
ENGLISH FOR BEGINNERS (YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNGİLİZCE)
MS 1
PERSONAL PRONOUNS (KİŞİ ZAMİRLERİ)
I Ben
You Sen
He O (erkek)
She O (kadın)
It O (cansız ve hayvan)
We Biz
You Siz
They Onlar
A/ AN, THE
a : Okunuşu sessiz harfle başlayan sözcüklerin önünde
an : Okunuşu sesli harfle başlayan sözcüklerin önünde “bir, herhangi bir” anlamını vermek için kullanılır.
a book/ a university bir kitap/ bir üniversite
an apple/ an hour bir elma/ bir saat
I am a teacher. (Ben öğretmenim.)
I am an engineer. (Ben mühendisim.)
the : Önceden varlığını bildiğimiz, daha önce sözü edilmiş olan ya da tek olan belirli isimlerin önünde kullanılır.
(İngilizcede genel itibariyle “kimden/ neden bahsedildiği belli ise” o ismin önünde “the” kullanılır.)
Karşılaştır:
-Open a window. (Bir pencere aç.)
-Open the door. (Kapıyı aç.)
SINGULAR/ PLURAL (TEKİL/ ÇOĞUL)
İngilizcede bir isim, çoğul yapılırken temel kural ismin önündeki “a” veya “an” kalkar, onun yerine ismin sonuna Türkçe’deki “-ler, -lar” çoğulluk ekine karşılık gelen “-s” takısı eklenir.
SINGULAR PLURAL TEKİL ÇOĞUL
a book books bir kitap kitaplar
an apple apples bir elma elmalar
-The teacher is ready. (Hoca hazır. )
-The students are ready. (Öğrenciler hazır.)
MS 4
“BE” (OLMAK)
a) Genel/ Konuşma anı (am/ is/ are)
I am -I am a teacher now. (Ben şimdi öğretmenim.)
He/ She/ It is -He is a teacher now. (O şimdi öğretmen.)
We/ You/ They are -You are a teacher now. (Sen şimdi öğretmensin.)
b) Geçmiş (was/ were)
I/ He/ She/ It was -I was a student last year. (Ben geçen yıl öğrenciydim.)
We/ You/ They were -You were a student last year. (Sen geçen yıl öğrenciydin.)
NOT: “be” yapısı temel olarak 3 şekilde kullanılır.
1- İsimlerle : I am a teacher. (Ben bir öğretmenim.)
2- Sıfatlarla : I am happy. (Mutluyum.)
3- Yer ifadeleriyle: I am at school. (Okuldayım.)
*Bazen zaman ifadeleriyle de kullanılabilir.
-The match is on Sunday. (Maç Pazar günü.)
MS9/ temel
SAHİPLİK
İnsanlarda sahiplik anlamı “’s” ile verilir.
-This is Ali’s car. (Bu Ali’nin arabası.)
Cansızlarda sahiplik anlamı “of” ile verilir.
Karşılaştır:
-The teacher’s name is Mustafa Sarıkaya. (Hocanın adı Mustafa Sarıkaya.)
-The name of the course is ELITE. (Kursun adı ELİT.)
MS10/ temel
COUNTABLE AND UNCOUNTABLE NOUNS (SAYILABİLEN VE SAYILAMAYAN İSİMLER)
İngilizcede isimler sayılabilen ve sayılamayan olarak ikiye ayrılır.
Sayılabilen isimler tekil ya da çoğul olarak kullanılır : a book (bir kitap), two books (iki kitap) Sayılamayan isimlerde ise tekillik ya da çoğulluk yoktur: a cheese ( peynir), two cheeses ( peynir)
TENSE’LERDE (4 x 3 = 12)
A) SIMPLE : Basit/ Sıradan 1) PRESENT: şu an (genel)
B) CONTINUOUS : Süreklilik (O an) 2) PAST : geçmiş
C) PERFECT : Daha öncesi 3) FUTURE : gelecek
D) PERFECT CONTINUOUS: Daha öncesindeki süreç
SIMPLE PAST (olumsuz [-] ve soru [?] yaparken “did” kullanımına dikkat edilmelidir.)
(+) I went to school yesterday. (Dün okula gittim.)
(-) I didn’t go to school yesterday. (Dün okula gitmedim.)
(?) Did you go to school yesterday? (Dün okula gittin mi?)
Why did you go to school yesterday? (Dün niçin okula gittin?)
MS 26
ZORUNLULUK ZORUNLULUĞUN ORTADAN KALKMASI YASAKLAMA
1- must : otorite; konuşan kişi (yapmalısın)
A commander: You must shout. (Bir komutan: Bağırmalısın.)
2- have to/ has to : otorite; konuşan kişi değil başkası (yapmalısın)
A soldier to another one: You have to shout. (Bir asker diğerine: Bağırmalısın.)
3- *don’t have to/ don’t need to/ needn’t: zorunluluğun ortadan kalkması (yapmana gerek yok)
-You don’t have to shout. I’m not deaf. (Bağırmana gerek yok. Sağır değilim.)
(*He/ She/ It zamirleri ile “don’t have to” yerine “doesn’t have to”, “don’t need to” yerine “doesn’t need to” kullanılır.)
4- mustn’t : yasaklama (yapmamalısın)
-You mustn’t shout. Here is a hospital. (Bağırmamalısın. Burası hastane.)
HAVE TO/ HAS TO (“Simple Present” mantığı geçerli)
(+) I have to get up early. (Erken kalkmak zorundayım.)
(-) I don’t have to get up early. (Erken kalkmama gerek yok.)
(?) Do you have to get up early? (Erken kalkmak zorunda mısın?)
(+) Ali has to get up early. (Ali erken kalkmak zorunda.)
(-) Ali doesn’t have to get up early. (Ali’nin erken kalkmasına gerek yok.)
(?) Does Ali have to get up early? (Ali erken kalkmak zorunda mı?)
HAD TO (“Simple Past” mantığı geçerli)
(+) I had to get up early in high school. (Lisedeyken erken kalkmak zorundaydım.)
(-) I didn’t have to get up early in high school. (Lisedeyken erken kalkmak zorunda değildim.)
(?) Did you have to get up early in high school? (Lisedeyken erken kalkmak zorunda mıydın?)
TAVSİYE
*“should” ve “ought to”; sıradan tavsiye, “had better”; biraz daha kuvvetli tavsiye anlamı verir.
-You should/ ought to learn English. (İngilizce öğrensen iyi olur.)
-You had better learn English. (İngilizce öğrensen iyi olur.) (Öğrenmezsen sıkıntı olur.)
CAN
1- yetenek: “can” ya da “am/ is/ are able to”
-I can speak English./ I am able to speak English. (İngilizce konuşabiliyorum.)
2- izin: “can” ya da “am/ is/ are allowed to”
-Visitors can feed the animals./ Visitors are allowed to feed the animals. (Ziyaretçiler hayvanlara yiyecek verebilir.)
3- olasılık: “can” ya da “it is possible”
-I can attend the meeting tomorrow. It is possible for me to attend the meeting tomorrow. (Yarın toplantıya katılabilirim.)
4- öneri: (nadiren kullanılır)
-We can go to ELITE ENGLISH COURSE. (ELİT İNG. KURSU’na gidebiliriz.)
*“rica” anlamında da “samimiyet” söz konusu olduğunda kullanılabilir.
-Can you help me? (Yardım edebilir misin?)
COULD
1- geçmişteki yetenek: “could” ya da “was/ were able to”
-I could play football well in high school./ I was able to play football well in high school. (Lisedeyken iyi futbol oynayabilirdim.)
2- geçmişteki izin: “could” ya da “was/ were allowed to”
-I could drive my father’s car in high school./ I was allowed to drive my father’s car in h.s. (Lisedeyken babamın arabasını kullanabilirdim.)
3- olasılık: (“present, future” anlam taşır)
-I could attend the meeting tomorrow. It is possible for me to attend the meeting tomorrow. (Yarın toplantıya katılabilirim.)
4- öneri: (“present, future” anlam taşır)
-We could go to ELITE ENGLISH COURSE. (ELIT ING. KURSU’na gidebiliriz.)
*“rica” anlamında da “nezaket” söz konusu olduğunda kullanılabilir.
-Could you help me? (Yardım edebilir misiniz?)
Marka İngilizce, Türkiye’de uygulanan YDS, YÖKDİL ve benzeri akademik dil sınavlarında hedef odaklı başarı sağlamak için tasarlanmış, kapsamlı ve sonuç odaklı bir eğitim programıdır. Program, alanında deneyimli eğitmen Mustafa Sarıkaya tarafından titizlikle hazırlanmış olup, İngilizceyi “zorunlu bir engel” olmaktan çıkarıp “yönetilebilir ve ölçülebilir bir başarı alanına” dönüştürmeyi amaçlar.
Eğitim yaklaşımımızın merkezinde, öğrencinin ihtiyaçlarına göre yapılandırılmış öğrenci merkezli sistem yer alır. İçerik, temel dilbilgisi konularından başlayarak adım adım ileri düzeye taşınır; her konu kısa, net ve sınav odaklı anlatımla işlenir. Karmaşık görünen gramer yapıları, pratik yöntemlerle sadeleştirilir ve sınavlarda doğrudan kullanılabilecek tekniklere dönüştürülür. Böylece katılımcılar yalnızca bilgi edinmez, aynı zamanda bu bilgiyi doğru zamanda doğru şekilde kullanma becerisi kazanır.
Programda; soru çözüm stratejileri, zaman yönetimi, okuma-paragraf teknikleri, kelime öğrenme yöntemleri ve sınav psikolojisini güçlendiren uygulamalar bir bütün olarak sunulur. Katılımcılar, düzenli tekrar planları ve hedef takip sistemi sayesinde gelişimlerini somut olarak izleyebilir.
Marka İngilizce, kısa sürede yüksek verim almak isteyen öğrenciler, akademik kariyer hedefleyenler ve dil sınavlarında puanını yükseltmek isteyen herkes için güçlü bir yol haritası sunar. Eğer siz de İngilizce sınavlarında daha özgüvenli, daha hızlı ve daha doğru sonuçlar elde etmek istiyorsanız, doğru yerdesiniz.
Hedefiniz puan yükseltmekse, yönteminiz Marka İngilizce olsun.
Mustafa SARIKAYA ile temelden detaya. Marka olmak için doğru yerdesiniz.