değişkeni, insanın içine doğduğu yaşamı okuduğumuz on iki süreci, somut bir şekilde açıklayarak sizler için anlaşılabilir hale getirmeye çalışacağım. Alanlar yani evler söz konusu olduğunda ne gezegenler gibi saniye saniye takip edilir ne de Dünya’nın yıllık hareketinin sonucu olan Burçlar gibi galaktik bir arka planla alakalıdır. Esasında burada durum daha belirgin ve somuttur. Gezegenin nerede olduğuna bakarız, doğum anında Dünya’nın neresinde? Doğu, Batı ya da Kuzeyde mi gezegen? Ancak gezegenin doğduğumuz an da nerede olduğunu evler sistemini kullanarak bilebiliriz. Bununla birlikte bu alanlar sayesinde kişinin içine doğduğu aile, sosyal çevre ya da gelecekte karşılaşması muhtemel durumlar hakkında öngörüde bulunuruz.
Her bir evi, doğum haritasını tahlil ettiğimiz başrol oyuncusu yani kahramanın oynadığı bir dizinin bölümleri gibi düşünebilirsiniz. Kahramanın kişiliği, içine doğduğu aile, maddi olanakları, eğitim ve kariyer yaşamı ya da aile ilişkileri hakkında yazılmış bir dizinin senaryolarının ete kemiğe bürünmüş halleridir bu alanlar. Tabi olarak kahramanımızı evler olmadan da tanıyabiliriz. Kişinin burcu ve gezegenlerine bakarak da birçok bilgi edinmemiz mümkündür. Hatta dört elementin ne şekilde dağıldığını da bu bilgilere eklersek baş rol oyuncumuz hakkında daha fazla bilgi edinmemiz de mümkündür. Ancak evler konusu âtıl bırakıldığında izlediğimiz dizi, görsel efektleri başarısız ve arka planda mekânsal kurgusu yarım yamalak yapılmış bir dizi haline gelecektir. Bu nedenle doğum haritasını tahlil ederken alanları da dikkate aldığımız da izlediğimiz dizi sadece güzel bir senaryoya sahip değil aynı zamanda muhteşem bir görsel efekt ve mekân kurgusuna da sahip olan bir dizi olacaktır.
Dizinin senaryosunu okuyoruz; konuşmayı sevmeyen ve sükunet içerisinde tabiatla iç içe, bir şeyleri anlatmak sadece anlatmak da değil abartarak konuşmak için yaratılmış, top patlasa umurunda olmayan, her şeyi ve herkesi kontrol altında tutmaya uğraşan bir kahramanımız var ise bu özellikler kahramanımızın burcu ile alakalı bir durumdur. Sükûnet halindeki kahramanımız aşırı derecede lüks bir yatta dünya turuna çıkmış, on binlerce kişinin karşısında bülbül gibi konuşuyor, tüm gün uyuyor ki yataktan çıkarana aşk olsun ya da iş yerinde astlarını boncuk taneleri gibi ipe dizmiş işte bu durumlar da kahramanımızın hayatın hangi alanında aktif olarak bulunduğu ya da bulunmaktan haz aldığı evler ile alakalıdır.
Dünyanın herhangi bir noktasında durup bir dizi gibi gök yüzünü seyrettiğimizde, hareket eden üzerimizdeki gök kubbe midir? En azından bizler içine doğduğumuz illüzyonda gök kubbenin hareket ettiğini, bizimse sabit olduğumuzu düşünürüz. Ancak durum esasında böyle değildir. Televizyonun karşısında oturduğumuzda esasında hızla geçen resimleri bir bütün olarak algılar ve bir akış olduğu düşüncesi ile baktığımız şeyi bir bütün olarak görürüz. Elimize kumandayı alıp yayın akışını durduğumuzda, zamanın belirli bir anında izlediğimiz programın sabit olduğunu görürüz. Bu durumda “oku attığında, oku atan bizdik” ayetine dönüp bakarsak, hareket eden ok mudur yoksa zaman mıdır? Zaman mefhumu ortadan kalktığında Ok’u attığınızda, ok yine de hareket etmeye devam edecek midir? Ok zamanın herhangi bir noktasında sabit ise zaman illüzyonunun sahibi zamanı bizden çekip aldığında Ok’un hali nice olacaktır…
Konuyu daha fazla uzatmadan kahramanımızın ebedi yolculuğunu anlamımızda faydalı olacak; yeni bir sembolü, burçlar kuşağında olduğu gibi bir yılın mevsimlere göre düzenlendiği kozmik sistemden, ayaklarımızın yere bastığı yeni bir sisteme evler sistemine geçelim ve bu sistemi öğrenme yolunda bir adım atalım.
Haydi başlayalım o halde…
Zodyak alanları yani evlerin astroloji çalışmaları yaparken faydalandığımız en önemli değişkenlerden bir olduğundan bahsettim. Horoskop evlerinin Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesinden yani günlük turu sebebiyle oluştuğundan da bahsetmiştim. Dünya’nın bu hareketinin neticesinde oluşan alanlar yatay eksende bulunan ufuk çizgisi ile ikiye bölünmektedir. Ufuk çizgisinin doğu ufkunda Güneş’in doğduğu nokta Yükselen (Ascendant - ASC) ve karşı tarafında ise Alçalan (Descendant - DESC) noktaları belirlenir. Bununla birlikte herhangi bir gezegenin gökyüzünde çıkabileceği en yüksek nokta, tepe noktası da MC (Mideheaven, Medium Coeli) ismiyle adlandırılır. Bu noktada dikey olarak astrolojik alanları bölmektedir. MC’nin tam karşısında bulunan bölüm ise IC (Imum Coeli, Astrolojik Nadir) olarak adlandırılmaktadır. Bu durumda doğu ufkunda yükselen Güneş, kişinin burcunu 1. Evde belirlemektedir. Yatay olan ufuk çizgisi ve dikey olan gökyüzünün orta noktasından gece yarısı noktasına inen bu meridyen ufuk çizgisi ile kesişerek alanları dört parçaya ayırmaktadır. Bu dört kesit kendi içerisinde de 30’ar derecelik üç parçaya ayrılarak 12 parça ve 30 dereceden oluşan alan sistemini oluşturmaktadır.
Dolayısıyla “Evler, gökyüzünün durduğumuz noktanın altında ve üstünde kalan kısımlarının bölünmesinden oluşurlar. Bir planetin birinci evde olması demek, bizim doğu ufkumuzun hemen altında demektir. Altıncı evde olması demek, batı ufkunun altında demektir. Bu gözlemler tamamen bizim bakış noktamıza bağlıdırlar. Birkaç mil ilerleyin planetin ev konumu hemen değişir. Merkür Amerika’da yukarıdayken, Londra’da batıyor olabilir. Yeni Delhi’de ise ufkun çok altındadır. İçinde yer aldığı burç değişmez. Ama ev değişir. Yeni bir bakış noktası, yeni bir ev. Ve yeni bir ev, yeni deneyimler demektir. Yani yeni bir doğum haritası[1].”
[1] Steven Forrest, İçinizdeki Gökyüzü, Çar: Barış İLHAN, Barış İlhan Yayınevi, 1997, Syf: 181
Astrolojik Zodyak Alanları (Evleri) özellikleri dikkate alınarak çeşitli gruplandırmalara tabi tutulabilirler. Bu sınıflandırmaları yaparken ufuk çizgisini dikkate alabiliriz ya da gündüzün geceye döndüğünün işareti olan tepe noktası ve tam karşısında bulunan gere yarısı noktasını oluşturan meridyen dikkate alınarak da bölünebilir. Bunlarla birlikte çeyrek daireler, alanların element özellikleri ve burçların niteliğini oluşturan husus dikkate alınarak da gruplandırmalar yapabiliriz.
Ufuk Çizgisi ve Güney – Kuzey Yarım Küreler:
Önceki bölümlerde belirttiğimiz üzere ufuk çizgisi Güneş’in doğduğu noktadan, battığı noktaya doğum haritasını ikiye bölmektedir. Bu durumda yukarıda Güney ve aşağıda Kuzey olmak üzere Dünya’yı iki yarım küreye bölmüş oluruz. Ufuk çizgisinin üzerinde kalan, gördüğümüz Güney Yarım Kürede 7 – 12 evler ve Ufuk çizgisinin altında kalan görünmeyen kısım Kuzey Yarın Kürede 1 – 6 evler bulunmaktadır.
Meridyen ve Doğu – Batı Yarım Küreler
Günün, geceyi yendiği ve gündüze dönmeye başladığı; diğer tarafta ise karanlığın, aydınlığı esir aldığı ve üzerinde hakimiyet kurduğu Doğu ve Batı ufkunu birleştirerek oluşturduğumuz ufuk çizgisini, MC noktası yani günün artık geceye dönmeye başladığı Meridyen ortadan tam ikiye böler. Bu durumda iki yarım küre ile karşı karşıya kalırız Doğu ve Batı. Meridyenin iki parçaya ayırdığı bu iki alanın Doğu kısmında 1 – 2 – 3 ve 10 – 11 – 12. evler bulunmaktadır. Batı kısmında bulunan alanda ise 4 – 5 – 6 ve 7 – 8 – 9. evler bulunmaktadır.
Ufuk ve Meridyen Çizgilerinin Oluşturduğu Çeyrek Daireler
Öncelikli olarak Ufuk Çizgisinin oluşturduğu iki yarım daireyi ve ardından Meridyen Çizgisinin oluşturduğu iki yarım daireyi dikkate alarak evleri sınıflandırdık. Şimdi Kahramanın ebedi yolculuğunda Ufuk ve Meridyen çizgilerinin birlikte oluşturduğu çeyrek daireleri dikkate alarak alanları sınıflandırabilir ve Kahramanımızın içine doğduğu yaşamı tahlil edebiliriz.
Evlerin Özellikleri Dikkate Alınarak Sınıflandırılması
Evleri sınıflandırmanın bir diğer yöntemi de köşesel, halef ve son ev olarak gruplandırılmasıdır.
Element Özelliklerine Göre Evlerin Sınıflandırılması
Her evin doğal yöneticisi olan bir burç vardır. Bu burçların her biri de ateş, toprak, hava ve su elementlerinden biriyle bağlantılıdır.
Astrolojik Zodyak’ta Doğu ufkunda yükselen ASC ile başlayan ve 2. Ev sınırı ile tanımlanan ilk alandır. Birinci ev olarak adlandırdığımız bu ev eşit ev sisteminde 30 derecelik açı ile temsil edilmektedir ve ufuk çizgisinin Doğu Ufkunda yer almaktadır. Maddi aleme bu bölgede gözlerini açan varlık, poposuna yediği ilk şaplakla harekete geçer. İlk hareketi simgelemesi nedeniyle her zaman bu alanın dışarıya doğru yayılan enerji ile ilişkilendirildiği aktarılır. Aynı zamanda Yükselen Burç da bu alanda belirlenir. İki ışık Güneş ve Ay, beraberinde diğer gezegenler ve ardından burç, ev kombinasyonları bir araya gelerek “varlık, kimlik ve hayat” prensiplerimizi belirler. Bu değişkenler dikkate alınarak oluşturulan senaryoyu ise kahramanımız Yükselen Burç özellikleriyle dış çevreye yansıtır. Bu nedenledir ki yükselen burcun yönetici gezegeni, tüm haritanın da yöneticisidir diyebiliriz. Yükselen Boğa ise kişi kimliğini dışarıya materyalist ve realist yansıtacak aynı zaman da Venüs etkisiyle barış elçisi, sevgi pıtırcığı bir kimliğe bürünecektir.
Birinci Evin doğal yöneticisi olan Mars’ın da tesiriyle nefretini dahi kontrollü gerginlikle dışarıya yansıtan barış elçisi Kahramanımız; Doğu ufkundan yükselen birinci alan, köşesel ateş evi, birinci ev ile hayata gözlerini açar. Yaşama ilk adımını attığı birinci ev; kahramanın dinamik bir sürece sahip olan kimliğini, kendine özgü ve bizzat kendisi tarafından yönlendirilen hareket ile bilineceği alanı temsil eder. Doğum esnasında bu alanda güçlü vurgulara sahip olan kahraman, hareket enerjisinin dışarı aktarılması hususunda sabırsız ve sonucunda hiperaktif bir kişiliğe sahip olacak, muhtemelen ailesine çok çektirecektir. Her şeyi deneyimlemek isteyecek, kimi zaman uyuma halini hayatı kaçırma olarak kabul edecek ve uykuya direnecektir aksi halde kişisel benliğini sekteye uğrayacaktır.
Doğu ufkunda yükselenin hemen ardında, saat yönünün tersinde, halef toprak evi, ikinci ev bulunmaktadır. Birinci evde kahraman, kişisel kimliğini tanımlamaya başlar ve ikinci eve gelindiğinde artık yavaş yavaş ne olduğunun, nereye doğru yöneleceğinin farkına varmaya başlar. Bu evde anneden kopuş ve ardından fiziksel varlığının farkına varış görülür. Fizik bedenini tanımaya başlar kahraman; yüzünü, ellerini, ayaklarını, burnunu ya da renkli gözlerini ve ardından esasında gözlerinin farklılığı nedeniyle bir özelliğe sahip olduğunu idrak eder. Eş zamanlı olarak sahip olma arzusu, sahip olunanları koruma, geliştirme ve güvence altına alma içgüdüsü de gelişmeye başlamaktadır. Bu vesileyle yavaş yavaş kahramanın kendisi dışında var olan ve ihtiyaç duyduğu şeyler, nesneler hakkında da bilgi edinmeye başlayacaktır. Genel olarak ikinci alan bize yaşam içerisinde maddi varlıklar, kaynaklar hakkında bilgi vermektedir. Nesnel dünyaya ilk adım atışımız olan ikinci alanda, bu nesneleri ve onlara sahip olma duygusunu da deneyimleriz. Deneyimlerimiz esnasında edindiğimiz tecrübeler neticesinde ihtiyaç duyduklarımızı da belirlemeye başlarız. Kısacası ikinci alan kahramanın içsel varlığı ve hayat sahnesinde vücut bulan fiziksel varlığı dışında dış dünyadan gelen uyaranlarla etkileşim halinde olduğu evdir.
Doğu ufkunda zaman saat yönünün tersine akarken, kahraman ikinci ev kapısından, ilk çeyreğin son hava evi, üçüncü eve doğru ilk adımını atar. İlk iki alanda öğrendiklerimizi harmanlayarak uygulama alanı bulduğumuz 3. Ev’de; haberleşme, konuşma ve yazışma konularının üzerinde durulduğu görülür ve iletişim evi olarak kabul edilir. İkinci evde fiziksel varlığının farkına varan kahraman, sahip olduklarını fark etmeye, konuşmaya ve ebeveynlerinin gözetimi altında diğerleriyle iletişim kurmaya başlar. İçine doğduğu dünyayı algılamaya, öğrenmeye ve neticesinde nesneleri ve özneleri cümle içerisinde ayrıştırmaya başlar. Uzun bir cümle değil midir hayat? O nedenledir ki kahramanımız için burası sadece iletişimden ibaret basit bir alan değildir. Bu alanda etki ve tepki vardır sadece hitabet ya da yazma sanatında mahir olmak kâfi değildir. Bununla birlikte anlama ve idrak etme konusunda da kişi mahir olmalıdır ki iletişimin diğer ucunda bulunan kişi ya da şeylerle sağlıklı bir deneyim yaşayabilsin. Bu durumda bu evde, eğitimin de olduğu gerçeği gözler önüne serilir. Tabi olarak birincil dereceden bir eğitim değil, özel olarak “iki taraflı bir deneyim olan iletişim” özelinde bir eğitimdir bu. Algılama, anlama, okuma, mantık yürütme, vücut dilini kullanma; jestler, mimikler, anlamlı ya da anlamsız bakışlar, el ve kol hareketleri ve en doğru görüşümüzü ya da duygumuzu iletişimde olduğumuz kişinin anlayabileceği şekilde iletme, ifade etme evidir 3. Ev.
Astrolojik Zodyak’ta 4. Alan çizgisi ile başlayan bu ev, kişisel evlerin en derinidir. Kişisel evler içerisinde bu kadar sığ, karanlık, gizemli belki de korku dolu bir alan yoktur. Bildiğimiz gezegenlerden herhangi biri; zifiri karanlığın ışığı esir aldığı, karanlığın zamanının en saf haline ulaştığı ve gökyüzünün dibi diyebileceğimiz bu alandan aşağı gidemez. Astrolojik Nadir, Ayak Ucu. En basit haliyle 4. Ev; içine doğduğumuz çevreyi, anne ve baba ile olan ilişkimizi ve kahramanın çocukluk evresinin nasıl geçtiğini, aile büyükleri ile arasındaki iletişimin kalitesini gösteren “Yuva” evidir. Bu yuva yalnızca “ev” olarak algılanmamalıdır. Bir yerde yuva varsa gelenek, görenek, atalara olan bağlılık ve bir yere ait olma duygusu da vardır. Bununla birlikte beklentilerimiz, yuvamızı nasıl yaşadığımız, aile üyelerinin bize karşı tutumu ve bizim onlarla olan ilişkimiz; kısacası benimseyerek çocukluğumuzu içinde geçirdiğimiz ilk deneyim, tecrübe, kökleri derinlerde saklı vaz geçemediğimiz alışkanlıklar, kısaca fizik ve metafizik varlığın yaşam alanıdır 4. Ev. Her varış kişinin arzuladığı temel olan kalacak yer ihtiyacı, aile ilişkileri neticesinde oluşan ilk duygular ve koşullandırılmış öğrenimler, fizik olanın bitimi, yaşamımızın son zamanları ve toprağın, kara altından olanın okunduğu; geçmiş, gelenek ve son demlerimiz…
Bir yandan kişinin mülk edinme gayreti, arzusu ve yeteneği, diğer yandan miras hukuku açısından babanın bakış açısı kısaca toprakla alakalı tüm derin bağlar; gayri menkul, arazi, cevher ve cevherle ilişkili olanlar, bu alanla ilgilidir. 2. Evde soyut miras ve soyut varlıklar neticesinde maddi imkanlar kazanma sanatı; 4. Eve gelindiğinde yerini somut varlıklara bırakır ve somut olan her şeyin kökeni; toprak olduğundan taşınabilir değerli maden ve nakit, yerinde ağır olan taşınamaz tüm varlıklar hakkında bilgi ediniriz. Kendi yarattığı çizgilerle son demlerini yaşarken kahraman; başına gelecekler, belki öleceği yer ve maddi, fizik olanın bitimi de tahlil edilir bu alandan. Doğal olarak konu aile olunca anne rahmindeki yaşamımızdan yadigâr; kan gibi vücuttaki tüm sıvılar, rızkımızı midemize indirdiğimiz göğüsler ve mide, solunum yolları, beyincik ve lenf bezleri gibi organlarımızda bu alan ile ilgilidir.
Astrolojik Nadirden saat yönünün tersine ilerleyerek 5. Alana ulaşan kahraman, serüvenlere atılacağı ruhunun çıkış noktasını bulmuştur artık. 5. Ev’de yaşam gücünün, hareketle bilinçli bir koordinasyonu söz konusudur ve kahraman kendini gerçekleştirebileceği yaşam arenasını bulmuştur. 4. Ev’in statik enerjisi artık dinamik bir hal almış ve 3. Ev’de öğrendiklerini uygulamayla pekiştirebilecektir. Bu vesileyle en büyük destekçisi yaratıcı bir kimliğe sahip olacak ve kimlik güvenliğini de kazanacaktır. Kimlik güvenliği sağlandıktan sonrası çok basittir. Artık bu alana kadar geliştirdiği kişisel iradesini kullanım biçimi ve nasıl yönlendireceği, bu alanda sahnelenecek bir oyundur onun için. Söz konusu Aslan olduğunda sadece ormanın değil, Dünya sahnesinde sergilenen sirkin kralı olduğu da aşikardır. Dizinin bu bölümde kahraman, zihnin yaratıcı kuvvetinden faydalanarak fizik dünyada eserlerini sergileyebilecektir. İç dünyasına dönüp; öğrendiklerini ve deneyimlerini kalbinin en derinlerinde rafine hale getirecek ardından hissediş ve bilinç altıyla harmanlayarak kendisiyle ilgili ulaştığı sonuçları dış dünyaya gösterecek, kendini ifade edebilecektir.
Kahramanın yaşamı bu kadar seviyor olması sadece kişisel meziyetlerinden ötürü değildir. 5. Ev’de tahlil edilen aşk ve duygusal yaşama karşı istek ve arzuları neticesinde hareket tarzı şekillenecek ve kendini ortaya koyacaktır. Kendinden vazgeçişi neticesinde oluşan birlik hali gerek tüm çocuklar gerekse kendi çocuklarıyla ilişkisi ve onlara karşı tutumu hakkında da bilgi verecektir 5. Alan. İşte bahsettiğimiz yaşama sevinci ve tutkusu, içinde hiç ölmeyen çocuk ve kendi çocukları ya da diğerlerinin evlatlarıyla birlikte devamlılığını sağlayacaktır. Öyleyse aynı zamanda yaşama sevinci de bu alanda şekillenmektedir. Bununla birlikte boş zamanını nasıl değerlendirdiğini tahlil ettiğimiz bu alanda; irade ve isteği, bu doğrultuda zevk ve eğlenceye olan düşkünlüğü, duygusal ve romantik ilişkileri, toplum yaşamı ve yaratıcı ruhu, çocukları, bağımlısı oldukları, sanatsal faaliyetleri, şans oyunları ve spekülatif hareketlere olan eğilimi hakkında da 5. Alandan bilgi alınabilir. Söz konusu spekülasyonlar olunca takdir edeceğiniz üzere yaşam alanında alınan risklerinde merkezi haline gelecektir bu alan. Son olarak kanından, canından olan “çocukları” söz konusuysa kişinin; vücudun kan dolaşımı ve kalbi, atar damarları ve arterler, hücre yapısı, sırt ve bel kemiğini de bu alanın temsil ettiğini söyleyebiliriz.
Ufuk çizgisinin altında kalan sübjektif evlerin sonuncusuna doğru, saat yönünün tersine devam eden yolculuğumuzda kuzey batıda kalan 6. Alan son kişisel eve ulaşırız. 5. Ev’de geliştirdiğimiz yeteneklerimizi, kemale erdireceğimiz bu evde maddeyle ilişkili konu ve durumlar yaşayarak deneyim elde eder ve öğreniriz. Klasik astrolojide hizmetkar, hizmetçi ya da hizmet evi olarak tanımlanan 6. Ev’de esasında her şey bu kadar basite indirgenemez. Öyle ki bu ev aynı zamanda kişinin fıtratında saklı olan hüneri ortaya çıkarıp parlatarak, dünyaya sunduğu; kendine güveni ve öz yeterliliği deneyimlediği, yaratıcılığını da keşfettiği alandır. Bu nedenle 6. Alanda mükemmellik ve etkinlik özelliği de işler hale gelmektedir. Bu özelliklerle beraber analitik zekâ ve ayrıntılı metotlar kullanarak sıkı çalışma tutkusu görünür hale gelir. Ancak bu alanda hizmet özelliği tamamen tahtından edilmemiştir. Mesele beden ve zihnin bir araya gelerek sistemli ve disiplini elden bırakmadan, kahramanın yaşam içerisinde üstlendiği sorumlulukları ve günlük olarak gerçekleştirmesi gereken işleri yerine getirmesidir. Bu sağlandığında hizmet kavramının da ifa edilmesi zaten gerçekleşecektir. Yalnız bunu sağlamak için etkin bir şekilde Dünya sahnesinin bu bölümünü deneyimlemek gerekmektedir. Bu deneyim de beraberinde belirli bir metot dahilinde organize hareket etme sorumluluğuna işaret eder.
Ufuk çizgisinden doğu ufkundan başlayarak Güneş’in battığı noktaya doğru saat yönünde yolculuğumuzun sübjektif kısmını tamamladık. Buraya kadar hep kişisel arzular ve özellikler üzerine konuştuk. İlk 6. Ev’de kahramanın kendinin farkına varması, kişiliğini oluşturması ve düzenleyerek geliştirmesi konularıyla ilgilendik. Kimliğini tüm detaylarıyla oluşturan bu 6 alanla hemhal olduktan sonra ufuk çizgisinin batısında yer alan; ilk 6 alanda oluşturulan kimliğin diğerleriyle karşılaştığı, sosyal ve entelektüel hareket tarzını simgeleyen kolektif alanların ilkine 7. Alana ulaşmış olduk. Köşesel ve hava elementi ile etkileşimde olan bu alandan sonra konuşacaklarımız, artık sadece bize özel olanlar değil başka insanlar tarafından da bilinen ve tüm gerçek ilişkilerden ibaret olacaktır. Etkileşim halinde olduğumuz kişilere, bu alana kadar oluşturduğumuz kimliğimizle yansıtmalar yapar ve alınan geri dönüşlerle kim olduğumuzun farkındalığını arttırırız. Kısacası bu alanda “Ben” artık yerini “Biz” bilincine bırakmalıdır. Öyle ki tüm ikili ilişkilerin, sosyal ve kurumsal birlikteliklerin tahlil edildiği bu alanda gün içerisinde yaşanılanlar neticesinde kişiliğin bir diğer önemli boyutunu da kendimizi bir başkasıyla nasıl tanımladığımızı da öğreniriz. Hatırlayacağınız üzerine 1. Ev “Ben” alanıydı ve tam karşıt evi olan 7. Ev “Biz” alanında başarılı olduğumuz takdirde kişisel kimliğimiz tamamlanarak kemale erecektir.
Güneş’in doğduğu noktadan zamanın tersine hareket ederken ulaştığımız objektif ve kolektif aynı zamanda külli irade ile sembolize edilen alanların 2.si 8. Ev’e ulaşırız. Bu alanda 7. Ev’de gerçekleştirdiğimiz birlik olma hali içerisindeki ortak çalışmaların hasadını yapar, maddi kazançlar elde etmeye başlarız. Kısacası bu alan kolektif hareketin bize kazandırdıkları ile alakalıdır. Bununla birlikte klasik astrolojide seks, ölüm ve Okült kelimeleriyle ifade edilen ve her bir kelimede yaşamın temel prensiplerini bulduğumuz üç kelimelik bir sahnedir 8. Alan. Her ne kadar bu üç kelime birbiriyle ilişkisiz görünse de evrensel olarak her bir bireyin, en derinlerine nüfuz etmiş bu üç kelime arasında derin ve yoğun bir bağ bulunmaktadır.
Üç kelimelik oyunun ilk sahnesinde kahraman, cinsellik alanında sergilediği oyunla karşımıza çıkar. Zannedildiği gibi yalın bir fiziksel bir olma hali değildir cinsellik. Beraberinde ruhsal, duygusal, zihinsel, hormonel ve sezgisel dürtüleri de getiren tamamen içgüdüsel bir süreçtir. Yedinci evde eşit olma duygusunu deneyimlerken ilişki içerisinde, karşılıklı ihtiyaçlarımızı anlamak önemlidir. Cinsel bir bağ ile vurgulanan bu alan da ise karakterin dengesini bozan, buldozer gibi kişinin üzerinden geçen ve bir kere uyarılınca durdurulamayan egoyla karşılaşırız. Anlaşılacağı üzere içgüdüsel bir süreç olarak izah ettiğimiz cinsellik, süreç olarak içgüdüseldir özelinde içgüdülerden de fazlasıdır. Cinsellik; hayal kırıklıkları, duygusal sapmalar, cinsel uzuvlar, mesane, idrar yolları, kalın bağırsaklar, boşaltım sistemi, kalıtım, gen aktarımı, hücre yenilenmesi, vücudun savunma sistemi ve kahramanın kendisi dışında gelişen konular… Bir başka insanla kaynaşarak duygusal güvenliğin deneyimlenmesi ve deneyimin ardından kendisinden daha büyük bir şeyin parçası haline gelerek, yeniden doğma ve yok iken var olma duygusunun da tecrübe edilmesidir. Ardından gerçekleşen doğum beraberinde ölüm gerçeğini de getirmektedir hayata.
***
Eğitimin İlk Yayınlanma Tarihi: Haziran 2022
****
Astrolojik Zodyak’ı on iki bölüme ayıran alanlar vardır. Bu alanlar doğum haritaları analizi yapılırken, kişinin hayatındaki aşamaları ve gelişimini tahlil ettiğimiz alanlardır. Bunlardan herhangi birinde konaklayan bir gezegeni dikkate alarak kişinin fiziksel ve içsel kimliğinin oluşumu, yaşamı hakkında yorum yapabilmemiz için bu alanların ne anlama geldiğini detaylıca bilmemiz ve bu bilgiyi içselleştirmemiz, özümsememiz gerekmektedir.
Bu eğitimde gezegenlerin alameti farikalarını tahlil ettiğimiz on iki değişkeni, insanın içine doğduğu yaşamı okuduğumuz on iki süreci, somut bir şekilde açıklayarak sizler için anlaşılabilir hale getirmeye çalışacağım. Alanlar yani evler söz konusu olduğunda ne gezegenler gibi saniye saniye takip edilir ne de Dünya’nın yıllık hareketinin sonucu olan Burçlar gibi galaktik bir arka planla alakalıdır. Esasında burada durum daha belirgin ve somuttur. Gezegenin nerede olduğuna bakarız, doğum anında Dünya’nın neresinde? Doğu, Batı ya da Kuzeyde mi gezegen? Ancak gezegenin doğduğumuz an da nerede olduğunu evler sistemini kullanarak bilebiliriz. Bununla birlikte bu alanlar sayesinde kişinin içine doğduğu aile, sosyal çevre ya da gelecekte karşılaşması muhtemel durumlar hakkında öngörüde bulunuruz.
Her bir evi, doğum haritasını tahlil ettiğimiz başrol oyuncusu yani kahramanın oynadığı bir dizinin bölümleri gibi düşünebilirsiniz. Kahramanın kişiliği, içine doğduğu aile, maddi olanakları, eğitim ve kariyer yaşamı ya da aile ilişkileri hakkında yazılmış bir dizinin senaryolarının ete kemiğe bürünmüş halleridir bu alanlar. Tabi olarak kahramanımızı evler olmadan da tanıyabiliriz. Kişinin burcu ve gezegenlerine bakarak da birçok bilgi edinmemiz mümkündür. Hatta dört elementin ne şekilde dağıldığını da bu bilgilere eklersek baş rol oyuncumuz hakkında daha fazla bilgi edinmemiz de mümkündür. Ancak evler konusu âtıl bırakıldığında izlediğimiz dizi, görsel efektleri başarısız ve arka planda mekânsal kurgusu yarım yamalak yapılmış bir dizi haline gelecektir. Bu nedenle doğum haritasını tahlil ederken alanları da dikkate aldığımız da izlediğimiz dizi sadece güzel bir senaryoya sahip değil aynı zamanda muhteşem bir görsel efekt ve mekân kurgusuna da sahip olan bir dizi olacaktır.
Dizinin senaryosunu okuyoruz; konuşmayı sevmeyen ve sükunet içerisinde tabiatla iç içe, bir şeyleri anlatmak sadece anlatmak da değil abartarak konuşmak için yaratılmış, top patlasa umurunda olmayan, her şeyi ve herkesi kontrol altında tutmaya uğraşan bir kahramanımız var ise bu özellikler kahramanımızın burcu ile alakalı bir durumdur. Sükûnet halindeki kahramanımız aşırı derecede lüks bir yatta dünya turuna çıkmış, on binlerce kişinin karşısında bülbül gibi konuşuyor, tüm gün uyuyor ki yataktan çıkarana aşk olsun ya da iş yerinde astlarını boncuk taneleri gibi ipe dizmiş işte bu durumlar da kahramanımızın hayatın hangi alanında aktif olarak bulunduğu ya da bulunmaktan haz aldığı evler ile alakalıdır.
Dünyanın herhangi bir noktasında durup bir dizi gibi gök yüzünü seyrettiğimizde, hareket eden üzerimizdeki gök kubbe midir? En azından bizler içine doğduğumuz illüzyonda gök kubbenin hareket ettiğini, bizimse sabit olduğumuzu düşünürüz. Ancak durum esasında böyle değildir. Televizyonun karşısında oturduğumuzda esasında hızla geçen resimleri bir bütün olarak algılar ve bir akış olduğu düşüncesi ile baktığımız şeyi bir bütün olarak görürüz. Elimize kumandayı alıp yayın akışını durduğumuzda, zamanın belirli bir anında izlediğimiz programın sabit olduğunu görürüz. Bu durumda “oku attığında, oku atan bizdik” ayetine dönüp bakarsak, hareket eden ok mudur yoksa zaman mıdır? Zaman mefhumu ortadan kalktığında Ok’u attığınızda, ok yine de hareket etmeye devam edecek midir? Ok zamanın herhangi bir noktasında sabit ise zaman illüzyonunun sahibi zamanı bizden çekip aldığında Ok’un hali nice olacaktır…
Konuyu daha fazla uzatmadan kahramanımızın ebedi yolculuğunu anlamımızda faydalı olacak; yeni bir sembolü, burçlar kuşağında olduğu gibi bir yılın mevsimlere göre düzenlendiği kozmik sistemden, ayaklarımızın yere bastığı yeni bir sisteme evler sistemine geçelim ve bu sistemi öğrenme yolunda bir adım atalım.
Haydi başlayalım o halde…