
Sunum yaparken insan beyni nasıl çalışır? Ne derler baskısını nasıl yeneriz? Sunum korkularını yenmenin yollarını bu kursta sizinle paylaşıyoruz.
Sunumlarda sürekli geri bildirim almak için kullanabileceğiniz anket formu
Çekici bir giriş sizin sunumunuzu hem ilgi çekici kılacak hemde katılımcılar inter aktif etkileşime girecektir. Her sunumu organik ve kendini geliştiren bir canlı olarak düşünün. Gruba ve içinde bulunduğunuz ana yönelik sürekli güncelleme ve sürprizler yapabilirsiniz.
Yetişkinlikler geçmişle eşleştirler. Yetişkin gruplara sunum yapmak ve ikna etmek için neler yapabiliriz?
Görsellik ve sunum teknikleri
Sunumda görsellik hem satış alanında hem de etkilemede önemli rol oynar. Göz ile beyin arasındaki bağlantı kulak ile beyin arasındaki bağlantıya göre 22 kat daha yüksektir.
Erdem Karagöz görselliğin iknada karar vericileri etkileyen en önemli faktör olduğunu paylaşmaktadır.
Sunumlarda Hikâye Anlatıcılığı
Hikaye anlatıcılığı kurumsal eğitim verenler için çok önemlidir. Sunumlarda hikâye anlatma derinliğiniz ne kadar yüksekse iz bırakma olasılığınız o kadar iyidir. Hikâyelerin hipnotik bir dili vardır, buzları kırar ve çatışmaları önler. İlgiyi artırmak ve kitlenizi sürekli oyunda tutmak için hikâye anlatıcılığı büyülü bir çözümdür.
Öğrenmenin en iyi yolu hikâyeler ile bağlar kurmaktır. Öğrenme ve akılda kalmada hikâyeler müthiş bir zihin haritasıdır. Hikâye kurgusu ile yapılan anlatımlarda daha az soru ve sorunla karşılarız. Hikâyelerde hep merak vardır bitse de gitsek dedirtmez. Cebinizde her zaman konuya uygun hikâyeleriniz olmalıdır. İknada hikâyelerle güçlü etkileşim sağlayabilirsiniz.
Hikâyeler beynin bağdaştırıcısıdır.
Odaklanma ve ilgiyi yüksek tutar
İnteraktif etkileşimi artırır, samimi ortam sağlar
Fikir alışverişi sağlar, ortamda hem dinleme kalitesi hem de konuşma cesareti artar.
Hayal kurma becerisi gelişir
Anlatıcının ses tonu ve bedeni dili duygu yoğunluğu ile daha belirginleşir.
Herkesin kendini ifade etmesi kolaylaşır.
İkna kötü bir kavram mı? İkna, inançları, tutumları, niyetleri veya davranışları değiştirmeye yönelik iletişim sürecidir. İkna girişimi bilinç ve bilinçaltına yönelik sözel ve sözel olmayan mesajların kullanımıdır. İnanılır olmanın ikna etmenin yolu sürekli yaptığımız eylemlerin kendi lehimize olmamasıdır. Kazan kazan felsefesi olduğu sürece ikna psikolojisini yönetebilirsiniz. İknada bir hazırlık süreci vardır.
Kendinizi fiziksel, zihinsel hazırlamanız gerekir. İknada koçluk bakışı çok işe yarar. Empati özelliğiniz çok gelişmiş olmalıdır. Karşınızdaki kişinin ne istediğini doğru anlamanız gerekir. Onun dilini ve beden dilini kullanmanız gerekir. Mental olarak hazırlanmanız gerekir. Karşınızdaki kişinin o anki durumunu alabilmek için zihinsel hazırlık gerekir.
İnsanlar ne ile ikna olur? Kaybetme korkusu ve kazanma arzusu insanların sıcak düğmeleridir. Tabi ki başka sıcak düğmeleri vardır. Bunları keşfetmeniz gerekir. İkna için kişilik tipini iyi tanımanız gerekir. İkna edeceğiniz konuya ne kadar inanırsanız o kadar etkili heyecan transferi yaparsınız. Tutkularınızı bedeniniz, zihniniz, ruhunuz dışa yansıtırsınız.
O nedenle iknanın ön hazırlığını oldukça ciddiye almak gerekir. İkna sürecinde öz değerlerimiz ile ret edilme korkusu sürekli çatışır. Bu iki değer ters orantılıdır. İşte bu noktada bilinç ve bilinçaltını açmak gerekir. Bilinç tanımlar, karşılaştırır, karar verir ve analiz eder. Bilinçaltı depolar ve geri verir. Kendinizi nasıl algıladınızsa bilinçaltı öyle depolar ve geri verir. Önce kendi değerimizin farkına varmalı ve %98 lik bir okyanus olan bilinçaltımızın deposuna kaliteli olduğumuz mesajını iletmeliyiz.
Doğru mesaj iletirsek bunu öz değerimizin farkına varmada kullanırız. O zaman başkalarını çok daha kolay ikna edecek güce sahip oluruz. Öz değer kendini nasıl hissettiğin öz imaj kendini nasıl düşündüğündür. Biri duygularla diğeri mantıkla ilişkilidir. İkna sürecinde ret edilme korkusunu yenmenin en iyi yolu; ret edilmeyi kişisel algılamamaktır. Ret edilen siz değilsiniz. O an, o olay. Bu nedenle ret edilmeyi içselleştirmemek gerekiyor. Bu gün istediğiniz olmadığında bu başka zaman olmayacak anlamı taşımıyor. İkna sürecinde başkası olmayın, oynamayın, rol yapmayın. Kendiniz olun. Neyseniz o olun. Yoksa yakalanırsınız. İkna ederken sol ve sağ beyne aynı anda çapraz sorular sorun. Duygu ve mantık yoğunluğu yaşatın. His sorularını analitik sorular ile besleyin. Karşınızdaki kişiyi konuya dâhil edin, kelimeler ile kelimeler altındaki gerçekleri keşfedin. Görünen ihtiyacının arkasındaki ihtiyacı belirleyin.
Kısacası ikna yaşamın her anında bizimle olan bir iletişim sürecidir. Bunu doğru kullanan kişiler takipçilerini artıran liderlerdir. İşlerini doğru yapabilen kişilerdir. Bunu iyi yönetmek için belirli tekniklerinin yanı sıra iyi bir dinleyici, sırdaş, dil sihirbazı, tutkulu bir partner ve zeki bir insan olmak gereklidir.
Amigdala beynin temporal lobunda bulunan badem şeklindeki bir bölgedir. Şeklinin bademe benzemesinden dolayı bu bölgeye amigdala ismi verilmiştir. Çok küçük bir hacme sahip olmasına rağmen hayatta kalmamızda çok büyük görevler üstlenir. Bellek, karar verme ve korku, agresiflik gibi duygusal süreçlerin kontrolünde çok önemli rol alır. Beynin her iki yarımküresinde de bulunan amigdala limbik sistemin başlıca elemanlarından biridir.
Amigdalanın yapısına baktığımızda nöron kümelerinden oluştuğunu görürüz. Bu kümeler çok önemli görevler icra ederler. Bunların bazıları bazolateral kompleks, kortikal çekirdek, medial çekirdek, merkezi çekirdektir. Bazolateral kompleks de kendi içinde lateral, bazal ve yardımcı bazal çekirdekler olarak üçe ayrılır.
Beynin her iki yarısında da bir amigdala bulunur. Bunlar yapı olarak birbirlerinin simetrisidir. Ancak işlevsel olarak aralarında bazı farklar bulunur. Beyne elektrik akımı verilen çalışmalarda sağ ve sol amigdalanın farklı işler yaptığı görüldü. Sağ amigdala olumsuz duyguları işlemekten sorumludur. Özellikle korku ve mutsuzluk duygusu burası tarafından tetiklenen duygulardır. Buna karşın sol amigdala olumlu duyguları veya korku gibi olumsuz duyguları tetikliyor. Bazı çalışmalar sol amigdalanın beynin ödül mekanizmasında da görev aldığını gösteriyor.
İki amigdala da duyguları algılama ve işleme biçimimizle ilgili özel bir işleve sahiptir. Bunların birbirlerinden bağımsız bellek sistemleri vardır. Ancak duyguları yorumlamak ve depolamak için birlikte hareket eder. Sağ yarımküredeki amigdala olumsuz duygularla ilişkilidir. Korkuya bağlı koşullanma tam olarak bu bölgede gerçekleşir. Örneğin 8 yaşında bisikletle geziyorken bir anda arkanızdan bir köpek sizi kovalamaya başladı ve siz de kaçmaya başladınız. Sağ amigdalanız hemen bisiklet üstünde köpeklere karşı sizi korkmaya koşulladı. Mis gibi travma.
Sağ amigdala bildirimsel bellek ile de ilişkilidir. Bildirimsel bellek geçmiş tecrübeleriniz ile ilgili bilgileri bilinçli olarak çağırdığınız bellek türüdür. Örneğin sevgilinizle ilk buluşmanız boğaz manzaralı bir restoranda olmuştu. Bildirimsel bellek sayesinde restoranın ismini hatırlarsınız, ya da hatırlamazsınız. Bu bildirimsel belleğin alt kümesinde olaysal belleğin görev alanına girer. O restoranda yaşadığınız bütün anıların duygusal bileşenleri ise sağ amigdalanın süzgecinden geçer.
Amigdalanın Gelişim Süreci
Tüm insanların beyni bebeklik çağlarında çok etkin bir gelişim süreci izler. Doğumda var olan sinapsların çoğu 3 yaşına girdiğinizde kaybolur. Hayatın ilk yıllarında kadınların limbik yapıları erkeklerinkinden daha hızlı bir şekilde gelişir. Kadınlarda amigdala 1,5 yılda tam olarak gelişirken erkeklerde bu süre daha uzundur. Erkeklerin amigdalasının gelişim süreci kadınlardakinden daha yavaştır.
Erkek ve kadınlardaki farklar sadece süre ile sınırlı değildir. Cinsiyete bağlı farklar hormonal ve nörolojik değişimleri de kapsar. Amigdala androjen reseptörler bakımından çok zengindir. Bu reseptörler testosterona etkili bir şekilde bağlanırlar. Testosteron reseptör bağlanması gerçekleştiğinde DNA aktivasyonu başlar. DNA’yı tetikleyecek hücre içi sinyal mekanizmaları etkinleşir. Kadınların erkeklerden daha düşük testosteron seviyesine sahip olduğunu biliyoruz. Bu durum farklı cinsiyetler arasında amigdalanın farklı büyüklükte olmasına neden olur. Amigdaladaki gri madde miktarının belirlenmesinde testosteron önemli bir rol oynar.
Amigdala Ne İş Yapar?
Amigdalanın en önemli görevi duyguları kodlamak, yorumlamak ve depolamaktır. Bunun için nöronların uzantıları beyinde birçok bölge ile irtibata geçer. Bunlardan bazıları hipotalamus, talamus, ventral tegmental alan, lokus seruleus, akkumbens çekirdeğidir. Bunlar arasında hipotalamus homeostazın düzenlenmesinde görev alır. Akkumbens çekirdeği ve ventral tegmental alan ödül mekanizmasında büyük görevler üstlenir. Amigdalanın medial çekirdeği koku algılamada ve feromon sürecinde görevlidir. Amigdalanın insanlarda feromon sentezlenmesinde de rol oynadığı düşünülüyor. Koku duyusuyla ilgili olarak amigdala, burun soğanı ve olfaktif korteksten bilgi alır.
Duygusal Öğrenme
İnsanlarda amigdalanın başlıca görevi bilgilerin duygusal bileşenleri işlemektir görev almaktır. Korku koşullanmasında korku uyaranları amigdalanın bazolateral kompleksine gelir. Burada bağlantılar oluşur. Hayatımızı etkileyecek olan uyaranlar hemen etiketlenir ve kalıcı belleğe kaydedilir. Kalıcı belleğe geçirme işlemi genelde uykuda olur. Amigdala çalışmazsa korkmamıza neden olacak uyaranlar belleğe kaydedilmez. Amigdalanın çalışmaması halinde kişi hiçbir şeyden korkmaz. Bu durum hayatı büyük tehlikeye atabilir. Örneğin safari turunda arabadan inip aslanları sevmeye kalktığınızı bir düşünün.
Korkutucu olaylarda kaçınma davranışı geliştirmekten bahsettik. Ancak amigdala pozitif koşullanmada da rol oynar. Sol amigdala olumlu duyguları işlemekten sorumludur. Araştırmalar merkezi çekirdeğin zarar görmesi halinde sıçanlarda olumlu koşullanmanın azaldığını gösteriyor. Ancak bazolateral alan zarar gördüğünde olumlu koşullanma hiç etkilenmiyor. Farelerde feromonlarla yapılan deneylerde şöyle bir sonuç çıktı. Erkek farelerin feromonlarını alan dişi farelerin olfaktif sistemi harekete geçiyor. Bu durum amigdalanın kokuları işlemede rolünü gösteriyor. Olfaktif korteks ile birlikte koku duyusuna bağlı öğrenmede etkin bir rol oynuyor.
Amigdala Doğru Çalışmazsa Ne Olur?
Amigdalanın işlevleri konusundaki bilgilerin çoğunu lezyon çalışmalarından elde ettik. Hayvanlarda amigdalanın belirli kısımları yok edildi ve ne olduğuna bakıldı. 1888 yılında rhesus maymunları üzerinde yapılan deneyler amigdalanın çalışmadığında ne olabileceğini gösterdi. Bilim insanları önce hayvanların temporal korteksinde lezyon oluşturdular. Hayvanları teste tabi tuttuklarında ciddi sosyal ve duygusal kusurlar gözlemledi.
Heinrich Klüver ve Paul Bucy amigdalası zarar gören maymunları gözlemlediler. Maymunların tanıdık nesneleri algılayamadığını, korkunun kaybolduğunu farkettiler. Ayrıca hayvanlarda aşırı cinsellik isteğinin geliştiğini kaydetmiştir. Bu davranışsal bozukluk daha sonra Klüver-Bucy sendromu olarak adlandırıldı. Sebebi amigdalanın doğru çalışmamasına bağlanmıştır. Amigdalası hasar görmüş anne maymunlar da bebekleri ile yeterli miktarda ilgilenmiyorlardı. Hayvanlar sürekli bebeklerini ihmal ediyordu.
https://sinirbilim.org/amigdala/
İnsan, aldığı kararların çoğunu hiç düşünmeden, kendine göre bazı yöntemler ve kısa yollar kullanarak alır.
İnsan beyninin sağ tarafı yaratıcılık, sol tarafı ise mantık konusunda uzmandır. İnsan beyni, yukarıdan aşağıya üç katmandan oluşur. Bu katmanları bilim insanları, “yeni beyin”, “orta beyin” ve “ilkel beyin” olarak isimlendirir.
Yeni beynimizle mantık yürütürüz. Orta beyin, bizim duygusal dünyamızı yönetir. İlkel beyinimiz ise, tehlikelerden korunmak, kendimizi savunmak, üremek, yemek yemek gibi en ilkel ihtiyaçlarımızı yöneten beynimizdir. Bilim insanları, bilinçaltımızın gerçek patronunun ilkel beynimiz olduğunu söylerler.
İnsanın ilkel beyni hayatta kalmaya ve kendi çıkarını korumaya programlanmıştır. İnsanın bencilliği, yeri geldiğinde açgözlü ve saldırgan olması, milyonlarca yıldır hiç evrim geçirmemiş ilkel beyni nedeniyledir. İnsanın dünyadaki varlığı, milyonlarca yıl öncesine dayanır. Sözcükler hayatımızda yaklaşık 40.000 yıldır, yazı ise yaklaşık 5.000 yıldır vardır. Yani kelimelerin tarihi, beynin evrimiyle karşılaştırıldığında, neredeyse “dün” denecek kadar yenidir.
İnsan kendini, akıllı ve mantıklı olarak nitelese de aslında çoğu kararını, ilkel beyniyle alır. Araştırmalar, insanın satın alma kararlarında da, ilkel beynin önemli bir rol oynadığını kanıtlar.
Bir siyasi liderin ya da bir markanın, insanların sadece üst beyinlerine yani mantıklarına hitap ederek onları etkilemesi bilimsel olarak mümkün değildir. İnsan, önce ilkel beyninin süzgecinden geçen sonra da hem mantığını hem de duygularını tatmin eden çözümler arar. Bu nedenle konu ne olursa olsun, insanı ikna etmenin yolu, onun ilkel beynine hitap etmekten geçer. İnsanın ilkel beynine hitap etmeyen iletişim, boşuna yapılmış iletişimdir.
Patric Renvoise ilkel beyni etkilemek için altı anahtar olduğunu söyler:
1. İlkel beyin benmerkezcidir. Yalnızca hayati konularla ilgilenir. Kendisine yarar sağlamayacak şeylerle ilgilenmez. Gelen mesaj kendi çıkarıyla ilgili değilse, onun ilgisini çekmez.
Pazarlamada da, siyasette de, korkunun, eğlencenin, zevkin, keyfin, çıkar ve fırsat sunmanın çok geçerli ikna araçları olması, ilkel beynin bu yapısıyla ilgilidir.
2. İlkel beyin zıtlıklara duyarlıdır. İlkel beyin karar verirken bir standart arar. Bu nedenle ilkel beyin, zıtlıklar ve karşıtlıklardan anlar. Önce-sonra, riskli-güvenli, hızlı-yavaş, pahalı-ucuz gibi zıtlıklar, ilkel beynin karar vermesini kolaylaştırır. Tarafsız ifadeler, genellemeler, bilimsel açıklamalar, saptamalar, önermeler… ilkel beyin için bir anlam ifade etmez.
Beynimizin bu özelliği, siyasetçiler, pazarlamacılar ve iletişimciler için son derece yol göstericidir. Tüketiciye sunulacak her teklif, bu zıtlıklardan en az birini mutlaka taşımalıdır.
3. İlkel beyin somut veriye ihtiyaç duyar. Mantık ve mantığın ham maddesi olan sözcükler, üst beyin için değerlidir. Oysa ilkel beyin, kelimeleri işleme yeteneğine sahip olmadığı için soyut, karmaşık mesajları çözemez. Somut olmayan mesajları, ilkel beyin anlamaz.
İletişimcilerin yaptıkları en büyük hatalardan biri, hitap ettikleri kitlenin, kendileri gibi gelişmiş bir üst beyne sahip olduğu yanılgısına kapılmaktır. Oysa dünyanın her yerinde insanların çoğunluğu, üst beyinlerini çok az kullanırlar; kararlarının çoğunu, hiç düşünmeden ilkel beyinleriyle alırlar. Geniş kitleler soyuttan değil, somuttan anlarlar. Teorik açıklamalar, genel ifadeler yerine, somut öykülerin etkili olmasının nedeni budur. Her iletişimcinin hikaye tekniğini kullanması gerekir.
4. İlkel beyin her konuda başlangıç ve sona hassastır. İlkel beyin sürecin tamamında uyanık kalmaz; kendi enerjisini korumak üzerine programlıdır. Dikkati çok çabuk dağılır. Bu nedenle yapılan bütün iletişimlerde, en önemli bilginin başta verilmesi ve vurucu mesajın sonda tekrar edilmesi gerekir. İlkel beyin, enerjisini korumak amacıyla kendini sürekli dinlenmeye aldığı için, konunun başıyla sonu arasındaki süreyi, dikkati kapalı olarak geçirir.
İletişim yapan herkesin, insan beyninin bu özelliğini bilmesi gerekir. Ne dediğini baştan söylemeyen ve en sonunda mesajı net olarak tekrar etmeyen iletişimin etkisi çok zayıftır. Maalesef, çoğu iletişimci sanatsal kaygılarla, bu çok önemli gerçeği göz ardı eder ve yaptığı iletişimin etkisini kendi eliyle azaltır.
5. İlkel beyin görseldir. Yazıyı okuyup anlama yeteneği, insanlık tarihinde çok yeni bir olgudur. Üstelik okumak-düşünmek-anlamak-değerlendirmek-karar almak, uzun ve zahmetli bir süreçtir. İnsanların çoğu, bu kadar zahmete katlanmaz. Oysa bir görüntüyü algılayıp karar almak herkes için, çok kolay ve hızlıdır.
İnsanın gözüyle gördüğüne tepki vermesi, insanlık kadar eskidir. İlkel beyin, bir tehlikeyi ya da fırsatı anında fark eder ve ona göre davranır. Üst beynin gördüğünü anlaması için daha uzun bir süreye ihtiyaç vardır.
İnsan, aldığı kararlarının çoğunu ilkel beyniyle alır. Üst beyin ise daha sonra, ilkel beynin aldığı kararı gerekçelendirir, anlamlandırır, dile döker. Pazar araştırmalarının da siyasi araştırmaların da zorluğu, insan beyninin bu özelliğinden kaynaklanır. İnsan kendisinin bile tam olarak farkında olmadığı nedenlerle karar alır ama kendisine sorulan her soruya mantıklı bir cevap vermek ister. Bu nedenle araştırmalar, çoğu zaman gerçekle örtüşmeyen “yapay bulgular” içerir.
6. İlkel beyin duygusaldır. İnsanın bir konuyu hafızasına alması ve onu unutmaması, o anı yaşarken ne kadar duygulandığına bağlıdır. Eğer insan hiç bir duygu yaşamamışsa, yaşadığı anı hatırlaması mümkün değildir. Tersine çok yoğun bir duygu yaşamışsa o anı hiç unutmaz. İnsanın sevgilisi ya da eşiyle ilk öpüşmesini ya da çok korktuğu (deprem gibi) bir olayı hiç unutmaması bu nedenledir.
Hangi konuda olursa olsun, eğer iletişim insanın duygularına hitap etmezse, o iletişimin etkisi yoktur. Etkili olması için iletişimin, mutlaka sevinç, hüzün, şaşkınlık, korku, tiksinme ya da kızgınlık gibi duygulara hitap etmesi şarttır. (Sadece mantığa yani üst beyine hitap eden bir iletişim, iletişim değildir. Böyle bir iletişim, bilimsel bir metin olabilir ama onun da hedef kitlesi, zaten sadece üst beyinlerini kullanan sınırlı sayıda bilim insanıdır.)
İnsanları ikna etmek, her ne yaparsak yapalım, işimizin ayrılmaz bir parçasıdır. İnsanları ikna etmenin yolu da, onların ilkel beyinlerine hitap etmektir. Doğruyu söylemek yetmez; başarmak isteyen herkes, insanın ilkel beynin nasıl çalıştığını anlamak zorundadır.
İnsanın ilkel beynini anlayan iletişimciler, etkili iletişim yapmanın sırrına vakıf olurlar.
https://www.temelaksoy.com/insani-yoneten-ilkel-beyindir/
Mert Aydıner, İstanbul Üniversitesi Moleküler Genetik bölümü mezunu; kararlarımızın ve davranışlarımızın altında yatan fizyolojik ve psikolojik nedenleri tanımlamak üzere çalışmalar gerçekleştiriyor. Doğruluğu tıp dünyası tarafından da kabul edilmiş çıktıları profesyonel iş dünyasına adapte eden Aydıner, ekonomik karşılığı olan iş süreçleri yazıyor ve eğitim programları tasarlıyor.
Duyusal pazarlama ve duyusal satış konularında beynin karar verme mekanizmalarının işleyiş biçimine dair çalışmalar gerçekleştiren Mert Aydıner, aynı zamanda Academy Neuro kurucusu ve yönetici ortağıdır. Halihazırda Academy Neuro bünyesinde eğitim danışmanı olarak da hizmet veren Aydıner, uzun yıllar boyunca çalışmalarından elde ettiği verileri, uygulanabilir formatlara dönüştürerek satış ve pazarlama dünyası profesyonellerinin hizmetine sunuyor.
İnsanları çıplak gözle okumak üzere iletişim kanalları “beden dili, yüz ifadeleri, ses, söz ve tarz” üzerinden yayılan sinyallerin tanımlanmasını sağlayan Sinergoloji (Synergologie) tekniğini Türkiye’de uygulayan ilk kişi olan Mert Aydıner, farklı kültürlere özgü davranışların analizinden elde ettiği ortak çıktıları bir araya getirerek evrensel bir dil oluşturmayı amaçlıyor.
Çalışmalarında sinergoloji dışında nöroanatomi ve nöropsikolojiden de yararlanıyor. Otomatik düşünce ve davranış kalıplarımızı tanımlamak üzere ortaya koyduğu “Uyaran>Düşünce>Duygu>Davranış>Hafıza” modelini iki yönlü işleterek uyaranların tetikleyici etkisine maruz kalmadan, davranışlarımızı bilinçli olarak düzenleyebileceğimizi ve buna göre arzu edilen duygu ve düşünce durumuna geçiş yapılabileceğini kanıtlıyor.
Bu alandaki çalışmaları sonucunda elde ettiği verileri Nöro Satış – Müşteri Mıknatısı Olmanın Formülü ve Beden Dili (Maskeli Balo “Maskeleri Düşürme Zamanı”) kitaplarında okuyucularıyla paylaşan Aydıner, politikacılar, sporcular ve magazin dünyasının tanınmış isimlerinin davranış kodları ve iletişim üzerine de pek çok platformda ufuk açıcı yazılarını okuyucularla buluşturmaya devam ediyor.
Mert Aydıner, aynı zamanda yazdığı kitaplar, makaleler ve verdiği seminerlerle kitlelerin kendi duygularını doğru tanımlayarak içsel keşiflerini yapmalarına da aracı oluyor.
Mert Aydıner Eğitimleri
Kişisel imaj / Davranış kodları
Sunum teknikleri
Müzakere yönetimi
İkili ilişkilerde ve iş yaşamında duygusal zekanızı kullanmanın avantajları nelerdir?
Muhatabınızın sizin ve mevcut durum hakkındaki düşüncelerini beden dilini okuyarak nasıl anlarsınız?
İlk karşılaşma anında karşı tarafta olumlu bir izlenim yaratmak için duruş, bakış, mimik ve jestler nasıl kullanılmalıdır? Aktif ve etkin dinleme nasıl olmalıdır? Aynalama tekniği nedir ve nasıl kullanılır?
Beden dilini etkili kullanma, beden dilini doğru okuma, iş yaşamında beden dili, kadın ve erkek ilişkilerinde beden dilinin önemi
https://www.mertaydiner.com/
Devrim Ersöz
EĞİTİM BİLGİLERİ
Yüksek Lisans/Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-İktisat Politikası
Lisans/Anadolu Üniversitesi İİBF-İktisat
İŞ DENEYİMLERİ
ERGO Sigorta Holding -Genel Müdür Yardımcısı-Satış Hizmetleri (2009-2012)
CPP Türkiye-Pazarlama Müdürü (2007-2009)
AvivaSA- Eğitim ve Pazarlama Yöneticisi (2003-2007)
AvivaSA-Satış Müdürü- (1998-2002)
Doğan Hayat Sigorta (BNP Cardif Emeklilik)- Satış Danışmanı (1997-1998)
SERTİFİKALAR
Çok sayıda ulusal ve uluslararası eğitim
American Society For Training&Development- Eğitimcinin Eğitimi Sertifikası
YAYINLAR
• Tez:Seçim Ekonomilerinin Enflastonist Etkileri-Master Tezi-1999
• Kitap: Ezber Bozan Satış Teknikleri-Caretta Yayınları 2013
• Sigorta Basınında yayınlanmış çok sayıda makale
VERDİĞİ EĞİTİMLER
• Sigortacılık Teknik ve Satış
o Bireysel Emeklilik
o Elementer Sigortalar
o Hayat Sigortaları
o Sağlık Sigortaları
• Satış ve Pazarlama
o Temel ve İleri Satış Teknikleri
o Satış Yönetimi/Satış Koçluğu
o Stratejik Pazarlama
o Nöro Satıs-Marketing
• Yönetim, liderlik ve İK
o Liderlik
o Eğitim tasarımı
o Eğitimcinin eğitimi
o Y-Z Kuşağı motivasyonu
o Yaratıcı Düşünme
• İletişim-Soft Skill
o Etkili iletişim
o İkna yöntemleri
o Kuşaklar arası iletişim
o Zaman ve öncelik yönetimi
o Kişisel Marka Yönetimi
https://www.devrimersoz.com
Canten Kaya Türkiye'de 81 ilde 1.000.000 dan fazla insana kitle konuşmaları yapan tek eğitmen
Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu olan Canten Kaya, 2000 yılından itibaren insan kaynakları firmalarında iletişim uzmanı ve eğitimci olarak görev yapmaya başlamıştır. Canten KAYA şu an, PDA Eğitim Danışmanlık bünyesinde, özel kurumlara, kamu kurumlarına ve sivil toplum kuruluşlarına; etkili iletişim, müşteri kazandıran iletişim ve aile içi iletişim konularında dikkat çekici ve eğlendirici tarzda memnuniyet garantili eğitimler vermektedir. Canten KAYA’nın en dikkat çekici yönü Türkiye’de seminer dendiğinde akla gelen “sıkıcı ve insanların uyuduğu ortamlar” anlayışını gidermeye çalışması ve eğitimlerini eğlenceye dönüştürmesidir. Canten KAYA eğlenceli sunumuyla; 60’dan fazla Milli Eğitim Müdürlüğü’nde yaptığı çalışmayla 40 bin öğretmenin, Türkiye’nin 81 ilinde verdiği yüzlerce eğitimle 1 milyonu aşkın anne babanın ve 97 üniversitede verdiği konferanslarla 72.000 öğrencinin gelişiminde ve bilinçlenmesinde katkı sahibidir. Çeşitli televizyon kanallarında zaman zaman konuk eğitimci olarak bilgilerini paylaşan Kaya, Kanal EGE’de “Şah Mat” isimli, Kanal 1’de ise hafta içi hergün canlı yayınlanan “İyi Günde Kötü Günde” isimli programın sunuculuğunu yapmıştır. Aynı zamanda yazar olan Canten KAYA’nın; “Çocuk Eğitiminde Anne Babaya Öneriler”,“Öğretmenlere Öneriler”, “Kaliteli iletişimin Sihirli Anahtarı”, “Çocuklar Ne İster?”, “Evlilikte Mutluluğun Sırları”, “İlham Veren Başarı Öyküleri”, “Nasıl Daha Başarılı Olabilirim?” ve “Etkili İnsan Olmanın İncelikleri” isimli sekiz eseri bulunmaktadır.
www.cantenkaya.com
Hayaline Ortak Oluyoruz!
Bu sadece bir kurs değil, büyük bir dönüşüm hareketi! Sen de bu topluluğa katılarak interaktif bir yolculuğa çıkmaya hazır mısın? Udemy eğitimimizi tamamladıktan sonra özel WhatsApp grubumuza dahil olarak birlikte ilerliyoruz. Ayda bir, yüksek katılımlı webinarlar ve beyin fırtınası toplantıları ile kendini geliştiriyor, ufkunu açıyorsun.
Daha da fazlası var! 18 dakikaya kadar sunumunu YouTube, Dropbox veya Facebook’a yükle, biz izleyelim ve uzman ekibimizle birlikte sana detaylı geri bildirim yapalım. Dahası, 1500 kişilik topluluğumuzdan en iyileri seçerek 50 kişilik özel bir ekip oluşturuyoruz ve 3 günlük Boot Camp’te sahneye çıkma şansı sunuyoruz.
Sen de eğitmen olmak ister misin? Kurumsal veya bireysel eğitmenlik yolunda seni mentörlükle desteklemeye hazırım. Üstelik hayalini gerçekleştiren 20 kişi arasına girerek ortak bir kitapta yer almaya ne dersin?
Katılımcılarımıza özel "Türk İşi İkna" kitabımı PDF olarak hediye ediyorum!
Eğer hazırsan, şimdi başlama zamanı!
Bu Eğitimde Seni Neler Bekliyor?
Sahne senin! Projeksiyon ışıkları üzerinde, tüm gözler sana çevrili. Heyecanın yerini özgüvene bıraktı, beynin en iyi performansı sergilemek için hazır! Topluluk önünde konuşuyor, ilham veriyor ve ikna gücünle fark yaratıyorsun!
Nasıl mı? İşte bu eğitimde öğreneceklerin:
İlk etkileşim ve güçlü giriş teknikleri: Daha ilk saniyede dikkatleri üzerine çekeceksin.
Beden dili ve özgüven yönetimi: Mesajlarını kelimelerden daha güçlü ileteceksin.
İlham veren, özgün içerik oluşturma: Dinleyicilerini sıkmadan etkileyen sunumlar yapacaksın.
Teknoloji ve sürprizlerle sahnede fark yaratma: İzleyicilerini şaşırtan detaylarla akıllarda kalacaksın.
Kitleyi okuma ve interaktif etkileşim: Dinleyicilerini anında yakalayıp etkileyebileceksin.
Etkili soru sorma, dinleme ve ego yönetimi: Konuşmalarını daha derin ve etkileyici hale getireceksin.
Çocuklukta sahip olduğun özgüveni geri kazanma: 4 yaşındaki özgür ruhunu hatırlıyor musun? İşte ona tekrar kavuşacaksın!
Eğer buraya kadar okuduysan, potansiyelinin farkındasın. Artık erteleme! Unutma, eylem duygudan önce gelir.Harekete geçmek için en doğru zaman şimdi ve burada!
Bu Eğitimi Neden Erdem Karagöz’den Almalısın?
İlk sunumumu yaparken ellerimi nereye koyacağımı bilemiyordum. Hayatımın en uzun 25 dakikasını yaşadım. Beynim bomboştu. Göz teması kuramıyor, sanki unuttuklarımı herkes biliyormuş gibi hissediyordum. Ancak zamanla öğrendim ki başarı, korkularını yönetebilmekten geçiyor.
Bugün, yılda 200 gün profesyonel sunum yaparak hayatımı konuşarak kazanıyorum. CEO’lara, siyasi liderlere, şirket yöneticilerine sunum ve ikna koçluğu yapıyorum. Satış, lansman ve tanıtım organizasyonlarında danışmanlık veriyorum. Kevin Hogan’ın Türkiye partneriyim, Brian Tracy eğitimleri verdim. 5 kitabın yazarıyım ve yeni kitaplarım "Patronu Kovdum" ve "İkna Makinesi" yolda!
Sunum yapmanın ne anlama geldiğini, etkili konuşmanın nasıl bir kariyer fırsatına dönüştüğünü biliyorum. İster 2 kişi, ister 5000 kişi… Sahneye çıkıp kazanmaya var mısın?
Şimdi harekete geç, bu fırsatı kaçırma! İnsanlara dokunmayı, gelişimi izlemeyi ve sende var olan potansiyeli açığa çıkarmayı seviyorum. Bu eğitimle yeni eğitmenler, kitaplar, fırsatlar ve insanlar hayatına dahil olacak.
Eğer sende aynı heyecanı hissediyorsan, şimdi oyunu başlatma zamanı!