
Gezegenler konusunda daha önce çalışma yapmış ve dolayısıyla gezegenler eğitimimi almamış katılımcılar için, bir kere daha astroloji ilgimin nereden geldiğinden bahsetmek istiyorum.
Medrese zamanlarında hafızlık eğitimi aldığım yıllarda Gizli İlimler Hazinesi adlı eser ile hemhal olduktan sonra bu eserde bulunan Yıldız Name fassı ayrıca ilgimi çekmişti. Daha önce de açıkladığım üzere yıldız name burcumuz, astroloji burcumuzdan farklıdır ki astroloji de sadece doğum tarihi ve saati hesaplamalarda kullanılırken, yıldızname de ise doğum tarihinin dışında annemizin adı da hesaba dahil edilir.
Burada doğum tarihimizin rakamları toplanır ve annemizin isminde bulunan harflerin ebcet hesabındaki rakamsal karşılıkları da toplanarak, doğum tarihimizin rakamlarının toplam değerine eklenir.
Elde edilen sonuç 12 rakamına bölünür ve bu bölümden kalan bakiye bize burcumuzu verir ki örneğin; doğum tarihi ve annemizin isminin rakamsal değerlerinin toplamı 131 ise kalan bakiye 11 olur ve bu 11. burca yani Kova Burcuna işaret eder. Eğer elde edilen toplam değer, 12 ye tam bölünürse bu durumda, soranın yıldızının düşük olduğu söylenir ve yıldıznamesine bakılmaz.
Neyse konuyu uzatmayalım zira eğitimimiz yıldızname eğitimi değil.
Gizli İlimler adlı esere dönersek, çocukluğumdan beri gizli olana, sır olana karşı zaten bir merakım vardı ve kitabın üzerinde “gizli” kelimesi dikkatimi cezbetti ve başladım okumaya. Tabiki bu kitapta astroloji dışında ebced, vekf, remil gibi muhtelif ilimlerde mevcut. Ancak devam eden süreçte bu kitapla sınırla kalmayıp İbrahim Hakkı’nın Marifetname adlı eserini, Şemsül Marifül Kübra adlı eseri ve yayına çıktığı ilk gün İhvan-ı Safa Kardeşliğini ve İbn Arabi’nin Fütuhattı Mekkiyye adlı eserleri de okuyarak inceleyerek Astroloji konusunda kendimce bazı çalışmalar yaptım.
Bu süreçte şunu fark ettim ki astroloji de ne kadar bildiğini düşünürsen düşün, aslında bildiklerin asıl bilginin sadece bir kırıntısı, daha net bir ifade ile kadim bilgelerin bildiklerinin çok ufak bir kısmı. Her şey alegorilerle ve semboller diliyle anlatılmış ve hakiki bilgiye sahip olmanın yolu sadece bilmek değil aynı zamanda da sezmek. Sezgileriniz ne kadar kuvvetli, algı kapılarınız ne kadar açıksa o kadar hakiki bilgi size ulaşmakta.
Bu eğitimleri hazırlarken de asli mottomuz sezgilerimizi arttırmak ki zira sezgilerimizi de bu bilgilerle algı kapılarımızı açarak, idrakimizi arttırarak yüksek seviyelere çıkaracağız.
Tekrar etmekte fayda görüyorum; Sezgisi olmayanın bilgisi olmaz, bilgisi olmayanın cevheri, cevheri olmayanın varışı olmaz ve varışı olmayanın kalacak yeri ve ekliyorum kalacak yeri olmayan aslında yok hükmündedir…
Yani bilgi, var olmaktır.
Yeni başlayanlar için astroloji eğitiminin : Ay’ın Menzilleri kısmında maksimum bilgiyi elde etmeniz ve nasibiniz kadar almanız dileğiyle başarılar dilerim arkadaşlar…
Göbekli tepenin keşfi ile bilinen tarih değişmiştir ancak değişmeyen şey Ay’ın insanı en çok etkileyen gök cisimlerinden biri olduğu ve insanın fizik, metafizik ve sosyal niteliklerini, özelliklerini etkilediğinin o tarihlerde de bilindiğinin, düşünüldüğünün keşfedilmesidir.
Tarihte ne kadar geriye gidersek gidelim kadim milletler için Ay’ın gök cisimleri arasındaki yeri her zaman önem teşkil etmiştir. Bu durumu Eliphas Levi, “Gökyüzünü okumak isteyen bilge, astrolojide etkisi çok büyük olan ayın günlerine dikkat etmelidir. Ay yeryüzündeki manyetik sıvıyı çekip iter ve böylece denizdeki medceziri üretir; bu nedenle ayın evrelerini iyi tanımalı, gün ve saatlerini ayırabilmeliyiz[1].” Tespitiyle Dünya’nın uydusunun Astrolojik okumalarda başarılı olmak için adeta kilidi açacak anahtar kadar önemli olduğunu vurgulamıştır. Kur’an-ı Kerim’de “Ve Ay, kurumuş hurma salkımı dalı gibi bir şekil haline dönünceye kadar ona menziller takdir ettik. (Yasin Suresi, 39. Ayet)” ayetiyle Ay gezegenine vurgu yapmış ve menziller takdir edildiğinden bahsetmiştir. Benzer şekilde Heinrich Cornelius Agrippa, Gizli Felsefe ya da Büyü Felsefesi adlı eserinde Ay’ın öneminden şu cümlelerle bahsetmiştir[2];
“Ay, bütün öteki gezegenlerin, yıldızların etkisini alır ve onlardan aldığını Dünya’ya yansıtır. Son alıcı olduğu için bütün yıldızlar onu etkiler ve üstünlerin etkisini aşağıdakilere aktarır, onları dünyaya boşaltır. Aşağıdaki farklı huylara, devinime, durumu, gezegenlere, yıldızlara, farklı açılara göre ötekilerden daha belirgin biçimde yönetir. Güneşle yaptığı açılara göre, onun özelliklerini alır. İlk çeyrekte sıcak ve nemli, ikincisinde kuru ve sıcak, üçüncüsünde soğuk ve kuru, dördüncüsünde ise soğuk ve nemlidir. Yıldızların en aşağısında olsa bile üstünlerin bütün anlayışlarını ortaya koyar. Ay her şeyi ve her nedeni birbirine bağlar. Her şeyi üstününe bağlar ve hatta her şeyin bağlı olduğu en üstün güce de ulaşabilir. Biz ayın gücü olmadan hiçbir zaman diğerlerinin güçlerini çekemeyiz. Bu nedenle Ay uğurlu bir zamanda diğer bir gezegen ile iyi bir açı yaptıysa o gezenin bitkisi ve taşı fayda sağlamaktadır.”
Ay’ın konaklarının, başka bir ifade ile menzillerinin, diğer gezegenlerle olan ilişkisinin ve yaptığı açıların; Dünya ile olan fiziksel ve metafiziksel bağlantısı, semadan gelen ilahi mesajların ve enerjilerin anlaşılabilmesi için önemli bir yer teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda Ay’ı en iyi şekilde tanımamız, geçmişten bugüne atfedilen değere vakıf olmamız ve edindiğimiz bilgiler vesilesiyle sezgilerle elde edilecek bilgilere kapı aralamamız gerekmektedir.
[1] Eliphas Levi, Metafizik Maji Öğretisi ve Ritüeli, İstanbul : Mavi Kalem Yayınevi, Ezgi Matbaacılık, Cilt 2, Baskı 2018, syf: 202
[2] Heinrich Cornelius Agrippa, Gizli Felsefe ya da Büyü Felsefesi, Çeviren Levent Özşer, İsanbul: Biblos Kitapevi, Yıldız Matbaa, Cilt 2, 3. Basım 2019, syf: 131 – 133
Ayın burçlar kuşağında bir baştan ötekine yirmi sekiz günde kat ettiğini görerek Arap bilgeler, Hintli astrologlar Ay’a yirmi sekiz konak bağışlamışlardır. Bunlar sekiz küreye sabitlenmemiştir, bundan ötürü değişik burçlar ile yıldızlardan başka başka adlar ile nitelikler alırlar. Böylece Ay dolaştıkça onlar aracılığı ile başka başka erkler, güç etkiler alır. Ancak İbrahim Hakkı’ya göre bu konakların her biri on iki derece, bir dakika, yaklaşık yirmi altı saniye içerir. Öncü burçların 0.13.26 – değişken burçların 4.17 ve sabit burçların 9.21 derecelerinin kesit noktalarında aranır. Her derecede Ay 2 saat kalır ki ay her bir dereceyi 2 saatte kat etmektedir.
Ayın menzilleri; Ay’ın durakları, konakları anlamına gelmektedir. İbn Arabi, Fütuhattı Mekkiyye adlı eserinde Ay’a yukarıda da bahsettiğimiz üzere 28 farklı konak belirlemiş ve her konağı Arap Harflerinden bir harf ile eşleştirmiştir. 28 farklı menzile Hurufu Mukat, yani Kur’an harfleri arasındaki bağlantıdan yola çıkarak sınıflandırmıştır. Hicri Takvimde, yani Kameri Takvimde de her gün Arap Alfabesinden bir gün ile eşleştirilmiştir. Ebced hesabında her harfin rakamsal bir karşılığı olduğundan bu eşleştirmeler dikkate alınarak hazırlanan tablolar ile harfler arasında matematiksel bir bağlantı söz konusu olduğu görülmektedir.
Ay’ın burçtaki menzilini tespit etmek isteyen kişi en basit yoluyla Hicri Takvimin günlerini, ilk harf Elif harfinden başlayarak son harfe kadar sınıflandırdığında İbn Arabi’nin menzili şifrelediği harf, o menzilin eşleştiği güne denk gelecektir. Akabinde Miladi Takvimde o gün karşılığına bakabiliriz.
Osmanlı, Arap ve Vedik astrolojisinde sıklıkla kullanılan Ay’ın menzilleri, isimlerini çevresinde bulunan sabit yıldızlardan almışlardır. Bu yıldızlar, Ümmül Esma veya Ekber el Hüsna olarak isimlendirmişlerdir. Ay’ın menzilleri ilmi Keldanilerden, Mısırlılara onlardan Araplara geçmiştir ve böylece devam etmiştir. Pers astrolojisinde de sabit yıldızlar önem teşkil etmektedir ve Ay’ın menzillerinin okunması ile arasında bir ilişki söz konusudur.
İbn Arabi bu menzilin ismini Şartın (Netac) Menzili ve menzilin ismi şerifinin ise el-Bedi olduğunu belirtir. Bu isim ibda edilen (misalsiz yaratılan) her şeye ve ilk akla yönelendir. İlk akıl kalemdir. El-Bedi[1], harflerden Elif/Hemze (ء ا ) ve onun mertebelerini, menzillerden şartin’i var eder ve bu harfin ebced değeri 1 rakamıdır. Nefesten kaynaklanan zati-ilahi yardım ile yönelir. Allah şöyle der; “Göklerin ve yerlerin bediidir.”
Şartin, 0 - 12 derece Koç arasında aranır. Ay’ın bu konağında “Şükrederseniz, arttırırız.” Ayeti gereği yeni şeylere başlanılması, şeylerde eksilmelerin yaşanmasına neden olabilir. Mecbur kalmadıkça yeni şeylere başlamamak gerekir. Allah ayetinde; “ilave yapanlar için ilave vardır” buyurur. İlave ise ancak asıl olan şeyin varlığından sonra düşünülebilir. Asıl olan şey’in miktarı bilinince, ilavenin asıl olmadığı zannedilmesin diye, ilave de öğrenilir. Bu öğretinin ardından yeni bir şeye başlamak yerine süre gelen şeylere odaklanmak, aslın varlığını bilmek ve sonraki konaklarda gelen ilavelerin, asıl olmadığının bilince erişmekte fayda vardır. Bu sezgi; zeki mühendislere yardım eder, sanatlar üreten, garip-bilinmez şekilleri ortaya koyanlardır ve bu konakta yardım alırlar. Ayrıca hürriyet ve kulluk ehline de yardım ulaşır[2].
İbn Arabi Ay’ın bu durağının ismini Süreyya Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin ise El-Batin[1] olduğunu belirtmektedir. El-Batın; doğayı ve doğanın meydana getirdiği alemdeki nefisleri var etmeye yönelir. Bunlar dört hakikatle sınırlıdır. Onların birleşme ayrışmaları bu isimle ilgilidir. Belirlenmiş menzillerden Süreyya Yıldızı ona aittir. Süreyya Menzili, Koç burcunun 25. Derecesi ile Boğa burcunun 8. Derecesi arasında yer alır.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Ayne ( ﻉ ) harfidir ve ebced değeri 70 rakamıdır. Yaratanın iki anlamı vardır; takdir eden ve var eden! Kim yaratmış ise takdir etmiş veya var etmiştir. Bu minvalde bu menzilde sanatçılar için olumlu etkiler vardır. İlahi nispetler içerisinde bilgi, hayat, irade ve söze benzer. Dışta ise tek bir zat vardır. Hayat sıcaklığa benzerken, bilgi soğukluğa, irade kuruluğa ve söz yaşlığa benzer. Güzel sözler ve düşüncülerle atılan adımlardan hayırlı sonuçlar elde edilir. Süreyya ise yedi yıldızdır. Doğa üçüncü mertebededir. O ise dört hakikattir. Toplamında yedi ortaya çıkar ve Süreyya yedidir. Yedi’nin tamlığı bu menzilde başlatılan şeylerin tamlığa ermesine, tamamlanmasına vesile olur[2].
İbn Arabi Ay’ın bu durağının ismini Batin Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin El-Bais olduğunu aktarmıştır. El-Bais[1], korunmuş Levha’yı var etmeye yönelir. Korunmuş Levha, tümel nefs ve tam itidale kavuştuktan sonra düzenlenmiş suretlere kendisinden üflenen ruhtur. Allah bu üfleme vasıtasıyla onlara dilediği suretleri verir. Bu durum “Dilediği her surette” ayetinde belirtilir. Bu menzil Koç burcunun 12. ve 25. Dereceleri arasında aranır.
Bu menzilin Arap Harflerinden karşılığı He ( ﻫ) harfidir ve ebced değeri 5 rakamıdır. Tecellinin nedeni sevgidir, çünkü sevgi, alemin varlık sebebidir. Sema ise onun oluş sebebidir. Bu durumda Ay, bu menzilde iken her koşul için olumlu olduğu söylenir. Sema’nın sevgiyle dolup taştığı bu konakta çoğalma enerjisi hakimdir ve bundan ötürü bereketli bir dönemdir. Kendini bilen, Rabbini bilir; Besmele ise her hayrın başıdır ve bu menzilde Besmele faydalıdır. Çoğalmadan kasıt ise sadece eril ve dişil arasındaki ilişki üzerinden düşünülmemelidir. Çiftçilerin hasadının çoğalması, şarteyn menzilinde bahsettiğimiz üzere asıl olanın kıymeti bilince ilavenin eklenmesi, tacirlerin malının ve sermayesinin çoğalması vb. gibi birçok husus zikredilebilir. Bu menzilde bahsedildiği üzere muhtelif alanlarda da yeni başlangıçlar yapmak olumlu sonuçlar doğuracaktır. Ancak kainatın var oluş sebebinin sevgi olduğunu unutmadan, her ne yaparsak yapalım içine sevgi katarak yapmaya gayret göstermeliyiz[2].
İbn Arabi Ay’ın bu menzilinin isminin Dübüran (Diras) Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin ise El-Ahir[1] olduğunu belirtmiştir. Bu menzilde Allah, heba cevherini yaratmaya yönelir. Cisimlerin suretleri bu cevherde ortaya çıkmıştır[2]. Bu menzil Boğa Burcunun 8.derecesi ve 21. Derecelerini kapsamaktadır.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Ha ( ح ) harfidir ve ebced değeri 8 rakamıdır. Bu menzilde evvel, ilk olanı değil sonradan olanı sevk ve idare eder, sonradan olan ise sonradanlığı nedeniyle heybesinde kaos barındırır ki bu menzil karışıklık içerir. Bu menzilde yolculuklardan kaçınmalı, sırlar ve gizli meselelerin ifşaatına hazır olunmalı, insanların tavır ve davranışlarına eleştirel düşünce ile yaklaşılmalıdır. Ticaret, emlak ve hukuk ile alakalı işlemlerde gerçekleştirilecek faaliyetlerin akıbetleri ise olumlu sonuçlanacaktır.
İbn Arabi Ay’ın bu menzilinin adını Hek’a (Meysan) Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin ise Ez-Zahir[1] olduğunu belirtmiştir. Bu isim tüm cismi var etmeye, görünür kılmaya yönelir. Bu menzil Boğa Burcu’nun 21. ve İkizler Burcunun 4. Derece leri arasında bulunur.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Gayn ( ﻍ ) harfidir ve ebced değeri 1000 rakamıdır. Bilmelisin ki Allah, nefeste ameli gücü yarattığında, onunla tüm heba cevherinde tüm cismin suretini ortaya çıkarmış ve boşluğu doldurmuştu. Dolayısıyla bu konak Heb’a Menzilinin devamı olduğundan benzer olumsuz etkilerle karşılaşılacak ve olumlu olan ticari, emlak ve hukuki meselelerde olumsuz bir hal alacaktır. Ancak zaman, bir zarftır. Bu zarfta Hakk’ın çokluktaki varlığı, her Bir’in salt birliğindedir. Bilgi, kendine göre hakikatini yitirmez ve çokluktaki birliği idrak eden için çokluktaki her zatta kendi hakikatiyle ve kendisi olarak bulunur. Bu minvalde hakiki bilgiyle donanan zat, zamanla hadis olan bilgiden arınır ve farkındalıkla hareket ederek konakların olumsuz etkilerinden korunuz[2].
İbn Arabi Ay’ın bu durağın ismini Nahye (Hen’a) Menzili ve bu konağın ismi şerifi El-Hakim’dir. Bu menzil İkizler burcunun 4. ve 17 derecesi arasında yer almaktadır.
Bu menzilin Arap harflerinde karşılığı Ha ( خ ) harfidir ve ebced değeri 600 rakamıdır. El-Hakim[1], şekli var etmeye yönelmiştir. Bu nedenle bu menzil şekil ve kayıt anlamındaki Hen’a ismi ile de isimlendirilir. Şekillenen ise kendisiyle ortaya çıkan şekille sınırlanmış olan demektir. Allah şöyle der; “Her biri kendi şekline göre amel eder.” Yani her şey kendisine benzeyen şeye göre davranır. Şekillerin izhar ettiği hüküm gibidir meselelerde. Bu durum bilinenin, anlaşılmasını sağlar ve anlayana hayret verir. Benzer, benzerini bilir; zıt ise zıttını bu nedenle cins cinsi çeker ve bu menzilde atılan adımlar, başlatılan işler, beraberlikler olumlu sonuçlanacaktır[2].
İbn Arabi Ay’ın bu menzilin ismini Zira Menzili ve bu menzilin ismi şerifi El-Muhit’dir[1]. Zira menzili İkizler burcunun 17.derecesi ve 0. Yengeç burcu arasında yer alır. El-Muhit arş’ı var etmeye yönelir.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Kaf (ق ) harfidir ve ebced değeri 100 rakamıdır. Arş, mecid, muazzam ve mükerrem (saygın) diye nitelenmiştir. Arş, varlığı kuşatır ve sureti yönünden içi daralır. Ruhaniliği yönünden kendisine baktığında ise sevinç, neşe ve kendi kendine ferahlamayı meydana getirir. Bu nedenle “Rahman olan Allah, Arş’a istiva etti.” Ayeti nüzul olunur. Bu nedenle bu menzilde daha çok ilmi konularda, yardımlaşma ve içe dönme konusunda faydalı sonuçlar alınır. Diğer hususlarda ile beklemekte fayda vardır[2].
Ay bu menzilde konakladığı müddetçe dışarı ile ilgilenmekten ziyade içeriye bakmak gerekmektedir. Kabzedilen şey’in atacağı adımların sonuçlarının hayırlı olmayacağını idrak etmek gerekir.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Kef ( ك ) harfidir ve ebced değeri 20 rakamıdır. İbn Arabi Ay’ın bu menzilinin ismini Nesre Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin ise Eş-Şekür[1] olduğunu belirtir. Nesre, Yengeç burcunun 0 – 12 dereceleri arasında yer alır. Eş-Şekür, Kürsüyü ve iki ayağı var eder. Allah şöyle der; “Onun kürsüsü gökleri ve yeri kuşattı.” Kabzedilen her şey, sınırlanmış, sınırlanmış olan ise engellenmiştir[2].
Bu menzil başlangıcı işaret eder ve başlangıç ise zorlu ve güçtür. Bu nedenle olumsuz etkilere sahiptir. Uç, Taraf menzilinde uyumsuzluk, huzursuzluk, kaos ve husumetler gözlenebilir.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Cim ( ج ) harfidir ve ebced değeri 3 rakamıdır. İbn Arabi Ay’ın bu menzilinin adını Taraf (Uç) Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin ise El-Gani[1] olduğunu aktarır. Bu isim, Atlas Feleğini var etmeye yönelmiştir ve Ed-Dehr isminden yardım alır. Taraf menzili Yengeç Burcunun 12. ve 25. Derecesi arasında yer alır. El-Gani, Atlas feleğini yıldızsız, parçaları birbirine benzer ve dairesel bir şekilde var etti. Varlığıyla yedi gün, aylar ve yıllar ortaya çıktı[2].
Bu menzil güzel ve rahat bir konaktır. Cömertlik, anlayış, kolaylık, destek ve pozitif enerji bu menzilde madum olana intikal eder.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Şın ( ﺵ ) harfidir ve ebced değeri 300 rakamıdır. İbn Arabi Ay’ın bu konağının ismini Cephe Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin ise El-Mukaddim[1] olduğunu nakletmiştir. Bu menzil, Yengeç Burcunun 25.derecesi ve Aslan burcunun 8.derecesi arasında bulunur. El-Mukaddim, menziller feleğini ve cennetleri var etmeye yönelmiştir. Bu isim, feleğin dibinde yıldızların suretlerini takdir eder. Orası cennetin toprağı ve cehennemin çatısıdır. İkiden türeyen menzil ile onun adına yeni bir mizaç ortaya çıkar. Yeniz mizaç, ebeveynden her birisinde bulunmayan bir mizaçtır. Burada garip bir sır vardır. Bu sır, “toplamın birliğidir.” Çünkü toplam, birin birliğinin sahip olmadığı bir etkisi vardır. Alem toplamın birliğiyle meydana gelirken Allah adına zenginlik, bir’in mutlak birliği yönünden gerçekleşir[2].
Ay’ın bu menzili zıtlıkların dahi birlikte buluştuğu, koruyucu, şifa veren, rahmet ve sevgi kapılarının açıldığı, bu dönemde ölenin dahi bereketlendiği ve sonrasında iyi dileklerle anıldığı, aynıyı bırakın zıtlıklar dolu ilişkilerin dahi sevgi ve değer gördüğü bir konak yeridir.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Ya ( ي ) harfidir ve ebced değeri 10 rakamıdır. İbn Arabi, Ay’ın bu menzilinin ismini Keyvan (Nire) Menzili bu menzilin ismi şerifinin ise Er-Rab[1] olduğunu nakleder. Keyvan (Nire) konağı, Aslan Burcunun 8. ve 21.dereceleri arasındadır. Er-Rab, ilk göğü, Beyt-i Mamur’u[2], Sidre’yi[3] ve Halil’i yaratmaya yönelmiştir. Rabbiniz ve babalarınızın Rabbi, göklerin ve yerin Rabbi, doğunun Rabbi, iki doğunun Rabbi, batının Rabbi ve iki batının Rabbi ayetleri bu menzille ilişkilidir. Bu menzilde ölümün kendisi, rahatın kaynağı, sebatta hareketin hızı, süsü ve eziyeti atmak bulunur. Doğada kendisinin zıddı, sabitlikte benzeridir[4].
Ay bu menzilde konakladığından ilim ve sır konular hususunda yapılan çalışmalardan sonuç alınır. İçe dönmek; ruha sahip olan bir beden değil, bedene sahip olan bir ruh olduğunu idrak etmeye çalışmak için güzel bir dönemdir. Bunun dışında kalan hususlarda maddeler dünyası için atılacak adımların akıbeti hayırlı değildir. Bazen durmak, yürümekten ya da koşmaktan daha hayırlıdır.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Dat ( ض ) harfidir ve ebced değeri 800 rakamıdır. İbn Arabi Ay’ın bu durağının ismini Sarfa Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin ise El-Alim olduğunu nakletmiştir. Sarfa menzili Aslan Burcunun 21. ve Başak Burcunun 4. derecesi arasında bulunmaktadır. El-Alim[1], ikinci göğü ve onun feleğini yaratmaya yönelmiştir. Allah şöyle der; “De ki Rabbim, ilmimi arttır.” Kelam bu göğün, diğer göklerin ve feleklerin var olması hakkındadır. Bu feleğe mahsus yıldız, Allah’ın var ettiği ve hareket eden ilk yıldızdır. Varlığı kendisinde ortaya çıktığı için, mutlu olduğu bir menzildir[2].
Bu konakta tutuşan kan olumsuz neticelere sebebiyet verebilse de hamiyet[1] duygusu ile hareket edenler için bu neticeleri bertaraf edebilecek enerjiler vardır.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Lam ( ل ) harfidir ve ebced değeri 30 rakamıdır. İbn Arabi Ay’ın bu durağının ismini Avva Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin El-Kahir[2] olduğunu nakletmiştir. Avva menzili Başak burcunun 0 derecesinden 17 derecesi arasında aranmalıdır. El-Kahir, üçüncü göğün varlığını, feleğini ve yıldızını ortaya çıkartmış, onu Harun’un[3] meskeni yapmıştır. Bu ilahi isim ile Allah emrini göklere vahyetti. Bu emir, kanın tutuşturulması ve hamiyet duygusudur[4].
Ay, bu konakta iken iyi ya da kötü fark etmeksizin herkes başarıya odaklanır, tek gaye başarmaktır ve bu durumda ak koyun kara koyundan ayırt edilemeyecek hale gelir. Bilgi ve eserler hususunda şöhret elde etmek ve başarı sağlamak için güzel bir konaktır.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Nun ( ن ) harfidir ve ebced değeri 50 rakamıdır. İbn Arabi risalelerinde Ay’ın bu durağının ismini Semak Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin En-Nur[1] olduğunu aktarmaktadır. Bu menzil Başak Burcunun 17. Derecesinden sonuna kadardır. En-Nur, dördüncü göğü var etmeye yönelmiştir. Bu gök, alemin ve göklerin kalbidir. İnsan ruhlarının kutbu bu gök’e yerleştirilmiştir ve bu İdris’in[2] ruhudur. Allah, bu göğü yüce bir mekan diye isimlendirdi ve bilgi, türeyenlerdeki eserler bu gökten ve onun sakininden meydana gelir[3].
Ay, bu menzilde konakladığı sürece meditasyon yapan şifa, güzellik, neşe bulur. Bu konakta ev kurmak, bir işe ya da ilişkiye başlamak, ticari ve hukuksal meselelerle ilgilenenlerin akıbeti hayırlı olacaktır.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Ra (ر ) harfidir ve ebced değeri 200 rakamıdır. İbn Arabi, Ay’ın bu durağın ismini Gamr (Gafr) ve bu menzilin ismi şerifinin ise El-Musavvir[1] olduğunu nakletmiştir. Gamr Menzili, Terazi burcunun 0 / 12.derecesi arasındadır. El-Musavvir, beşinci göğü, onun feleğini ve yıldızını yaratmaya yönelmiştir. Allah onda ruhların, cisimlerin ve unsur alemindeki bilgilerin suretlerini izhar etmiştir. Allah bu gök’e Yusuf’u yerleştirmiştir[2].
Ay bu konakta ikamet ederken başarıya ulaşmak kolaylaşır ve her türlü zorluktan kurtulup, selamete ermek mümkün hale gelir.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Tı ( ط ) harfidir ve ebced değeri 9 rakamıdır. İbn Arabi Ay’ın bu menzilinin ismini Zebane (Nerbana) Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin El-Muhsi[1] olduğunu aktarır. Zebane menzili, Terazi burcunun 12. - 25. dereceleri arasında yer aranır. El-Muhsi, altıncı göğü, onun yıldızını ve feleğini yaratır. Allah şöyle der; “Her bir şeyi sayıca saymıştır.” Burada varlığı kast etmiştir. Bu konakta Hz. İsa’yı[2] var etmiştir. Unsurlar aleminde ortaya çıkan duyusal ve manevi her eser, ariflerin kalplerinde meydana gelen her ürün, bu göğün vahyinden meydana gelir[3].
Ay, bu menzilde konakladığı sürede dünyaya gelen insanların çabalarıyla başarı elde etmeleri zordur. Adem, insanın aslıdır ancak Adem’in mirasını insanlık var olduğu müddetçe pay edememiştir. Bu nedenle duyguların zor ve miras, para, borç gibi hususların sıkıntılı olduğu bir konaktır. İnsanın aslının yaşadığı gibi içinde bulunulan koşullar hiç öngörülemeyen biçimde tersine dönebilir.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Dal ( د ) harfidir ve ebced değeri 4 rakamıdır. İbn Arabi Ay’ın bu durağının ismini İklil Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin ise El-Mübin[1] olduğunu nakletmiştir. İklil menzili, Terazi burcunun 25.derecesi ile Akrep burcunun 8. derecesi arasında bulunur. El-Mübin, yakın semayı, yıldızını ve feleğini bu menzilde yaratır. Ruh ve beden olarak meydana gelen her hüküm bu menzildendir. Yakın semaya Allah emrini vahyetmiştir. Bu semaya Adem’i yerleştirmiştir ve Adem, fert ve insandır, türünün aslıdır. Bu durum “sizi bir nefisten yarattık” ayetinde dile getirilir[2].
Ay bu menzilde konaklarken insanlar arasında kaos yaşanması muhtemeldir. Emeklerin bedeli alınamayabilir ve Dünya’ya ulaşan pozitif enerjide tıkanıklıklar söz konusu olabilir. Sağlığımız açısından da enerjilerden kaynaklı dengesizlikler oluşabilir.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Te ( ت ) harfidir ve ebced değeri 400 rakamıdır. İbn Arabi Ay’ın bu konağının ismini Kalp Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin ise El-Kabz[1] olduğunu nakletmiştir. Kalp menzili, Akrep burcunun 8. ve 21. Dereceleri arasında aranır. El-Kabız, Esir’de ortaya çıkan kuyruklu yıldızları yaratmaya ve oradaki yanmalara yönelmiştir. Esir, havaya bitişiktir ve hava yaş, sıcaktır. Havadaki yaşlık esir ile birleşince ona etki eder. Böylece esir, havanın bazı yaş parçalarında tutuşmak üzere hareket eder ve böylece kuyruklu yıldızlar ortaya çıkar[2].
Ay bu menzilde konaklarken içe dönmek, ilahi tecellinin mahalli olan içeriye yönelik çalışmalar yapmak faydalıdır. Hayy olan Allah, kendini bilen içe dönerek ruhsal çalışmalara ağırlık verenlerin olumlu sonuçlar almasını sağlayacaktır.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Ze ( ز ) harfidir ve ebced değeri 7 rakamıdır. İbn Arabi Ay’ın bu durağını Şevle (Şule) ismi ve bu menzilin ismi şerifinin ise El-Hayy[1] olduğunu nakletmiştir. Ay’ın bu konağı Akrep burcunun 21. ve 4. Yay arasında yer alır. El-Hayy, hava unsurunda ortaya çıkan şeyleri var etmeye yönelmiştir. Allah şöyle der; “Ona rüzgarı amade kıldık. Emriyle akar gider.” Hava, sudan daha güçlüdür. Su ise ateşten ve ateş demirden, demir dağlardan, dağlar topraktan. Havadan güçlü yeğane şey, Allah’ın kendisinden yarattığı aklıyla arzusuna boyun eğdiren insandır[2].
Ay, bu menzilde konakladığı sırada insana büyük fırsatlar sunulur. Evvelinde ilim, sır, ruhani arayışlar hususunda gökten akan enerji insanı destekler. Maddeler dünyasında ise ticaret, alış-veriş, siyaset, devletle olan işler gibi her konuda gökten rahmet tecelli eder. Değerlendirilmesi gereken bir dönemdir.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Sin ( س ) harfidir ebced değeri 60 rakamıdır. İbn Arabi Ay’ın bu durağının isminin Neaim Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin El-Muhyi[1] olduğunu nakletmiştir. Yay burcunun 4. ve 17. dereceleri arasındadır. El-Muhyi, su unsurunda ortaya çıkan şeylere yönelmiştir. Allah şöyle der; “Her şeyi sudan canlı yaptık.” Başka bir ayette ise “Size gökten su indirir, onunla temizlenir ve şeytanın pisliğini sizden giderir, kalplerinizi bağlar ve onunla ayakları sabit kalır.” Allah nezdinde indirilmiş suyla kuşku pisliği temizlendiğinde bilgisizlik kiri ve perde kalp üzerinden kalkar[2].
Ay, bu menzilde konaklarken insana ulaşan ağır enerji üzüntü ve yorucu duygu durumlarına sebebiyet verebilir. Enerjinin ağırlığını hisseden alış-veriş yapmaktan uzak durmalı, sosyal mevkiini korumaya çaba göstermelidir.
Bu menzilin Arap harflerindeki karşılığı Sad ( ص ) harfidir ve ebced değeri 90 rakamıdır. İbn Arabi, Ay’ın bu durağını Belde Menzili ve bu menzilin ismi şerifinin ise El-Bedi[1] olduğunu nakletmiştir. Belde menzili Yay Burcunun 17. ve Oğlak Burcunun 0.derecesi arasında yer alır. El-Bedi, yer yüzünde zuhur eden şeyleri var etmeye yönelmiştir. Hak Teala “Arzı iki günde yarattı.” Ve “Onda kuvvetler takdir etti.” buyurmuştur. Hak Teala, onun işlere hükmetmesinden ve akletmesinden haber vermiş ve onu söz ve beyan ile vasıflandırmıştır. Ona söz buyurmuş ve o da sözle cevap vermiştir. Arzı itaat etme ve uygun olanı kabul etme ile nitelendirmiştir. Bu durumda, onun aklının ve ilminin olduğuna delalet eder[2].
***
Eğitimin İlk Yayınlanma Tarihi: Ekim 2021
****
Ayın burçlar kuşağında bir baştan ötekine yirmi sekiz günde kat ettiğini görerek Arap bilgeler, Hintli astrologlar Ay’a yirmi sekiz konak bağışlamışlardır. Bunlar sekiz küreye sabitlenmemiştir, bundan ötürü değişik burçlar ile yıldızlardan başka başka adlar ile nitelikler alırlar. Böylece Ay dolaştıkça onlar aracılığı ile başka başka erkler, güç etkiler alır. Ancak İbrahim Hakkı’ya göre bu konakların her biri on iki derece, bir dakika, yaklaşık yirmi altı saniye içerir. Öncü burçların 0.13.26 – değişken burçların 4.17 ve sabit burçların 9.21 derecelerinin kesit noktalarında aranır. Her derecede Ay 2 saat kalır ki ay her bir dereceyi 2 saatte kat etmektedir.
Ayın menzilleri; Ay’ın durakları, konakları anlamına gelmektedir. İbn Arabi, Fütuhattı Mekkiyye adlı eserinde Ay’a yukarıda da bahsettiğimiz üzere 28 farklı konak belirlemiş ve her konağı Arap Harflerinden bir harf ile eşleştirmiştir. 28 farklı menzili Hurufu Mukat, yani Kur’an harfleri arasındaki bağlantıdan yola çıkarak sınıflandırmıştır. Hicri Takvimde, yani Kameri Takvimde de her gün Arap Alfabesinden bir gün ile eşleştirilmiştir. Ebced hesabında her harfin rakamsal bir karşılığı olduğundan bu eşleştirmeler dikkate alınarak hazırlanan tablolar ile harfler arasında matematiksel bir bağlantı söz konusu olduğu görülmektedir.
Ay’ın burçtaki menzilini tespit etmek isteyen kişi en basit yoluyla Hicri Takvimin günlerini, ilk harf Elif harfinden başlayarak son harfe kadar sınıflandırdığında İbn Arabi’nin menzili şifrelediği harf, o menzilin eşleştiği güne denk gelecektir. Akabinde Miladi Takvimde o gün karşılığına bakabiliriz.
Osmanlı, Arap ve Vedik astrolojisinde de sıklıkla kullanılan Ay’ın menzilleri, isimlerini çevresinde bulunan sabit yıldızlardan almışlardır. Bu yıldızlar, Ümmül Esma veya Ekber el Hüsna olarak isimlendirilmişlerdir. Ay’ın menzilleri ilmi Keldanilerden, Mısırlılara onlardan Araplara geçmiştir ve böylece devam etmiştir. Pers astrolojisinde de sabit yıldızlar önem teşkil etmektedir ve Ay’ın menzillerinin okunması ile arasında bir ilişki söz konusudur.