
Allah, Atlas feleğini yaratıp felek döndüğünde, gün ortaya çıkmamış ve varlığı zuhur etmemiştir. Bu durumda o, testide bulunmazdan önce nehirde bulunan testi suyu gibidir. Allah o felekte on iki varsayımsal yer belirleyip takdir edince, onları o felekteki burçlar diye isimlendirdi. Allah şöyle buyurur ; “ Göğe yemin olsun ki.” Gök, sema denilmesinin nedeni, onun yukarımızda olmasıdır. “Burçlar sahibi göğe” ifadesinde Burçlar, söz konusu belirlenmiş ve varsayımsal şeylerdir. Bir şahıs durur ve üzerinde bu felek döner. Bu şahısta söz konusu varsayımları, kendilerindeki bazı belirtilerle görebileceği bir göz yaratılmıştır. Böylelikle, o şahıs bu alametler sayesinde varsayımların bir kısmını, diğerlerinden ayrışır. Söz konusu alametler burçlara delil olarak yaratılmıştır. Böylece şahıs, gözünü onlardan bir varsayım, yani alamete diker. Sonra Felek, bakan kişinin gözünü diktiği bu varsayılmış alametle döner ve kişiden gizlenir. O ise, alamet kendisine gelinceye kadar bulunduğu yerde durur. Böylece, feleğe göre değil, bakana göre, Felek’in bir dönüşü tamamladığı anlaşılır. İşte bu dönüşü, gün diye isimlendirilir[1].
Allah yaratılış alemi için bahsedilen on iki burçta, on iki vali görevlendirmiştir. Onların yeri, bize en uzak felekteki burçlardadır. Böylece uzak feleği, on iki kısma bölmüş, her kısma bu valilerin yerleşimi için bir burç koymuştur. Bu burçlar, şehrin surlarının burçlarına benzer. Allah valileri oraya yerleştirmiş, onlar da bu burçlarda konaklamıştır. Her vali, kendi burcunda bir tahta oturur. Allah onlar ile korunmuş Levha arasındaki perdeyi kaldırmıştır. Böylece Levha’da kendi isim ve mertebelerini ve Allah’ın kıyamet gününe kadar yaratılış aleminde onlar vasıtasıyla uygulayacağı şeyleri okumuşlardır. Bunların hepsi, nefislerinde şekillendiği gibi onlar da değişmez ve başkalaşmaz bir şekilde bu bilgileri öğrenmiştir. Allah bu valilerden her biri için emirlerini vekillerine ulaştıran iki görevli belirlemiştir. Her iki görevli arasında ise onlardan birinin kendisine söylediğini diğerine ulaştıran bir elçi yaratmıştır. Allah, bu valilerin hizmetçileri yaptığı bu kimseler adına ikinci felekte, içinde oturdukları menziller belirlemiştir, onları o menzillere yerleştirmiştir. Bu menziller, Allah’ın kitabında “Ay için menziller takdir ettik” diye isimlendirdiği menzillerdir ve yirmi sekiz menzildir. Başka bir ifade ile Ay, seyrinde her gece sonuncuya varıncaya kadar, bir menzilde konaklar, sonra yeni bir dönüşe başlar[2].
[1] İbn Arabi, Fütuhatı Mekkiyye, Çeviren Ekrem Demirli, İstanbul: Litera Yayıncılık, 3.Cilt, 4. Baskı 2019, syf: 228
[2] İbn Arabi, Fütuhatı Mekkiyye, Çeviren Ekrem Demirli, İstanbul: Litera Yayıncılık, 2.Cilt, 6. Baskı 2020, syf: 393 – 394
Allah, Atlas feleğini yaratıp felek döndüğünde, gün ortaya çıkmamış ve varlığı zuhur etmemiştir. Bu durumda o, testide bulunmazdan önce nehirde bulunan testi suyu gibidir. Allah o felekte on iki varsayımsal yer belirleyip takdir edince, onları o felekteki burçlar diye isimlendirdi. Allah şöyle buyurur ; “ Göğe yemin olsun ki.” Gök, sema denilmesinin nedeni, onun yukarımızda olmasıdır. “Burçlar sahibi göğe” ifadesinde Burçlar, söz konusu belirlenmiş ve varsayımsal şeylerdir. Bir şahıs durur ve üzerinde bu felek döner. Bu şahısta söz konusu varsayımları, kendilerindeki bazı belirtilerle görebileceği bir göz yaratılmıştır. Böylelikle, o şahıs bu alametler sayesinde varsayımların bir kısmını, diğerlerinden ayrışır. Söz konusu alametler burçlara delil olarak yaratılmıştır. Böylece şahıs, gözünü onlardan bir varsayım, yani alamete diker. Sonra Felek, bakan kişinin gözünü diktiği bu varsayılmış alametle döner ve kişiden gizlenir. O ise, alamet kendisine gelinceye kadar bulunduğu yerde durur. Böylece, feleğe göre değil, bakana göre, Felek’in bir dönüşü tamamladığı anlaşılır. İşte bu dönüşü, gün diye isimlendirilir[1].
Allah yaratılış alemi için bahsedilen on iki burçta, on iki vali görevlendirmiştir. Onların yeri, bize en uzak felekteki burçlardadır. Böylece uzak feleği, on iki kısma bölmüş, her kısma bu valilerin yerleşimi için bir burç koymuştur. Bu burçlar, şehrin surlarının burçlarına benzer. Allah valileri oraya yerleştirmiş, onlar da bu burçlarda konaklamıştır. Her vali, kendi burcunda bir tahta oturur. Allah onlar ile korunmuş Levha arasındaki perdeyi kaldırmıştır. Böylece Levha’da kendi isim ve mertebelerini ve Allah’ın kıyamet gününe kadar yaratılış aleminde onlar vasıtasıyla uygulayacağı şeyleri okumuşlardır. Bunların hepsi, nefislerinde şekillendiği gibi onlar da değişmez ve başkalaşmaz bir şekilde bu bilgileri öğrenmiştir. Allah bu valilerden her biri için emirlerini vekillerine ulaştıran iki görevli belirlemiştir. Her iki görevli arasında ise onlardan birinin kendisine söylediğini diğerine ulaştıran bir elçi yaratmıştır. Allah, bu valilerin hizmetçileri yaptığı bu kimseler adına ikinci felekte, içinde oturdukları menziller belirlemiştir, onları o menzillere yerleştirmiştir. Bu menziller, Allah’ın kitabında “Ay için menziller takdir ettik” diye isimlendirdiği menzillerdir ve yirmi sekiz menzildir. Başka bir ifade ile Ay, seyrinde her gece sonuncuya varıncaya kadar, bir menzilde konaklar, sonra yeni bir dönüşe başlar[2].
[1] İbn Arabi, Fütuhatı Mekkiyye, Çeviren Ekrem Demirli, İstanbul: Litera Yayıncılık, 3.Cilt, 4. Baskı 2019, syf: 228
[2] İbn Arabi, Fütuhatı Mekkiyye, Çeviren Ekrem Demirli, İstanbul: Litera Yayıncılık, 2.Cilt, 6. Baskı 2020, syf: 393 – 394
Koç Burcu (Aries, Hamel) 21 Mart ve 20 Nisan aralığını kapsayan öncü burçlardandır. Öncü burç olması nedeniyle Ay’ın menzillerinden 3 menzil taşımaktadır. Koç burcunun tabiatı kuru sıcak olup unsuru ateştir ve bu unsurun da öncülüdür. Bu nedenle Koç Burcunda ateş, henüz bir kıvılcım halindedir. Koç Burcu evlerden birinci evi yönetmektedir ve baskın anahtar kelimeleri liderlik, hırs ve öncü olmasıdır. Koç Burcunun tabii hanesi Birinci Ev’dir ve gezegeni Mars (Merih) gezegenidir, dolayısıyla birinci evin yönetici gezegeni de Mars gezegenidir.
Koç Burcu’nun cinsiyeti erkek, madeni demir, günü Salı ve gecesi cumartesidir. Dost burcu ikizler, düşman burcu yengeçtir. Tabiatı itibarıyla koç burcunun düşman unsuru sudur. Ateş, etkin bir unsur olduğundan güçlenerek alev haline geldiğinde adı koyulmamış olan bir düzen olan kaos hakimiyeti ele geçirir. Bu durumda düşmanı olan su unsuru da ateşe karşı güçsüz kalabilir.
Boğa Burcu (Taurus, Sevr) 21 Nisan ve 20 Mayıs aralığını kapsamaktadır. Geçiş burcu olması nedeniyle Ay’ın menzillerinden üç menzil kapsamaktadır. Tabiatı kuru soğuk olup, tabiatı itibarıyla unsuru topraktır ve burada toprak henüz başlangıç aşamasındadır. Bunu şöyle izah edebiliriz; Boğa burcunda denizden yükselen toprak henüz kendisini göstermeye başlamıştır ve gördüğümüz, kara parçasının sadece görünen kısmıdır. Boğa burcu hanelerden İkinci Ev’in tabii sakinidir ve baskın anahtar kelimeleri dayanıklılık, azim ve hırstır. Boğa Burcu’nun yönetici gezegeni Venüs’tür ve dolayısıyla İkinci Ev’in yönetici gezegeni de Venüs’tür.
Boğa Burcunun dost burcu Yengeç, Düşman burcu ise Aslandır. Cinsiyeti dişi, madeni bakır, günü Cuma ve gecesi ise Salıdır. Unsurlardan dostu su, düşmanı ise havadır. Su başlangıç aşamasında olan toprağı besler ve üretmesinde toprağa destek olur. Hava ise erezyona ve toprağın zayıflamasına sebebiyet verir.
İkizler Burcu (Gemini, Cevza) 21 Mayıs ve 20 Haziran tarihleri aralığını kapsamaktadır. Burcun tabiatı nemli sıcak olup unsuru havadır ve hava unsuruna haiz burçların başlangıcını temsil eder, bu burçta hava henüz hafif bir esinti halindedir. Öyle ki güzel bir yaz akşamında, yakamozu izleyerek çayımızı yudumlarken esen sıcak ve sakin akşam rüzgârı gibidir. İkizler Burcu evlerden Üçüncü Ev’in doğal burcudur ve baskın anahtar kelimeleri çok yönlülük ve becerikliliktir. İkizler Burcu’nun yönetici gezegeni olan Merkür, doğal olarak Üçüncü Evin de yönetici gezegenidir.
İkizler Burcu eril bir burçtur, madeni civa, günü Çarşamba ve gecesi pazardır. Dost burcu Aslan, düşman burcu ise Balıktır. Tabiatı itibarıyla düşman unsuru toprak ve dost unsuru ateştir. Ateşi gücünü desteklerken, ateşten güç alır ve toprak hızını ve şiddetini böler, bu unsuru parçalara ayırır.
Yengeç Burcu (Cancer, Seratan) 21 Haziran ve 20 Temmuz tarihleri aralığını kapsamaktadır. Burcun tabiatı nemli ve soğuk olup tabiatı itibarıyla unsuru sudur. Su burçlarının öncülü olan Yengeç Burcunda, su henüz bir damla halindedir. Bu burçta su henüz tam olarak maksimum faydayı sağlayamasa da ufak ufak, zamanla temas ettiğine fayda sağlayacaktır. Yengeç Burcu tabii hanesi evlerden Dördüncü Ev ve yönetici gezegeni Ay’dır. Doğal olarak Dördüncü Ev’in yönetici gezegeni de Ay olacaktır. Yengeç Burcu’nun baskın olan anahtar kelimeleri dişil enerji ve duygusallıktır.
Yengeç burcunun tabiatı dişil, madeni gümüş, günü pazartesi ve gecesi cumadır. Burcun dost burcu Boğa, düşman burcu ise Koç’tur. Tabiatı itibarıyla düşman unsuru ateş ve dost unsuru ise topraktır. Su toprağı geliştirirken, toprakta suyu toplamakta ve barınacak yuva sağlamakta, gelişimi için faydalı olmaktadır. Düşmanı ateş ise dönüşüp, değişmesine ve havaya karışmasına neden olmaktadır.
Aslan Burcu (Leo - Esed) 21 Temmuz ve 20 Ağustos tarihleri aralığını kapsamaktadır. Burcun tabiatı kuru sıcak olup tabiatı itibarıyla unsuru ateşti ve ateş unsurunun ikinci fazı bu burçta karşımıza çıkmaktadır. Henüz kıvılcım halinde bulunan ateş unsuru, Aslan Burcuna geldiğinde artık alev halini almıştır. Ateş burada tam manasıyla özünü bulmuş sıcaklığı ve kuruluğu maksimum seviyelere ulaşmıştır. Aslan Burcu hanelerden Beşinci Ev’in tabii sakinidir ve hem Beşinci Ev’in hem de Aslan Burcu’nun yönetici gezegeni Güneştir. Güneş’in de unsuru ateştir. Aslan Burcunun baskın anahtar kelimeleri hareket ve güçtür.
Aslan Burcu eril, madeni altın, günü Pazar ve gecesi perşembedir. Dost burcu İkizler, düşman burcu ise Boğa’dır. Tabiatı itibarıyla dost unsuru hava ve düşman unsuru ise sudur. Hava ateşin alevlerini arttırır ve besler, hava tamamen yok olduğunda ateşte yok olacaktır. Su ise bilindiği üzere ateşi söndüren ve sakinleştiren bir unsurdur.
Başak Burcu (Virgo, Sünbüle) 21 Ağustos ve 20 Eylül tarihleri aralığını kapsamaktadır. Burcun tabiatı kuru soğuk olup unsuru topraktır. Toprak burçlarının ikinci fazını temsil eden bu unsur başağa gelindiğinde hacmini daha da genişleterek belirgin ve baskın hale gelmiş olur ki benzetme yapılmak istendiğinde bir yarımada şeklini aldığı söylenebilir.
Toprak tüm öğelerin özüdür, bütün göksel ışınların, etkilerin nesnesi, öznesi ve alıcısıdır. Her şeyin tohumları, tohumsal güç etkileri onda saklıdır. Toprak, ilk kaynak gibidir. Her şey ondan kaynar, o merkezdir, temeldir, her şeyin anasıdır. Dilediğiniz ölçüde ayrılmış, yıkanmış, arıtılmış, inceltilmiş toprağı alıp, bir süre açık havada bırakırsanız, göksel güç etkilerle dolu olduğu için, kendiliğinden bitkiler, kurtlar, başka canlılar ortaya çıkar. Ateşle saflaştırılırsa, uygun yıkama ile yalınlığına indirgenirse, onda büyük gizler vardır. Toprak bizim yaratılışımızın tözüdür, bizi onarıp koruyan gerçek ilaçtır[1]. Başak Burcu’nun tabii hanesi ise Altıncı Ev’dir ve burcun yönetici gezegeni Merkür bu hanenin de yönetici gezegenedir. Başak Burcu dişil, madeni civa, günü Çarşamba ve gecesi pazardır. Dost burcu Akrep ve düşman burcu Yay’dır. Tabiatı itibarıyla düşman unsuru hava ve dost unsuru sudur. Baskın anahtar kelimeleri düzen, ayrıntılara takılma ve adanmışlıktır.
[1] Heinrich Cornelius Agrippa, Gizli Felsefe ya da Büyü Felsefesi, Çeviren Levent Özşer, İsanbul: Biblos Kitapevi, Yıldız Matbaa, Cilt 1, 4. Basım 2020, syf: 40
Terazi Burcu (Libra, Mizan) 21 Eylül ve 20 Ekim tarihleri aralığını kapsamaktadır. Burcun tabiatı nemli sıcak olup unsuru havadır. Geçiş burcu olan Terazi’de hava, öncü burçtaki hafif esintiden, daha ziyade hissedilebilir bir rüzgara dönüşmüştür ancak bu rüzgar rahatsızlık verecek kadar sert değil ve hoşnut bırakacak kadar da hoş değildir.
Hava küresinin tabiî yeri, ateş küresinin altında ve su küresinin üstündedir. Kendi yerinde tabiî olarak sakindir ve ancak kendine özgü hareketleri vardır. Sakin oldukça adı, havadır. Hareket ederse ona, rüzgâr derler. Hava unsuru, lâtif şeffaf ve renksizdir. Tabiatı, sıcaklık ve rutubettir. Yükselici özelliğinden dolayı, öteki unsurlara karşıdır. Oluşum ve bozuşumla suretler bulmağa kabiliyetlidir. Çünkü hava, kendi yerindeyken bile, diğer unsurlara dönüşüp başkalaşır.
Terazi Burcu’nun yönetici gezegeni Venüs’tür ve bu burç Yedinci Ev’in tabii burcudur doğal olarak bu evin yönetici gezegeni de Venüs’tür. Eril, madeni bakır, günü Cuma ve gecesi salıdır. Dost burcu Yay, düşman burcu Oğlaktır. Dost unsuru ateş, düşman unsuru topraktır. Terazi için en önemli anahtar kelime adından da anlaşılacağı üzere denge, ölçmek ve değerlendirmektedir.
Akrep Burcu (Scorpio) 21 Ekim ve 20 Kasım tarihleri aralığını kapsamaktadır. Tabiatı nemli soğuk olup, unsuru sudur. Su her şeyi taşıyan, üreten, besleyen, artıran varlıktır ve suyun da hafızası vardır. Mitolojide suyun en güçlü ilk öğe olduğu ve bu nedenle tüm şeylerin suya ihtiyaç duyduğu savunulur. Çünkü su toprağı yutar, ateşi söndürür ve yükseğe çıkarak bulutlara nüfus eder, göğün kendisini oluşturur[1]. Akrep Burcuna gelindiğinde su damla halindeyken bir göle dönüşmüştür ve burcun baskın anahtar kelimeleri yenilenme ve dönüşümdür. Burcun yönetici gezegeni kadim astrologların aktardığına göre Mars, modern astrolojide aktarılanlara göre ise Plüto gezegenidir. Akrep Burcu’nun doğal hanesi Sekizinci Ev’dir ve Sekizinci Ev’in doğal olarak yönetici gezegeni de Mars ve Plüton gezegenidir.
Akrep Burcu; dişil, madeni demir, günü Salı ve gecesi cumartesidir. Tabiatı gereceği düşmanı ateş ve dostu topraktır. Dost burcu Başak, düşman burcu ise Kova’dır
[1] Heinrich Cornelius Agrippa, Gizli Felsefe ya da Büyü Felsefesi, Çeviren Levent Özşer, İsanbul: Biblos Kitapevi, Yıldız
Matbaa, Cilt 1, 4. Basım 2020, syf: 41 – 42
Yay Burcu (Sagittarius, Kavis) 21 Kasım ve 20 Aralık tarihlerini kapsamaktadır. Burcun tabiatı kuru sıcak olup unsuru ateştir. Ateş burada son halini almıştır ki artık alevler sönmüş geri sadece küllerin içerisinde saklı kor taneleri kalmıştır ancak ateş olma, yakma özelliğine hala haizdir ki en ufak temasta tekrar alev halini alma yolunda kıvılcıma dönüşecektir. Ateşin tabiatı, sıcaklık ve kuruluk olup, mutlâk yüce bulunduğundan, öteki unsurlara karşıdır. Yakma ve kapanma kabul ettiğinden, oluşum ve bozuşma, çeşitli şekiller almaya kabiliyetlidir Nitekim kendi yerinden inen parçaları, diğer unsurlara dönüşüp, başkalaşır. Hermes’in dediği gibi harika şeylerin işleyişi için iki şey; ateş ile toprak yeterlidir. İlki etkin, ikincisi edilgindir.
Yay Burcu’nun tabii konağı Dokuzuncu Ev’dir ve bu hanenin yönetici gezegeni burcun da yöneticisi olan Jüpiter gezegenidir. Yay Burcu; eril, madeni kalay, günü Perşembe ve gecesi pazartesidir. Dost burcu Balık, düşman burcu Koç’tur. Tabiatı gereği düşmanı hava, dostu sudur. Yay Burcunun baskın anahtar kelimeleri idealler ve özgürlüktür.
***
Eğitimin İlk Yayınlanma Tarihi: Aralık 2021
Eğitimin İlk Güncelleme Tarihi: Haziran 2022
****
Burçlar ve tabii sakini oldukları evleri hakkında olan bu eğitimimiz Yeni Başlayanlar İçin Astroloji Eğitimi’nin üçüncü bölümünü oluşturmaktadır. Eğitim hakkında konuşmadan önce Burçlar hakkında kadim bilgelerin aktarımlarından bahsetmenin faydalı olacağını düşünüyorum. İbn Arabi, Fütuhattı Mekkiyye adlı eserinde 12 burç ve bu burçların kapsadığı hanelerden şu şekliyle bahsetmiştir;
Allah, Atlas feleğini yaratıp felek döndüğünde, gün ortaya çıkmamış ve varlığı zuhur etmemiştir. Bu durumda o, testide bulunmazdan önce nehirde bulunan testi suyu gibidir. Allah o felekte on iki varsayımsal yer belirleyip takdir edince, onları o felekteki burçlar diye isimlendirdi. Allah şöyle buyurur ; “ Göğe yemin olsun ki.” Gök, sema denilmesinin nedeni, onun yukarımızda olmasıdır. “Burçlar sahibi göğe” ifadesinde Burçlar, söz konusu belirlenmiş ve varsayımsal şeylerdir. Bir şahıs durur ve üzerinde bu felek döner. Bu şahısta söz konusu varsayımları, kendilerindeki bazı belirtilerle görebileceği bir göz yaratılmıştır. Böylelikle, o şahıs bu alametler sayesinde varsayımların bir kısmını, diğerlerinden ayrışır. Söz konusu alametler burçlara delil olarak yaratılmıştır. Böylece şahıs, gözünü onlardan bir varsayım, yani alamete diker. Sonra Felek, bakan kişinin gözünü diktiği bu varsayılmış alametle döner ve kişiden gizlenir. O ise, alamet kendisine gelinceye kadar bulunduğu yerde durur. Böylece, feleğe göre değil, bakana göre, Felek’in bir dönüşü tamamladığı anlaşılır. İşte bu dönüşü, gün diye isimlendirilir[1].
Allah yaratılış alemi için bahsedilen on iki burçta, on iki vali görevlendirmiştir. Onların yeri, bize en uzak felekteki burçlardadır. Böylece uzak feleği, on iki kısma bölmüş, her kısma bu valilerin yerleşimi için bir burç koymuştur. Bu burçlar, şehrin surlarının burçlarına benzer. Allah valileri oraya yerleştirmiş, onlar da bu burçlarda konaklamıştır. Her vali, kendi burcunda bir tahta oturur. Allah onlar ile korunmuş Levha arasındaki perdeyi kaldırmıştır. Böylece Levha’da kendi isim ve mertebelerini ve Allah’ın kıyamet gününe kadar yaratılış aleminde onlar vasıtasıyla uygulayacağı şeyleri okumuşlardır. Bunların hepsi, nefislerinde şekillendiği gibi onlar da değişmez ve başkalaşmaz bir şekilde bu bilgileri öğrenmiştir. Allah bu valilerden her biri için emirlerini vekillerine ulaştıran iki görevli belirlemiştir. Her iki görevli arasında ise onlardan birinin kendisine söylediğini diğerine ulaştıran bir elçi yaratmıştır. Allah, bu valilerin hizmetçileri yaptığı bu kimseler adına ikinci felekte, içinde oturdukları menziller belirlemiştir, onları o menzillere yerleştirmiştir. Bu menziller, Allah’ın kitabında “Ay için menziller takdir ettik” diye isimlendirdiği menzillerdir ve yirmi sekiz menzildir. Başka bir ifade ile Ay, seyrinde her gece sonuncuya varıncaya kadar, bir menzilde konaklar, sonra yeni bir dönüşe başlar[2].
Allah şöyle buyurur; “ Göklerdeki ve yerlerdeki her şeyi size amade kıldı” Tevrat’ta ise şöyle buyurmuştur; “Ey Ademoğlu, Şeyleri senin için seni kendim için yarattım.” Hükümdarın böyle olması gerekir. Her gün, yönettiklerinin halini gözetmelidir. Allah şöyle buyurur; “ O, her gün bir iştedir.” Çünkü Allah gökte ve yerdeki her şeyin hal veya söz diliyle kendisinden istediğidir. Alemi korumak O’na zor gelmez. O, yüce ve büyüktür. El-Melik, sadece mülküyle ilgilenir “Emri gökten yere yönlendirir.” Ve Emri tedbir eder, ayetleri tafsil eder.”[3].
Mealen, Felekte yaratılmış 12 kürsü sabittir ki bunlar 12 hanedir. Bu hanelerin her birinde görevlendirilmiş bir Vali mevcuttur ve bu Valiler ile korunmuş levha (levhi mahfuz) arasındaki perdeler kaldırılmıştır. Güneş ya da Ay temelli astrolojik okumalarda çok önemli bir yer teşkil eden evler, burada bahsi geçen kürsülerdir. Her ne kadar Güneş temelli astrolojik okumalarda, burçlar sabit olsa da Ay temelli astrolojik okumalarda burçların değişken olmasının nedeni bu hanelerin ve Valilerinin sabit, görevlendirilen yardımcılarının ise değişir olmasıdır. Daha net bir ifade ile haneler ve bu hanelerde görevli Valiler sabit değişken iken görevli memurların gezegenler olduğunu düşünürsek, bu kabulle hem Güneş hem de Ay temelli astrolojik okumaların daha çok görevli memurların yani gezegenlerin konum ve durumları tahlil edilerek yapıldığı gözlenir.
Burada önce ki eğitimlerimizde bahsettiğimiz bir hususa tekrar değinmek isterim ki yeni teknolojik gelişmeler neticesinde kadimlerin sürekli üzerinde durdukları 7 kadim gezegen dışında bilim adamları Neptün, Uranüs ve Pluto gezegenlerini de bulduklarını düşündüler ancak buradan da anlaşılmaktadır ki aslında 12 gezegen olduğu kadim bilgeler tarafından bilinmektedir. Sümerlerle alakalı yapılan arkeolojik çalışmalarda da Sümerlerin 12 gezegen olduğunu bildiği bilgilerine ulaşılmıştır. 12 gezegen ise Marduk (Nibiru) gezegeni olarak Sümerler tarafından adlandırılmıştır. Marduk gezegeni de eklenin 12 kürsüde sabit 12 görevli Vali’nin 12. Memuru da ortaya çıkmıştır olur.
Burada 12 Vali’nin görevli 2 memuru arasındaki mesajların iletilmesini sağlayan bir memur daha vardır ki bu memurun vazifesinden ötürü Ay’ın menzilleri ortaya çıkmıştır. Bilindiği üzere Ay, Dünya’ya en yakın olan gezegendir ve Dünya’nın uydusu olma özelliği sadece Dünya ile hareket etmesi değildir. Aynı zamanda nasıl ki televizyonlarımıza uydu antenleri takıyoruz ki gözle göremediğimiz yayınları ekrandan seyredebilelim. Bunun gibi Ay, gök cisimlerinden yayılan ilahi tecelliyi alan ve bunu Dünya’ya yansıtan görevli bir memurdur. Ay menzilleri; İslam, Osmanlı, Vedik ve Pers astrolojisinde büyük önem teşkil etmektedir. Modern astroloji de bilinen ve kullanılan Ay’ın fazları ile özünde aynı konudur. Her menzili İbn Arabi, Esmaül Hüsna’da bulunan Allah’ın bir ismi ile ilişkilendirmiştir. Konu ile alakalı Udemy’de eğitimimiz mevcuttur. Eğer bu eğitimi almadıysanız, Ay’ın fazları eğitimini almanızı da tavsiye ederim.
Burçlar ve haneler eğitime dönecek olursak. Bu eğitimde burçların ve hanelerin genel olarak özelliklerinden bahsedeceğiz. Ancak diğer eğitimlerden farklı olarak bu eğitimde, yorumlarda yapacağız. Yapmış olduğumuz yorumlar belirli bir burçta doğanın genel geçerliliği olan karakteristik olan özellikleri ile alakalı olacak.
Yorum yapmadan önce öncelikli olarak ilk eğitimimiz olan gezegenler eğitiminde edindiğimiz, burcun yönetici gezegeninin genel özelliklerini tekrar edeceğiz. Ardından Ay’ın Menzilleri (Fazları) eğitiminde öğrendiğimiz ve yorumlanacak burca ait olan Ay menzilleri genel olarak tekrar edeceğiz. Ardından her ne kadar sınırlı bilgiye sahip olsak da bu sınırlı bilgilerle dahi yorumlar yapabileceğimizi göreceğiz.
Başarılar dilerim…
[1] İbn Arabi, Fütuhatı Mekkiyye, Çeviren Ekrem Demirli, İstanbul: Litera Yayıncılık, 3.Cilt, 4. Baskı 2019, syf: 228
[2] İbn Arabi, Fütuhatı Mekkiyye, Çeviren Ekrem Demirli, İstanbul: Litera Yayıncılık, 2.Cilt, 6. Baskı 2020, syf: 393 – 394
[3] İbn Arabi, Fütuhatı Mekkiyye, Çeviren Ekrem Demirli, İstanbul: Litera Yayıncılık, 2.Cilt, 6. Baskı 2020, syf: 395