
Kıdem Tazminatı Hakkında Yargıtay Kararları
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 17.06.2008 tarihli 2008/13489 E. ve 2008/16388 K. sayılı kararı;
“Davalı iş yerinde 625 sayılı yasa gereği en az 1 yıl süreli sözleşme ile çalışan davacının iş sözleşmesinin, davalı işveren tarafından yeni eğitim yılında yenilenmeyeceği belirtilmek suretiyle davalı işveren tarafından feshedildiği anlaşılmaktadır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması gereği belirli süreli iş sözleşmesinin süre sonunda işveren tarafından yenilenmeyeceğinin bildirilerek feshedilmesi ve hizmetin bir yıl bulunması halinde işçi kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Somut olayda davacının davalı eğitim kurumunda 1 yıl süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı sabittir. Sözleşme işveren tarafından yenilenmeyerek feshedildiğine göre hesaplanan kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 11.10.2011 tarihli 2009/16390 E. ve 2011/36851 K. sayılı ilamı;
“İş sözleşmesinin yenilenmeyeceğini bildiren işveren olup Dairemiz uygulamasına göre yenilemeyeceğini bildiren taraf sözleşmeyi feshetmiş olur. Yenilenmeyeceğinin bildirimi derhal fesih niteliğinde olmayıp, iş sözleşmesi devam eden sözleşmenin süresinin bitiminde son bulur. Bu süre içinde tarafların iş sözleşmesine bağlı yükümlülükleri devam eder. Bununla birlikte somut olayda işçiye yapılan bildirim çalışmanın sona erdiği yaz aylarında gerçekleşmiştir. Davalı işçinin sözleşme süresinin sona erdiği 4.9.2004 tarihine kadar iş görme edimini yerine getirmesine gerek yoktur. Bu sebeple davalı işçi sözleşme süresinin sona erdiği tarihi beklemeksizin icra takibini başlatmıştır. Somut olayın özeliği dikkate alındığında davalının icra takibindeki tazminat talepleri iş sözleşmesinin feshi niteliğinde değildir. Sadece işverence yapılan yenilememe bildirimi fesih olarak algılandığı için süresinden önce bir hak talebidir. İş yerinde 10 yıl süreyle çalışan bir işçinin, iş sözleşmesinin işverence yenilenmeyeceğini bildirilmesinin ardından sadece işveren aleyhine icra takibinde bulunması sebebiyle kıdem tazminatından mahrum kalması hakkaniyete uygun düşmez. Bu itibarla davacı işverence yenilenmeyeceğinin bildirilmesi üzerine iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde feshi 4.9.2004 tarihinde gerçekleşmiştir. Davalı işçiye kesinleşen icra takibiyle kıdem tazminatının ödenmesi ödeme anında bir sebebe dayanmasa da 4.9.2004 tarihinde gerçekleşen feshe göre sebep sonradan tahakkuk etmiştir. Bu durumda kıdem tazminatının geri alınmasına karar verilmesi yerinde değildir.” şeklinde hüküm kurarak işçinin kıdem tazminatına hak kazandığını, bu nedenle somut olayda işçiye ödenen kıdem tazminatının geri alınamayacağını karara bağlamıştır.
İhbar Tazminatı Hakkında Yargıtay Kararları
Yargıtay 9.HD. 21.3.2006 gün 2006/109 E. 2006/7052 K., 14.7.2008 gün 2007/24490 E, 2008/20203 K sayılı ilamı;
''...Bildirim sürelerine ilişkin 4857 sayılı yasanın 17. maddesindeki kurallar nispi emredici niteliktedir. Taraflarca bildirim süreleri ortadan kaldırılamaz ya da azaltılamaz. Ancak, sürelerin sözleşme ile arttırılabileceği kanunda düzenlenmiştir. Ancak, bildirim önellerinin arttırılabileceği belirtilmiş olmakla birlikte, yasada bir üst sınır öngörülmemiştir. Dairemiz tarafından, üst sınırın hakim tarafından belirlenmesi ve en fazla ihbar ve kötü niyet tazminatlarının toplamı kadar olması gerektiği kabul edilmektedir.'' Yargıtay 9.HD. 1.12.2009 gün 2008/11810 E, 2009/32502 K. Sayılı ilamı
''...İşçiye, bildirim süresi içinde yeni iş arama izninin kullandırılmamış olması, tanınan ihbar önelinin geçersiz olduğu sonucunu doğurmaz.''
Herkese uygun bu eğitimde iş hayatında veya hukuk fakültesi öğrencilerinin okul hayatında pratik bilgilere ulaşabilecekleri bilgiler yer almaktadır. Başarıyla tamamlayanlara katılım belgemiz de mevcuttur. Başlangıç seviye bilgilerle iş hayatında da haklarınızı, sorumluluklarınızı bilmek ülke istihdamı için de büyük önem taşımaktadır. Özellikle sanayi devriminden sonra bağımlı çalışan işçi sınıfının artmasıyla bu hukuk dalı gelişerek günümüze ulaşmıştır. İş hukuku, işçilerin korunmasını hedeflemektedir. Gerek işçilerin maddi durumlarını gerek psikolojik gerekse sosyal durumlarını düzenlemekte ve işçi yararına hükümler barındırmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği hususunda da önlemler almaktadır. İş hukuku en genel anlamda işçi ve işveren arasındaki ilişkiyi düzenler. Kanun koyucunun iş hukukunu kanuni güvence altına almasının sebebi işçiyi işverene karşı korumaktır. Değişen ve gelişen hayat koşulları ile birlikte işçi sayısı gün geçtikçe artmakta ve bununla birlikte işçi sınıfının korunması ihtiyacı gündeme gelmektedir. Uygulamada sıklıkla görülen işçi-işveren arasındaki çatışmaları adil bir şekilde çözüme kavuşturabilmek için bazı hükümler konulmuştur. Gelişen ve değişen hayat şartlarına ve sosyal ve ekonomik değişiklikler karşısında işçiyi güvence altında tutan iş hukuku kendine özgü bir hukuk dalıdır. Yalnızca hukuk fakültesi öğrencileri veya hukuk meraklıları için değil, her vatandaşın bilmesi gereken bilgilere yer vermeye çalıştım. İlk eğitim deneyimim bir kusurum olduysa mazur görün. Kendimi bu alanda geliştirmeye ve yeni bilgilerle güncellemeye devam edeceğim.