
Özellikle pandemiden bu yana geçirdiğimiz birkaç yıl içerisinde sadece iş kavramı değil, okul, alışveriş, sağlık, sosyalleşme gibi uzunca bir zamandır hayatımızın temel düzenini oluşturan yerleşik kabul ve alışkanlıklarımız sil baştan değişti.
Bu büyük değişim rüzgarı işin ne olduğu, nerede, ne zaman ve hangi kurallara bağlı olarak yapılacağı da yönetici, mesai ve işveren gibi bugüne kadar iş dünyasının çerçevelerini belirleyen kavramları da önüne katarak esti geçti.
Yetenek kıtlığının son 20 yıllık rekorları kırdığı, personel devir oranlarının fırladığı, aday bulmanın ise her zamankinden daha zorlaştığı günümüzde deneyime yatırım yapmak sadece iyi değil bence artık tek yol.
Bu bölümde bu eğitimde sizi nelerin beklediğinden ve neden bu eğitimi süratle almanız gerektiğinden bahsedeceğiz.
Ne kadar da zor bir soru.
Deneyimi tarif edip tanımlamaya çalışırken aslında tamamen kişiye özel, duyguları, düşünceleri, anıları, tüm geçmiş öğrenmeleri ve geleceğe dair beklentileri içinde barındıran bir kavramdan bahsediyoruz.
Bu bölümde deneyimin tanımını yapıp bu tanımın bizim için neden önemli olduğundan bahsedeceğiz.
Deneyimin duygular ve anılar ile nasıl bir ilişkisi var?
Yaşadığımız deneyimler hem günlük, farkında olmadan verdiğimiz hem de bizim için önemli, kritik kararları nasıl etkiliyor?
Bu bağlantıları kurabilmek sadece çalışan deneyimi alanında değil, tüm deneyim tasarımı çalışmaları için oldukça kritik.
Gelin bu bölümde tüm soruların yanıtlarına beraberce bakalım.
Deneyim tasarımı ve yönetimi aslında uzunca bir süredir var olan ancak özellikle pandemiden bu yana sesini güçlü bir şekilde duyurmaya başlayan bir disiplin.
Pek çok saygın kurum tarafından çıkarılan rapor ve araştırma deneyim tasarımı ve yönetiminin önümüzdeki kısa / orta vadede iş dünyasında kendisine ciddi bir yer edineceğinden bahsediyor.
Aynı araştırmalar insan kaynakları mesleğinin ve uzmanlık dalının da bir deneyim merkezi olarak değişip dönüşeceğini ifade ediyor.
Peki ama deneyimi özellikle içinde bulunduğumuz zamanlarda bu kadar öne çıkarak etkenler neler?
Deneyimin nasıl olup da böylesine önem kazandığını gelin bu bölümde beraberce konuşalım.
Çalışan deneyimi sadece ülkemizde değil, tüm dünyada çokça konuşulan ancak azca bilinen oldukça genç bir disiplin.
Çalışan deneyiminin henüz dünya çapında sahibi olan bir çatı organizasyon yok. Bu sebeple tanımı, kuralları, yöntem, metot ve araçları halen bir norma kavuşmamış durumda.
Bu sebeple çalışan deneyiminin hali hazırda pek çok farklı tanımı bulunuyor.
Bu bölümde çalışan deneyiminin ne olduğunu konuşup kavramları sağlıklı ve dünya çapında deneyim profesyonellerinin kullandığı terminoloji ile uyumlu hale getireceğiz.
Çalışan deneyiminin büyük kız kardeşi olarak adlandırdığım müşteri deneyimi (CX) alanındaki önemli mantralardan bir tanesi olan müşteriyi olduğu yerde karşılamanın ne olduğunu ve bu ifadenin çalışan deneyimindeki karşılığını bu bölümde ele alacağız.
Deneyim tasarımı, tasarım odaklı düşünme ile, tasarım odaklı düşünme de empati ile başlar.
Çalışanla empati kurmak için çalışanın içinde bulunduğu koşulları net olarak anlamak, beklenti, ilgi, istek ve ihtiyaçlarını doğru yorumlayabilmek doğru sorunları tespit edip, anlamlı çözümler üretmek için kritik.
Bu bölümde çalışanın pandemi yolculuğundaki ayak izlerini verilerle takip edeceğiz.
Pandemi iş ile ilgili bildiğimiz her şey hallaç pamuğu gibi kaldırıp attı.
Bugün iş dünyasına yön veren pek çok önemli kurum ve kuruluşun lideri işin ne olduğun, hangi kurallarla, nerede, nasıl ve ne zaman yapılacağı ile ilgili yerleşik kabullerin değişmesi gerektiğini düşünüyor.
Böyle bir değişim içerisinde insan kaynakları müşterisinin beklenti ve ihtiyaçlarına uyum sağlayarak değişim dönüşmek zorunda.
İnsan kaynakları fonksiyonunun gerek bir uzmanlık dalı gerekse de bir meslek olarak müşterisine sunduğu değer önermesi özünde yüz yıldır aynı.
Ancak bu değer önermesi günümüz beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamakta artık açıkça zorlanıyor.
İnsan kaynaklarının müşterisi ile olan ilişkisi de yorgun ve yıpranmış gözüküyor. Çalışanın da liderlerin de aklında İK ile olan ilişkileri konusunda ciddi soru işaretleri var.
Pek çok anket sonucuna göre insan kaynakları profesyonellerinin kendileri de pek iyi durumda gözükmüyor.
Gelin bu bölümde insan kaynaklarının yakın gelecekteki mecburi istikametini konuşalım.
İnsan kaynaklarının yüz yıllık kozasından değişip dönüşerek bir deneyim merkezi olarak çıkabilmesi için üç önemli ön şart bulunuyor.
1. İş tanımı
2. Yetki alanı
3. Bakış açısı
Bu bölümde bu gerekliliklerin her birisine detaylıca bakacağız.
Eğitim ve danışmanlık seanslarımda sıklıkla karşılaştığım, birbirine çokça karıştırılan terimler.
Bağlılık çalışmalarına sadece Amerika'da yıllık yapılan yatırım 1 Milyar USD.
Ancak bağlılık oranları son yirmi yıldır yerinde sayıyor.
Üstelik yerinde saydığı yer de dünyada %20, ülkemizde ise ancak %16.
Son 40 yıldır yapılan bağlılık çalışmaları belli ki pek de meyve vermiyor.
Peki ama insan kaynakları için deniz bitti mi?
Bu bölümde bağlılığın deneyimle olan ilişkisini herkes için netleştirmiş olacağız.
Pandemi ile birlikte dünyada son yirmi yılın rekorunu kıran yetenek kıtlığı, çalışan devri ve tutundurma oranları kurumları hem çalışanı elde tutma hem de aday bulma konusunda tam bir dar boğaza sürüklüyor.
İşin ne olduğu, nasıl, ne zaman, nerede ve hangi kurallarla yapıldığı gibi kabullerimizin tepe taklak olduğu günümüzde çalışanların pandemi öncesi ile karşılaştırıldığında bugün bambaşka beklenti ve ihtiyaçları var.
Pandemi öncesi çalışana sunulan değer önermelerinin bugün artık açıkça karşılık bulmadığı gün gibi aşikar.
Deneyime yatırım yapmak, çalışanın kurumlarla geçirdiği kariyer süresinde yaşadığı çalışma deneyimini yükseltmek sürdürülebilir bir kurumsal geleceğe dönük elimizdeki tek geçer akçe.
Bu eğitim Türkiye'nin çalışan deneyimi üzerine yazılmış ilk ve tek Türkçe yayınlanmış kitabı olan Çalışan Deneyimi: Mutlu Çalışanlar, Mutlu Müşteriler, Mutlu Şirketler üzerine kurgulandı.
İçerisinde Türkiye'de ilk ve tek, dünyada da üçüncü yapılandırılmış çalışan deneyimi modeli olan Çalışan Deneyiminde 5A Modeli de bulunan bu eğitim, çalışan deneyimine bugün güçlü bir farkındalık elde ederek başlamak isteyen herkes için faydalı bir kaynak.
Veri bazlı, genç bir disiplin olan çalışan deneyimi gerek ülkemizde, gerekse de dünyada çokça konuşulan ancak azca bilinen bir alan.
Bu alanda kendisini geliştirmek isteyen tüm profesyonellere ve deneyime yatırım yapmak isteyen tüm kurum ve kuruluşlara doğru, temiz ve dünyada konuşulan deneyim tasarımı ve yönetimi terminolojisiyle uyumlu bilgiye erişim sağlamaları adına bu eğitimi gönülden tavsiye ediyorum.
21 bölümden ve 86 dakikalık aktarımdan oluşan bu eğitim çalışan deneyimine başlangıç için oldukça doyurucu olacaktır.