
İnsanoğlunun var olmasına iki soru sebep olmuştur: “Nereden yemek ve su bulabilirim?”, “Nasıl hayatta kalabilirim?”
Konuşmaya başladığınız andan itibaren soru sorarsınız, hatta en iyi soruları çocuklar sorar. Çünkü bu soruları herhangi bir süzgeçten geçirmezler. Tamamen öğrenmeye dayalı olarak sorarlar. Bilmemek bir başlangıç değildir, iyi bir başlangıç neyi öğrenmek istediğinizdir.
Yapmak istediğinizle aranızda duran sadece bir sorudur. Sahip olduklarınız ve elde edebilecekleriniz, sorduğunuz soruların gücüne bağlıdır. Sorularınıza cevap aldıkça, merak ve öğrenme duygunuzu da tatmin edersiniz. Şu ana kadar izlediğiniz videolar, gördüğünüz paylaşımlar hep doğru soruyu soran insanlar sayesinde size ulaşabilmiştir. Siz de bu eğitimde amacına hizmet eden, kurgusu doğru ve bulunduğunuz şartlara göre soru sormayı öğreneceksiniz.
Soru sormak bilgisizlik değil, bilmemektir. Bilmemeye devam etmektense sorup öğrenmek her zaman tercih edilmelidir. Bir diğer versiyonda yanlış bilmektir ki bu da ülkemizde yeteri kadar var. Her iki durumla başa çıkmanın yolu soru sormaktır. Bu durumda hem bilmediğinizi öğrenme şansınız olur, hem de yanlış bildiğiniz bir şeyi değiştirebilirsiniz. Güçlü sorular ise bunları yapabilmeniz için önemli bir araçtır.
En iyi soru henüz sorulmamıştır ama en iyi cevaplardan biri sessizliktir. Görüşme bir şekilde tıkandığında ise; sessizliği bozan, kaybeder.
Eğer soruyu siz sorduysanız, aldığınız sessizlik iyidir.
Eğer karşı taraf soruyu sordu ve siz sessizlikteyseniz, vereceğiniz en iyi cevabı düşünüyorsunuzdur. Bu durumda karşınızdakinin acele etmesini avantajınıza kullanabilirsiniz.
Peki, “güçlü soruyu” soran tarafta olmak için ne yapabilirsiniz?
Bu eğitim, güçlü soru sorma becerilerinizi güçlendirmeniz için tasarlandı. Şimdi, derin düşüncelerle dolu bir iletişim dünyasına doğru bir adım atma vakti geldi!
Güçlü soruların değiştirici gücünü öğrenmeye hazırsanız, başlayalım!
Hiç bir arkadaşınızla sohbet ederken ya da bir eğitimdeyken “bu güzel bir soru, bunun üzerine düşünmeliyim” dediğiniz zamanlar oldu mu?
İyi sorular genellikle cevaplardan daha güçlüdür. Soruna yeni bir bakış açısından bakıp, yeniden tanımlamanıza yardımcı olur. Sizi geleneksel düşünce kalıplarının dışına iter. Daha fazla öğrenmeye ve keşfetmeye teşvik eder. İyi sorular, size hayatınızdaki en önemli şeylerin ne olduğunu hatırlatır. Aynı zamanda, güçlü soruları istediğiniz cevabı almak için de kullanabilirsiniz.
Güçlü soru sorarak:
Karşınızdaki kişiyi düşünmeye yöneltirsiniz.
Karşınızdaki kişinin ilgisini çekersiniz.
Başkaları, anlatacakları konuların ilgi çekici olduğunu düşünür.
Kişiler uzmanlıklarını tam olarak aktarma şansı bulur.
Başkalarının deneyimlerini dinleme şansı bulursunuz.
Karşınızdaki kişinin ne kadar akıllı olduğunu gösterme şansı verirsiniz.
Empati yapmanız kolaylaşır.
Daha rahat sentez yapabilirsiniz.
Diğer insanlarla ilişkiniz olumlu yönde gelişir.
Soru sorduğunuz insanla ilişkiniz olumlu yönde ilerler.
Dinleme yeteneğiniz artar.
Alicia Nash: John, benimle konuşuyor musun?
Dinliyor musun?
John Nash: Evet, seninle konuşuyorum.
Alicia Nash: Hayır, sadece beni duyuyor musun, John? Sadece bana odaklan, lütfen.
1 saat konuşmamı isterseniz her an konuşabilirim. Yarım saat ise 2 gün hazırlığa ihtiyacım vardır. 15 dakikaysa 3 gün, 10 dakika konuşacaksam ise 1 hafta hazırlanmam gerekir.
Sorularınızla değil, aynı zamanda dinleyerek nasıl daha etkili iletişim kurabileceğinizi öğrenin. İletişimde derin bağlar kurmanın sırlarını keşfedin.
Eğer bir soru karşısında cevap alamıyorsanız ya karşınızdakine çok güçlü bir soru sormuşsunuzdur, ya da soruyu anlamamıştır. Her iki durumda da sessizliğinizi koruyabilirsiniz. Merak etmeyin, karşı taraf sorunuzu anlamadıysa tekrar soracaktır. Sessizliği bozmak için soruyu değiştirip sormanız ya da soruya ek yapmanız, “sorunun büyüsünü” kaçırmaktan başka bir işe yaramaz.
Ekranda, dünyanın tartışmasız en etkili liderlerinden birini ve ülkemizin kurucusu Atatürk’ü bir çiftçiyi dinlerken görüyorsunuz.
Mimiklerinden dinlediği konuyu yansıttığı gibi, köylünün heyecanından da böyle bir liderin kendisini önemsediğini anlayabiliyoruz.
Dinlemenin en sık görülen çeşitleri:
Cevap vermek için dinlemek
Sadece duymak
Aktif dinlemek
Sizin bunlardan en çok yaptığınız hangisi?
İkili ilişkiler ve iş yaşamında, dinlerken vereceğiniz cevabı düşünüyorsanız bu dinleme türünü gerçekleştiriyor olabilirsiniz.
Radyo veya Podcast açıp, bir yandan da başka bir işle uğraştığınız dinleme türüdür. “Bir kulaktan girip, bir kulaktan çıkar” sözü örnek olarak verilebilir.
Bir insanla ilgilendiğinizi göstermenin en iyi yolu, onu aktif dinlemektir. Profesyonel koçların en büyük avantajı, bu geliştirilebilen yeteneğe sahip olmalarıdır.
Şimdi aktif dinlemeyle ilgili bazı uygulamalar yapalım.
Müşteri hizmetlerimizi geliştirmeliyiz.
Bunun yerine öğrendiklerinizi de işin içine katarak aşağıdaki soruları sorabilirsiniz:
Bugün müşteri hizmetleri kalitemizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hizmetimiz müşteri deneyimini nasıl etkiliyor?
Eğer sınıfı geçemezsen, yazın sana harçlık yok!
Bunun yerine aşağıdaki soruları sorabilirsiniz:
Bu yaz neler yapmayı planlıyorsun?
Sınavlarına çok çalıştığını gördüm. Sonuçlar seni tatmin etti mi, etmediyse neler yapmayı düşünüyorsun?
Öfkelenmenden bıktım, usandım.
Bunun yerine öğrendiklerinizi de işin içine katarak aşağıdaki soruları sorabilirsiniz:
Davranış tarzının en yakınındaki insanlarla ilişkilerini nasıl etkilediğini düşünüyorsun?
İş-Yaşam dengemi bir türlü kuramıyorum.
Bunun yerine öğrendiklerinizi de işin içine katarak aşağıdaki soruları sorabilirsiniz:
Senin için iş yaşam dengesi nedir?
Tanımındaki iş yaşam dengesine ulaşmak için neler yapabilirsin?
Harika bir dinleyici olmanın 3 anahtarı vardır:
Tevazu
Karşılaştığınız herkesten bir şeyler öğreneceğinize inanmalısınız. Mütevazilik her zaman kazandıran bir yetkinliktir.
Merak
Her şeyi merak eden, her şeyi soran bir çocuk günde yaklaşık 200 soru sorar. Her duruma siz de bu çocuk merağıyla yaklaşırsanız daha fazla dinlersiniz.
İçsel Farkındalık
İnançlarınız ve önyargılarınız, karşınızdaki kişiyi dinlemenizi engeller. Karşınızdaki kişiyi dinlerken tüm önyargılarınızı bir kenara bıraktığınıza emin olun.
Bu işin düşük bütçeli bir oyun olduğunu anlamamız gerekiyor. Eğer onlarla aynı şekilde oynarsak, sadece onların bütçelerini yükseltiriz. Ama onlar gibi düşünürsek, bizim için avantaj oluşturabilir mi?
Şimdi gerçek hayattan güçlü sorulara örnekler verelim.
1- Biri, şirketiniz veya kendinizden bahsetmenizi istediğinde; ona daha net bir soru sorabilirsiniz. “Benimle/şirketimle ilgili bilmek istediğiniz şey nedir?”
Sorulan çok genel bir sorudur ve uzun bir cevap gerektirmektedir. Sizin zamanınız kısa ve hedefi tam 12’den vurmanız gerekiyorsa, kısa ve öz cevap vermek için bu soruyu sorabilirsiniz. Duruma göre soruyu şu alternatif biçimlere de uyarlayabilirsiniz:
Özgeçmişimle ilgili neyi merak ediyorsunuz?
Bu durumun hangi yönüne odaklanmamı istersiniz?
Buna cevap vermeden önce, geçmişte şirketimizle çalıştınız mı, sektörde başka bir şirketle deneyiminiz oldu mu?
Sizin gibi müşterilerimiz hakkında yapmış olduğum çalışmalardan örnek vererek başlamama ne dersiniz?
Bu sorunun cevabını almanızın ardından gelecek sonraki sorular ise:
Bu sorunuzu yanıtladı mı?
Hakkında konuşmamı istediğiniz başka bir soru var mı?
2- Çok fazla konuşan insanları hepiniz duymuşsunuzdur. Ancak bir profesyonel koç ile çalışmadıysanız çok fazla dinleyen insanlarla henüz tanışmamışsınızdır.
“Siz ne düşünüyorsunuz?” sorusu, karşınızdakini dinlemek için çok iyi bir sorudur. Birçok kişinin anlatacak bir hikâyesi vardır ve size bunu zevkle anlatmak için uygun zamanı beklerler. Karşınızdakinin size açılması için bu soruyu kullanabilirsiniz. İyi bir “buz kırıcı”dır. Eğitimin sonunda buz kırıcı sorulara tekrar değineceğiz. Geleceğe dair eylem planları hazırlarken, kişi size bir sorununu anlattığında, kendi görüşlerinizi paylaştıktan sonra bu soruyu kullanabilirsiniz.
Duruma göre soruyu şu alternatif biçimlere de uyarlayabilirsiniz:
Fikirlerine değer veriyorum. Bu konuyla ilgili düşünceni öğrenebilir miyim?
Bu konuda sen ne dersin?
Bu sorunun cevabını almanızın ardından gelecek sonraki sorular ise:
Bu konuda seni en çok etkileyen nedir?
Farkına varamadığım başka bakış açıları da var mı?
3- Kurumsal yaşamda çalışırken önemli bir proje için sunum yapmam gerekiyordu. Sunum Yönetim Kurulu ekibine yapılacağından çok özenerek o zaman ki Genel Müdür Yardımcısı’na gönderdim. Ertesi gün beni çağırıp “Elinden gelenin en iyisi bu mu?” diye sordu. Utanarak, **“Tekrar denerim”**dedim. Daha sonra üzerinde bayağı bir değişiklik yapıp, ekibimin de fikrini alıp, tekrar sunumu gönderdim. Bu sefer öğleden sonra beni çağırdı ve yine “Elinden gelenin en iyisi bu mu?” diye sordu. “Evet, gerçekten çok emek harcadım. Ama istersen tekrar bakayım” dedim. Gerçekten de bakınca geliştirebileceğim birkaç yer buldum ve bu sefer 1 gün bekleyip tekrar kontrol ederek yine gönderdim. Beni yanına çağırdı ve “Elinden gelenin en iyi bu mu dedi?” Gerçekten çok iyi olduğunu düşündüğümü, ona göndermeden önce beklettiğimi ve tekrar kontrol ettiğimi, sunuma ekleyecek başka bir şeyimin olmadığını söyledim. “Tamam o zaman, şimdi bunu okuyabilirim” dedi.
Kendi enerjisini hiç harcamadan benim maksimum performanslı bir işi teslim etmemi sağlamıştı.
Siz de bir çalışanınızın bir görevi veya projeyi yapmasını istediğinizde, çocuğunuzun çabasını en üst düzeyde sergilemesini görmek istediğinizde ve kendi yaptığınız işler sonucunda kullanabilirsiniz. Gerçekten elinizden gelenin en iyisinin o olduğuna inanıyorsanız, özgüveniniz de artar.
Duruma göre soruyu şu alternatif biçimlere de uyarlayabilirsiniz:
Daha fazla geliştirmek mümkün mü?
Bu nasıl daha iyi olabilir?
Bu sorunun cevabını almanızın ardından gelecek sonraki sorular ise:
Seni durduran ne?
Sence bu senin gözünde en iyisi mi?
Bunun en iyi kısmı hangisi? Neler geliştirilebilir?
4- Bir arkadaşınız size sorununu anlattığında, cevap vermek için düşünürken kendinizden de örnekler verdiğinizi söylemiştim. Bunun yerine biz profesyonel koçların uyguladığı yöntemle, karşınızdaki kişinin kendi sorusuna cevap vermesini sağlarsanız ya da soruyu ona yansıtırsanız, parlak ışığı yakarsınız. Çok kişisel, kişinin sevdiklerini de etkileyecek ya da seçeneklerin birbirine son derece yakın olduğu bir konuda karar verme ile ilgili size soru soran bir kişiye “Senin için doğru kararın hangisi olduğunu düşünüyorsun?” demek karşınızdakinin doğru çözümü bulmasına yardımcı olacaktır. Diğer sorularda olduğu gibi sessizliği bozmayın.
Kişi çok fazla sol beyindeyse ve alternatif çözüm bulmakta zorlanıyorsa şu şu biçimlerde de sorabilirsiniz:
Kalbin sana ne diyor?
Bu sevdiklerini nasıl etkileyecek?
Bu kararın artıları ve eksileri hakkında ne düşünüyorsun?
Bu sorunun cevabını almanızın ardından gelecek sonraki sorular ise:
Senin için karar unsuru ne olabilir?
Bundan sonraki ilk adımın ne?
5- Özellikle bir iş toplantısında konu siz değilsiniz. Sürekli siz konuşursanız, karşınızdaki kişiyle ilgili hiçbir şey öğrenemezsiniz. Sürekli siz konuşursanız, ilgi odağı kendiniz olursunuz. Sürekli siz konuşursanız, karşınızdaki kişiyi hiçbir şeye teşvik edemezsiniz. Daha fazla bilgi toplamak için “Biraz daha açabilir misin?” ya da “Bu konuda başka neler söyleyebilirsin?” güzel sorulardır. Sadece işte değil, arkadaş ortamında konuşurken de bu güçlü soruyu kullanabilirsiniz. Ve klasik 4N sorusuyla (Ne, Ne zaman, Nasıl, Neden)bu konuda sohbeti devam ettirebilirsiniz.
6- Genelde devlet görevlileri veya makam sahiplerinin sık sorduğu bir sorudur “Sen benim kim olduğunu biliyor musun?”
Ancak bu kişisel gelişiminiz için aslında çok önemli bir sorudur. Başkalarının sizi nasıl algıladığını bilmenizi sağlar. Kendinizi, vizyonunuzu ve misyonunuzu doğru şekilde aktarıp aktarmadığınızı görmenize yardımcı olur. Amacınızla ilgili ikilemde olan insanlara niyetinizi tam olarak aktarabilirsiniz. Durup düşündüğünüzde: Başkaları sizin kim olduğunuzu gerçekten biliyor mu?
Etrafınızdakiler neyi temsil ettiğinizi ve savunduğunuzu biliyor mu? Onlara şu soruyu sorun “Beni bir lider(ve bir iş arkadaşı, arkadaş, partner, ebeveyn vs.) olarak nasıl görüyorsun?”
Duruma göre soruyu şu alternatif biçimlere de uyarlayabilirsiniz:
Sence ben neyi temsil ediyorum?
Değerlerimi söyleyebilir misin?
Bu sorunun cevabını almanızın ardından gelecek sonraki sorular ise:
Bu düşünceni güçlendirecek ne yaptım?
Bu konularda daha iyi mesajlar vermek ve bir rol modeli olmak için neler yapabileceğimi düşünüyorsun?
Böyle düşünmenin sebebi ne?
7- İşyerinde veya özel hayatınızda biri şikâyet edip sızlanan arkadaşlarınız olmuştur. Ya da biri suçlanıp eleştirildiğinde size serzenişte bulunabilir. Bu durumda sorulacak en doğru sorulardan biri:
“Neyi daha fazla yapıyor olmalarını isterdin?” sorusudur.
Bu soru ile şikâyetlerden ve eleştirellikten uzaklaşarak, nasıl ilerlenmesi gerektiği konusunda verimli bir sohbete geçiş yaparsınız. Bu soruyu dilerseniz kendinize de sorabilirsiniz.
Duruma göre soruyu şu alternatif biçimlere de uyarlayabilirsiniz:
Elemanlarına sadece tek bir şeyi farklı yaptırabilecek olsaydın, o şey ne olurdu?
Hangi şekillerde değişmelerini diliyorsun?
Bu sorunun cevabını almanızın ardından gelecek sonraki sorular ise:
O şeyleri neden yapmadıklarını düşünüyorsun?
Doğru şeyi yapmamaları organizasyonun onları engellemsinden dolayı mı, bilgi ve beceri eksikliğinden mi, yoksa doğal yetenekleri olmamasından mı kaynaklanıyor?
8- Biri “Yorumlarınızı duymak istiyorum” dediğinde, eğer daha fazla bilgiye sahipseniz ve yargılarınızı buna göre şekillendiriyorsanız “Senin ne düşündüğünü öğrenmek istiyorum” demek daha etkilidir. Bu sorunun cevabı ne olursa olsun, size değerli bir bilgi verir ve samimi bir geri dönüş almanızı sağlar. Karşınızdaki kişiyi çok iyi dinlemeniz gerekebilir. Durum değerlendirmesi yapabilir ve cevapları karşınızdakinin ne düşündüğünü anlamak için kullanabilirsiniz.
Duruma göre soruyu şu alternatif biçimlere de uyarlayabilirsiniz:
Sen bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
Bu düşünceyi güçlendirecek başka neler ekleyebilirsin?
Bu sorunun cevabını almanızın ardından gelecek sonraki sorular ise:
Senin için bu konunun en önemli kısmı nedir?
Yorumuna eklemek istediğin başka bir şey var mı?
Birisi “Bunu istiyorum” dediğinde, aslında neye ihtiyacı olduğunu anlamak için doğru soruları sormak önemlidir. Bu, “Neden?” sorusuyla başlayabilir. Soruyu birkaç defa tekrarlayarak, örneğin “Bunu yapmayı neden istiyorsun?” veya “Bu neden oluyor?” şeklinde yönlendirebilirsiniz.
Bu soru, karşınızdakinin gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu anlamanıza yardımcı olur. Eğer karşınızdaki kişinin istediği şeye gerçekten ihtiyacı olup olmadığından şüpheleniyorsanız ya da bir çocuk sizden bir şey istiyorsa, bu sorular durumu daha netleştirir. Aynı zamanda karşı tarafa da kendi ihtiyaçlarını sorgulama ve değerlendirme şansı tanır.
Duruma göre soruyu şu alternatif biçimlere de uyarlayabilirsiniz:
Bundan nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?
Bu yaklaşımı seçmeye nasıl karar verdiniz?
Neden oradan başlamanız gerektiğini düşünüyorsunuz?
Bu sorunun cevabını aldıktan sonra devam edebileceğiniz sorular şunlar olabilir:
Bunun nedeni ne?
Bunun neden olduğunu düşünüyorsunuz?
Bunu nereden biliyorsunuz?
Eğer birinin değerlerini veya güçlü yanlarını hızla öğrenmek istiyorsanız, ona “Hayatınızdaki en büyük başarınız nedir?” diye sorabilirsiniz. Bu soruyu sorduktan sonra, her güçlü soruda olduğu gibi, sessizliği koruyarak karşınızdaki kişinin düşünmesine fırsat tanıyın. Bu soru, birinin başarılarını, değerlerini ve güçlü yanlarını keşfetmek için kilit bir rol oynar.
Duruma göre soruyu şu alternatif biçimlere de uyarlayabilirsiniz:
Kişisel olarak seni en çok tatmin eden başarın hangisi?
En çok gurur duyduğun başarın nedir?
Bütün başarılarını düşündüğünde, insanların en çok hatırlayacağı başarının hangisi olduğunu düşünüyorsun ve neden?
Bu sorunun cevabını aldıktan sonra devam edebileceğiniz sorular şunlar olabilir:
Bu konudan biraz daha bahset. Neden özellikle bunu seçtin?
Bu başarını gerçekleştirirken hangi güçlü yanlarından faydalandın?
Gelecekteki başarıların için hangi yönlerini geliştirebilirsin? (En fazla 3 özellik belirleyin)
Eataly mağazası Türkiye’ye geldiğinde, ben de mağazanın teknolojik altyapısından sorumluydum. Eataly, müşterilerine yedikleri ürünleri satın alabilecekleri bir market hizmeti de sunuyordu. Ancak restoran ile market alanlarının net olarak ayrımı yapılmamıştı. Restoranın kapasitesinin 100 mü yoksa 1000 kişi mi olacağı bile belirsizdi. Haftalarca süren toplantılar sonucunda net bir karar çıkmayınca, “Hangi kararları kesin olarak aldık?” sorusunu sordum. Bu basit soru, hangi alanların restoran, hangilerinin market olacağını belirlememize yardımcı oldu. Böylece, mutfak olmayan alanlarda internet altyapısı kurmamıza gerek kalmadı, restoranın açık alanlarına ise güçlendirilmiş internet bağlantısı sağladık.
Siz de bir toplantıdan sonra bu soruyu sorarak netlik kazanabilirsiniz. Aynı şekilde, aileniz veya arkadaşlarınızla önemli bir konuyu konuşurken de bu soruyu kullanabilirsiniz.
Duruma göre soruyu şu alternatif biçimlere de uyarlayabilirsiniz:
Benim verebileceğim veya yardım edebileceğim bir karar var mı?
Toplantının başında: Bu toplantının amacı nedir?
Bu konuşmada hangi kararları vermek istiyoruz?
Bu sorunun cevabını aldıktan sonra devam edebileceğiniz sorular şunlar olabilir:
Bu konuda bir karar vermek için neye ihtiyacımız var?
Hepimiz hemfikir miyiz?
Bazen iş veya başka zorunluluklardan dolayı partneriniz sizden ayrı bir seyahate çıkabilir. Bu durumda, partnerinizin ne yaptığını öğrenmek ama aynı zamanda onu baskı altında hissettirmemek için sihirli bir soru sorabilirsiniz:
“Bu seyahati diğerlerinden farklı ve özel kılan ne oldu?”
Bu soruyu sadece partnerinize değil, arkadaşlarınıza da sorabilirsiniz. Hatta soruyu genişleterek “Bugünü diğer günlerden daha güzel kılan ne oldu?” şeklinde de kullanabilirsiniz. Seyahatte ya da o gün yaşanmış olumsuzluklar bile anlatıldığında karşı tarafa iyi gelebilir. Unutmayın, her olumsuzluğun ardından umut gelir ve yarın daha güzel bir gün olabilir. İster mutlu ister mutsuz anılar olsun, samimi bir sohbet başlatmak için iyi bir yoldur.
Duruma göre soruyu şu alternatif biçimlere de uyarlayabilirsiniz:
Günün nasıl geçti, anlatmak ister misin? (Eğer “iyi” diyerek geçiştirirse, öğrendiğimiz gibi, “Biraz daha açabilir misin?” diye sorabilirsiniz.)
Bugün seni gülümseten neler oldu? / Üzen bir şey yaşadın mı?
Bu sorunun ardından gelebilecek devam soruları ise şunlar olabilir:
O olay senin için neden özeldi?
İster iş ister özel yaşam olsun, bir sohbete kendi planlarınızdan bahsederek başlamayın. Özellikle karşınızdaki kişiyle ilgili planlarınızı dile getirmeyin. Bunun yerine, “Bana planlarından bahseder misin?” diye sorarak karşınızdakinin düşüncelerini ve hayallerini öğrenebilirsiniz.
Duruma göre soruyu şu alternatif biçimlere de uyarlayabilirsiniz:
Bu konuya nasıl yaklaşmayı düşünüyorsun?
Stratejin nedir?
Gelecekte ulaşmak istediğin hedefler neler?
Bu sorunun ardından gelebilecek devam soruları ise şunlar olabilir:
Bu sonuca ulaşırken nasıl bir düşünce yapısı kullandın?
Bu süreçte yapmamaya karar verdiğin şeyler neler?
Bir işyeri patronu olduğunuzu ve çalışanlarınız için yeni bir telefon seçtiğinizi düşünelim. İnsan kaynakları yöneticinize “Yeni şirket telefonu olarak iPhone 11 vermeyi düşünüyorum, firmalardan teklif alır mısınız?” demek yerine, “Yeni şirket telefonu olarak iPhone 11 vermeyi düşünüyorum, siz ne dersiniz?” diye sormanız daha etkili olacaktır. Bu, insan kaynakları yöneticinizi sürece katılmaya daha istekli hale getirecektir.
Aynı zamanda bu yaklaşım, tüm liderlik eğitimlerinde öğretilen liderlik (yönetici-lider) anlayışına da uygundur.
Ali Baba kurucusu Jack Ma'nın Hikayesi:
Ali Baba’nın kurucusu Jack Ma, 1964’te Çin’in Hangzou şehrinde doğdu. 12 yaşında İngilizce öğrenmeye ilgi duydu ve Hangzhou'daki otellere gelen turistlere rehber olarak şehri gezdirmeye başladı. 8 yıl boyunca ücretsiz bir şekilde bu işi yapan Ma, Avustralyalı bir aileyle mektup arkadaşı oldu ve ailenin daveti üzerine bu ülkeyi ziyaret etti. Bu faaliyetleri Ma'nın dış dünyaya daha duyarlı hale gelmesini sağladı.
Ma, gençliğinde birçok iş yeri başvurusundan ret cevabı aldı. 24 başvurudan 23'ünün işe alındığı kendi şehrindeki KFC şubesine alınmayan tek kişi oldu. Üniversiteye giriş sınavını da iki kez kazanamadı. 1988'de Hangzhou Öğretmen Enstitüsü'nün İngiliz dili bölümünden mezun oldu ve yerel bir üniversitede öğretmen olarak çalışmaya başladı. 1995 yılında Çinli firmalara çevirmenlik yapmak için gittiği Seattle'a ziyaretine kadar bilgisayar ve internete karşı bir ilgisi olmayan Ma, internetin önemini kavrayarak ülkesine dönünce internet girişimlerine yöneldi.
Bu tarz soruları soran kişi, aslında cevabı önceden biliyor ve karşı tarafa alternatif bir cevap şansı tanımıyor demektir. Bu soruların ardında kişinin kısıtlayıcı inançları yatar ve bu inançlar artık hayat kalitesini etkileyecek düzeye gelmiştir. Kısıtlayıcı inançlardan kurtulmak için … eğitimime göz atabilirsiniz.
Örneğin, şu sorular kısıtlayıcı inançlarla yüklüdür:
Bu haftada mı dışarı çıkmayacağız?
Yine mi çok yoğunsun?
Beni hiç düşündün mü?
Bunu söylemek için geç kalmadın mı?
Bu sorular karşı tarafa, cevabın önemsiz olduğu ve ne yaparsa yapsın fikrinizi değiştiremeyeceği hissini verir.
Bunun yerine daha güçlü sorular sorarak, karşı taraftan beklentinizin ötesinde cevaplar alabilirsiniz:
Bu hafta sonu ne yapmak istersin?
İşin nasıldı, şu anki iş yoğunluğun nasıl?
Olayı benim açımdan değerlendirdiğinde tavsiyen ne olur?
Söylediğin şeyi nasıl hayata geçirebiliriz?
Yargılayan zihin şu soruları sorar:
Sorun ne?
Kim yaptı/yapmadı?
Neden hep ben?
Haklı olduğumu nasıl ispatlarım?
Öğrenen zihin ise şu soruları sorar:
Seçeneklerim neler?
Bu durumda işe yarayan ne olur?
Ne istiyorum?
Ne öğrenebilirim?
Eğer kısıtlayıcı inancınızı değiştirmekte zorlanıyorsanız, şu sorular size yardımcı olabilir:
Bu inanç bana hangi güvenceyi/avantajı sağlıyor?
Bu inanç bana neler kaybettiriyor?
Hayatım boyunca bu inançla yaşarsam ne olur?
Şimdi bu inancı değiştirirsem hayatım nasıl etkilenir?
Hayat, bir dizi kararla şekillenen karmaşık bir yolculuktur. Her an, geçmişin izlerini taşırken gelecekteki kararlarımızı da belirleriz. Bu izler bazen pişmanlıklarla dolu bir geçmişi, bazen de belirsiz bir geleceği işaret eder. Ancak unutulmamalıdır ki, "Geçmişi değiştiremeyiz, ama geleceği şekillendirebiliriz."
Bu söz, geçmişteki hataların geri alınamayacağını, fakat bugünkü kararlarımızın geleceğimizi etkileyebileceğini vurgular. Pişmanlıklarımızı öğrenme fırsatına dönüştürmek, bizi daha sağlam ve bilinçli adımlar atmaya yönlendirir.
Dersimizin bu bölümünde, geçmiş pişmanlıkları ve geleceğe dair kaygılar üzerinde durarak, güçlü sorularla bu duyguları nasıl yönetebileceğimizi keşfedeceğiz.
"Kaygı, geleceği önceden yaşamaktır; geleceğin zaten kendi endişeleri vardır."
Bu alıntı, geleceğe dair kaygılarımızın gerçekleşmemiş olumsuz senaryolara odaklandığını ifade eder. Belirsizliklerle yüzleşirken, bugünü yaşamaya odaklanmak ve olumlu adımlar atmak, gelecekteki kaygılarımızı hafifletebilir.
Kişisel Dönüşüm Soruları:
"Öyle yapmasaydım ne olurdu?" yerine "Ne öğrendim?"
"O kararı vermemeliydim." yerine "O kararı vermesem, şu anki durumda olabilir miydim?"
"Başarabilir miyim?" yerine "Başardığımda nasıl biri olacağım?"
"Bunu yaparsam pişman olur muyum?" yerine "Şimdi yapmazsam ne zaman yaparım?"
Bu bölümde, "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" filminden örnek vermek istiyorum. Filmde, Joel Barish, ayrılığı sonrasında hatıralarını sildirmeye karar verir, ancak bu geçmişini silmekle kalmaz, gelecekteki potansiyelini de etkiler. Joel'ın deneyimleri, geçmişle yüzleşmenin geleceği nasıl şekillendireceğini gösterir. Film bize, geçmişin izlerini silmenin aslında geleceğe dair korkuları da artırabileceğini anlatır.
Bu örnek, kısıtlayıcı inançların nasıl hayatımızı daralttığını da gösterir. Her kısıtlayıcı inanç bir kanıtla beslenir; "Bunu yaptığım için böyle oldu" dersiniz ve gelecekte aynı şeyi yapmaktan kaçınırsınız. Bu, kısıtlayıcı inançların özgürlüğünüzü kısıtlamasına neden olur. Neyi beslerseniz onu yaşarsınız; olumsuz sorular sormak olumsuz sonuçlar doğurur.
Olumsuz Soruları Güçlü Sorularla Değiştirmek:
"Neden başarılı olamıyorum?" yerine "Başarıya ulaşmak için nereden başlamalıyım?"
"Neden kimse beni önemsemiyor?" yerine "Bugüne kadar neler yaptım?"
"Neden bu kadar mutsuzum?" yerine "Beni ne mutlu ederdi?"
Eğer olumsuz duygularınızı değiştirmekte zorlanıyorsanız, kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
Bu olumsuz inanç bana hangi konforu sağlıyor?
Bu duyguları değiştiremezsem bunun bedeli ne olacak?
Bu duyguyu uzun vadede değiştirmezsem ne kaybederim?
Bu duyguyu şimdi değiştirirsem yaşamım nasıl değişecek?
Bir konuşmanın uzunluğu ne kadar kısaysa, hazırlığı o kadar uzun sürer. Bir saatlik bir konuşma yapmam istenirse, her an hazır olurum. Yarım saatlik bir konuşma için 2 gün, 15 dakikalık bir konuşma için 3 gün, 10 dakikalık bir konuşma için ise 1 hafta hazırlanmam gerekir. Bunu söylemişken Elon Musk'ın şu ifadesi de aklıma geliyor: "Başarısızlık, hazırlıksız olmaktan kaynaklanır." Özellikle kısa konuşmalarda, söyleyeceklerinizin netliği ve yoğunluğu artar, bu da daha fazla hazırlık gerektirir.
Güçlü sorular sorma becerinizi geliştirdikçe, konuşmalarınızın da kısaldığını ve netleştiğini göreceksiniz. Güçlü sorular hayatı sadeleştirir, karşınızdaki kişiyle derin ve anlamlı bir bağ kurmanızı sağlar.
"Evet ama Neden?"
Bu soru, karşınızdaki kişinin cevabının arkasındaki gerçek motivasyonu anlamanızı sağlar. "Evet" ifadesi, karşınızdakine katıldığınızı gösterir, "ama neden?" sorusu ise olayın derinine inmeye yönelik bir isteği ifade eder.
Örnek: Yöneticim, yaptığım 1 haftalık ücretsiz izin talebimi reddetti. — Evet, ama neden? — Çünkü işe gireli henüz 1 sene olmadı; ancak ben yeni doğan çocuğumla tatile çıkmak istemiştim.
Bu teknik, kişinin derdini anladığınızı ve detaylara inmek istediğinizi gösterir.
"Faydası Ne?"
Bir diğer etkili soru da "Faydası ne?" sorusudur. Bu soru, kişinin motivasyon kaynağını anlamanızı sağlar. Ayrıca, kendinize de sık sık bu soruyu sormanız faydalı olacaktır.
Örnek: Önümüzdeki ay pazarlama departmanına geçmek için sınava gireceğim. — Pazarlama departmanına geçmenin sana faydası ne olacak? — Şirket pazarlama departmanında çalışanlara araç veriyor.
"Fark Ne?"
Bu soru iki şekilde kullanılabilir: Birincisi, kişinin şu ana kadar elde ettiği deneyimleri fark etmesini sağlar. İkincisi ise, kişinin ulaşmak istediği hedefleri belirlemesine yardımcı olur.
Örnek: — Şu anki deneyim ve tecrübelerinle 15 yaşındaki haline ne önerirdin? — Tüm istediklerini gerçekleştirdiğinde şu anki halinden farklı ne olurdu?
Peşi Sıra Sorular
Bu teknik, özellikle yargı içeren veya kısıtlayıcı inançlarla dolu soruları yumuşatmak için kullanılır. Karşınızdaki kişinin duygularını anlamak için önce daha yüzeysel sorular sorarak yavaş yavaş derinleşebilirsiniz.
Örnek: Bir arkadaşınız sevgilisinden ayrıldı ve sizi aradı. İçinizden "gider gitmez beni aradı" diye düşündünüz. Ancak doğrudan bunu sormak yerine şu sırayı izleyebilirsiniz: — Gitti mi? — Ne zaman gitti? Ve sonra: — Gider gitmez beni mi aradın?
Bu, hem karşınızdaki kişiye ilgilendiğinizi gösterir hem de kişinin rahatlamasına olanak tanır.
Açık ve Kapalı Uçlu Sorular
Açık uçlu sorular, kişinin düşünce dünyasına dalmasını sağlar ve eyleme geçirecek yeni fikirler üretmesine yardımcı olur. Kapalı uçlu sorular ise düşünceleri netleştirmek ve somut adımlar atılmasını sağlamak için kullanılır.
Soruların Dönüşümü
Bir çözüm bulmak istediğinizde, sorularınızı olumlu ve yapıcı bir şekilde dönüştürmek önemlidir. Bu teknik, sizi ataletten kurtarır ve doğru kararlar almanıza yardımcı olur.
Örnekler: — "Ya başarısız olursam?" yerine "Başarılı olmak ne demek?" — "Sınavı geçemezsem?" yerine "Sınavı geçmek için neye ihtiyacım var?" — "İşyerinde terfi alamazsam?" yerine "Performansımı nasıl gösterebilirim?"
Ders: Ölü Ozanlar Derneği’nden İlham
Dersi, "Ölü Ozanlar Derneği" filminden sizi motive edeceğini umduğum bir sahneyle bitirelim: "O Captain! My Captain!"
Bu sahnede, öğrenciler edebiyat öğretmenleri John Keating'in (Robin Williams) cesurca düşündürttüğü bir anı canlandırır. Keating, öğrencilere klasik edebiyatın ötesine geçip kendi düşüncelerini ifade etmeleri gerektiğini öğretir. Bir öğrenci, Walt Whitman'ın "O Captain! My Captain!" şiirini okur ve diğerleri de onu takip eder.
Keating’in öğrencilerine sorduğu soru bize de ilham veriyor:
— "Hayatınızın şairi kim olacak? Siz mi, yoksa başkaları mı karar verecek?"
Bütünsel Gelişim Felsefesi ile Karar Verme: Kalp ve Beynin Uyumu
Hayatımızda karar verirken sadece mantığa ya da sadece duygulara dayanarak hareket etmek çoğu zaman yetersizdir. Bütünsel gelişim felsefesi, karar alma süreçlerinde hem kalbimizi hem de beynimizi kullanmamız gerektiğini savunur. Buradaki "kalp" bir metafordur ve duygularımızı, iç sesimizi, sezgilerimizi temsil eder. Ancak bu süreçte beynimizin farklı bölümlerinin rolünü anlamak da büyük önem taşır.
İnsan beyni, üç temel katmandan oluşur: sürüngen beyin, duygusal beyin ve düşünen beyin. Bu bölümler, farklı işlevler üstlenir ve birlikte çalıştıklarında, bütünsel bir gelişim ve dengeli bir yaşam tarzı sağlarlar.
Sürüngen Beyin: Temel Hayatta Kalma Mekanizması
Sürüngen beyin, en eski ve ilkel beyin yapısıdır. Bu kısım, hayatta kalmamız için gerekli olan temel fonksiyonları yönetir. Nefes alıp vermek, vücut sıcaklığını düzenlemek, açlık ve susuzluk gibi hayati ihtiyaçları karşılamak, tehlikelere karşı anında tepki vermek gibi görevleri vardır. Bu beyin bölümü, bizi hayatta tutmak için sürekli çalışır. Örneğin, aniden karşıdan gelen bir araba gördüğünüzde refleks olarak geri çekilmek, sürüngen beynin kontrolündedir. Ancak, bu bölüm sadece hayatta kalmaya odaklandığı için karmaşık düşünce süreçleriyle ilgilenmez.
Duygusal Beyin: Alışkanlıklar ve Zevklerin Merkezi
Beynimizin ikinci katmanı olan duygusal beyin (limbik sistem), duygularımızı ve alışkanlıklarımızı yönetir. Sevdiğimiz yemekler, favori şarkılarımız, belirli bir ortamda nasıl hissettiğimiz gibi konular bu bölümde şekillenir. Rutinlerimizi, alışkanlıklarımızı ve günlük yaşamımızda sıkça yaptığımız tercihleri bu beyin bölümü yönlendirir. Mutlu ya da stresli hissettiğimizde devreye giren hormonlar da burada salgılanır. Duygusal beyin, genellikle bilinçsiz olarak çalışır ve geçmiş deneyimlere dayalı tepkiler verir. Bu yüzden bazı alışkanlıkları değiştirmek zor olabilir, çünkü duygusal beyin rutinden hoşlanır ve güvenliği tercih eder.
Düşünen Beyin: Mantık ve Rasyonel Kararlar
Üçüncü ve en gelişmiş katman olan düşünen beyin (prefrontal korteks), mantıklı düşünme, analiz yapma ve karmaşık problemlere çözüm bulma yeteneklerimizi yönetir. Bu beyin bölümü, verileri değerlendirir, uzun vadeli planlar yapar ve stratejik kararlar alır. Rasyonel düşüncenin merkezi olan düşünen beyin, bize olayları objektif bir şekilde analiz etme ve doğru sonuçlara ulaşma fırsatı verir.
Örneğin, iş hayatınızda karşılaştığınız zorlukları analiz etmek, gelecekteki yatırımlarınızı planlamak ya da uzun vadeli bir kariyer hedefi belirlemek, bu beyin bölümü tarafından yürütülen işlemlerdir. Mantıklı kararlar almamızı sağlarken, duygularımızın gölgede kalmasına sebep olabilir.
Beyin Bölümlerinin Uyumu: Kararlarda Denge
İdeal olan, bu üç beyin katmanının birbiriyle uyumlu çalışmasıdır. Sürüngen beynin temel hayatta kalma içgüdüsü, duygusal beynin içsel dünyamızı yönlendiren sezgileri ve düşünen beynin mantıklı analiz yeteneği bir araya geldiğinde, dengeli ve sağlıklı kararlar alabiliriz. Ancak, hayatın gerçekleri ve dış etkenler nedeniyle genellikle sadece düşünen beyinle hareket etmeye yöneliriz. Bu da bizi bazen duygularımızı göz ardı etmeye ve hayattan kopuk kararlar almaya itebilir.
Örneğin, resim yapmaya yatkın ve bu konuda yeteneği olan biri, toplumun beklentileri ya da para kazanma kaygısı nedeniyle bambaşka bir işte çalışmayı seçebilir. Bu, rasyonel beynin ağırlıkta olduğu bir karardır. Oysa kişi kalbini dinlese ve tutkusunu takip etse, belki de çok daha tatmin edici bir yaşam sürebilecektir.
Bir diğer örnek, çok hoşlandığınız bir kişiyle duygusal bir ilişkiye başladığınızda ortaya çıkar. Duygusal beyniniz bu kişinin size nasıl hissettirdiğine odaklanırken, mantıklı düşünme devre dışı kalabilir ve bu kişinin olumsuz özelliklerini göz ardı edebilirsiniz. Düşünen beyin devreye girdiğinde, ilişkinin uzun vadeli uyumuna dair daha sağlıklı bir değerlendirme yapılabilir.
Bütünsel Gelişim ile Güçlü Kararlar Almak
Bu dersin sonunda sizden kendinizle ilgili bir test yapmanızı istiyorum. Böylece güçlü sorular sorarak, karar alma süreçlerinizde nasıl Bütünsel Gelişim Felsefesini uygulayabileceğinizi öğreneceksiniz. Kararlarınızı hem duygusal hem de mantıksal açıdan değerlendirmenin, hayatta daha tatmin edici sonuçlar elde etmenize nasıl katkı sağlayacağını keşfedeceksiniz.
Güçlü sorular sormak, doğru cevapları bulmanın ilk adımıdır. "Bu kararın ardındaki motivasyonum ne?", "Bu kararı verirken mantık ve duygularım uyum içinde mi?" gibi sorular, kararlarınızın daha bilinçli olmasını sağlar. Bu soruları kendinize sorarak, sadece rasyonel kararlar vermek yerine duygularınızı da dikkate alarak daha dengeli ve tatmin edici bir yaşam sürebilirsiniz.
Bir ortama girdiğinizde hemen dikkat çeken insanlar vardır. Bu kişiler, toplantılarda ya da sosyal etkinliklerde bir espriyle ortamı yumuşatmayı başarır ya da sohbetin tıkandığı bir noktada devreye girip konuşmayı yeniden başlatır. Bu yetenek yalnızca sosyal zekâ değil, aynı zamanda liderlik ve iletişim becerilerinin de göstergesidir. Özellikle kişisel ilişkilerde, tanıma aşamasında bu yetenekler, ilişkilerin derinleşmesini sağlar. Peki, bu insanlar nasıl oluyor da bu kadar rahat ve etkili bir şekilde insanlarla bağlantı kurabiliyorlar?
İşte burada buz kırıcı sorular devreye giriyor. Bu sorular sadece sohbeti açmakla kalmaz, aynı zamanda bir liderin takımıyla ya da bir bireyin yakın çevresiyle daha derin bir bağ kurmasını sağlar.
Hayaller Üzerine Sorular
“Hayallerin neler?” sorusu, karşınızdaki kişinin ruhuna dokunan, onu açan ve kişisel dünyasına bir pencere aralamanızı sağlayan güçlü bir buz kırıcı sorudur. Bu soru ile kişiyi en saf ve samimi haliyle görme fırsatını yakalarsınız. Hayallerini paylaşırken hissettiği coşku ve heyecan, ilişkinizin temellerini güçlendirecektir. Çoğu kişi, belki de uzun zamandır konuşmadığı hayallerini hatırlayarak, o an size kendini daha yakın hissedecektir.
Bu soruyu yöneltirken sabırlı olun. Cevabın gelmesi bazen zaman alabilir, çünkü hayaller üzerine düşünmek, bazıları için alışılmış bir konuşma konusu olmayabilir. Ancak sabırlı bir dinleyici olarak, karşınızdakine kendini ifade etme fırsatı sunmak, güvenli bir ortam yaratır.
Alternatif sorular da durumun doğasına göre kullanılabilir:
“Yapmak istediğin ama henüz yapamadığın şeyler neler?”
“Hiçbir engelin olmasa ne yapmak isterdin?”
Hayal Ettiklerine Giden Yolda
Hayallerini paylaşan birine, bu hayalleri gerçekleştirme yolunda neyin en önemli olduğunu anlamak için şu soruları sorabilirsiniz:
“O konuda seni en çok ne tatmin ederdi?”
“Bu hayalini gerçekleştirebilmek için neye ihtiyaç duyuyorsun?”
“Seni bu konuda ne engelliyor?”
Bu sorular, karşınızdaki kişinin yalnızca hayal kurmakla kalmayıp, onları gerçekleştirmek için de harekete geçmesini sağlayabilir. Aynı zamanda, bu sorular, bireyin kendisiyle ilgili farkındalık kazanmasını ve motivasyonunun derinliklerine inmeyi sağlar.
Hatayı Kabul Etme ve Düzeltme
Elbette her zaman sohbet sorunsuz ilerlemez. Bir hata yapıp pot kırdığınızda, ortalığı düzeltmek ve sohbeti yeniden açmak zor olabilir. Ama burada da bir buz kırıcı soruyla ortamı yumuşatabilirsiniz.
“Çok özür dilerim, patavatsızlık ettim. Tekrar baştan alabilir miyiz?” sorusu, durumu toparlamanın basit ama etkili bir yoludur. Özellikle iş hayatında ya da yeni tanıştığınız biriyle sohbet ederken, böyle bir soruyu yönelterek durumu düzeltmek karşınızdaki kişinin size olan saygısını artırabilir. Bu, hataları kabul etme ve düzeltme yeteneğinizi göstermenin yanı sıra, karşınızdakinin de size karşı daha hoşgörülü olmasına yardımcı olabilir.
Geçmişi ve Öğrenilen Dersleri Sorgulamak
Bir başka etkili buz kırıcı ise “Ne öğrendin?” sorusudur. Bu soru, hem iş hayatında hem de özel yaşamda yaşanmış bir deneyimden ders çıkartmak için harika bir fırsattır. Olumlu ya da olumsuz bir deneyimin ardından, “Bu deneyimden ne öğrendin?” diye sormak, karşınızdaki kişinin yaşadığı olayın derinlerine inmesine yardımcı olur.
Alternatif olarak, şu sorular da kullanılabilir:
“Bu deneyim sana ne kattı?”
“… hakkında ne öğrendin?”
Bu tarz sorular, mentorlar ve liderler için çok etkili araçlardır. Sadece dinlemekle kalmaz, karşıdaki kişinin olayları daha geniş bir perspektiften değerlendirmesini sağlarsınız.
Derinlemesine Farkındalık Soruları
Bazen basit bir cevap yeterli gelmez. İşte bu noktada, cevabı derinleştirmek ve daha fazla farkındalık oluşturmak için “Sence bu her zaman geçerli mi, yoksa bu duruma özgü bir şey mi?” gibi sorular sorabilirsiniz. Örneğin, bir kişi size “Erkekler aldatır” diyorsa, ona “Tüm erkekler mi aldatır?” şeklinde bir genişletici soru yöneltebilirsiniz. Bu sorular, basmakalıp düşünceleri sorgulamalarını ve yeni bakış açıları geliştirmelerini teşvik eder.
Geleceğe Yönelik Fikirler Üzerine Sorular
Bir kişi geçmiş deneyimlerinden öğrendiklerini paylaştıktan sonra, geleceğe dair düşüncelerini şekillendirmek için ona şu soruları yöneltebilirsiniz:
“Gelecekte kendine bu konuda nasıl bir tavsiye verirdin?”
“Bu konuyu ileride nasıl çözmek istersin?”
Bu sorular, kişiyi hem geçmişi değerlendirmeye hem de geleceği planlamaya teşvik eder. İleriye dönük sorular, karşınızdaki kişinin gelecekte nasıl bir yol izlemek istediğini keşfetmenize yardımcı olurken, aynı zamanda onların karar alma sürecine de katkıda bulunur.
Sonuç
Buz kırıcı sorular, yalnızca bir sohbet açmanın ya da ortamı rahatlatmanın yolu değil, aynı zamanda insanlarla daha derin, anlamlı bağlantılar kurmanın güçlü araçlarıdır. Doğru sorular sorarak, karşınızdaki kişiyi hem açabilir hem de onun hayatındaki önemli konulara dokunabilirsiniz. Bu yeteneği geliştirmek, sosyal ilişkilerinizi, iş yaşamınızı ve liderlik becerilerinizi ciddi anlamda güçlendirebilir.
1- Sorularınızı Bir Deftere Yazın
Bir sorunun gücü, sorulma anında gizlidir. Ancak her soru anında aklımıza gelmez. Bu nedenle, sorularınızı bir deftere yazmak, gelecekte farklı durumlarda kullanmak üzere güçlü bir araç haline gelir. Bu defter, hem size sorulan ilginç soruları hem de bu eğitimde öğrendiğiniz soruları içermeli. Sadece soruları yazmakla kalmayın, hangi durumda hangi soruyu kullandığınızda nasıl bir fark yarattığınızı gözlemleyin. Güçlü sorular ile sıradan sorular arasındaki farkı bilinçli bir şekilde deneyimleyin. Bu fark, hem sosyal hem de profesyonel hayatınızda belirleyici olabilir.
2- Kendinizi Sorularla Tanıttığınız Bir Yazı Hazırlayın
İnsanlar genellikle kendilerini tanıtırken özgeçmişlerinde ya da kişisel hikayelerinde belirli kalıpları kullanırlar. Ama kendinizi sadece sorularla tanıttığınız bir yazı yazmak, hem sizi hem de başkalarını düşündüren etkili bir yöntem olabilir. Bu yazıda sadece kendinize sorular sorun. Örneğin, "Ne zaman kendimi en özgüvenli hissederim?" ya da "Hayatta en çok neyin peşindeyim?" gibi sorularla kendinizi keşfetmeye başlayabilirsiniz. Böylece hem başkalarına ilginç bir bakış açısı sunar hem de kendi öz farkındalığınızı artırırsınız.
3- Kendinizle Bir Röportaj Düzenleyin
Kendinize dışarıdan bir gözle bakmak her zaman kolay değildir. Ancak bunu bir röportaj gibi yapılandırmak, sizi objektif bir şekilde değerlendirme şansı sunar. Bir kağıda sorular yazın ve bu sorulara videoyla cevap verin. Sorularınızı derinleştirerek, içsel dünyanızı keşfetmeye devam edin. Bu röportajın sonunda, kendinize dair hiç fark etmediğiniz yönlerinizi keşfetmiş olabilirsiniz. Örneğin, "En zor kararımı nasıl aldım?" ya da "Hedeflerime ulaşırken en büyük engelim ne oldu?" gibi sorularla kendinizi sorgulayın.
4- Karar Verme Sürecinde Sorularla İlerleyin
Karar vermek her zaman kolay olmayabilir. Ancak süreci sorularla şekillendirdiğinizde, işiniz oldukça kolaylaşır. Bir kağıda, vermek istediğiniz kararla ilgili aklınıza gelen tüm soruları yazın. Sonra bu sorulardan en az üç tanesini seçerek cevaplayın. Karar verme süreciniz bu soruların ışığında şekillenecektir. Örneğin, "Bu kararı verdikten sonra hayatım nasıl değişir?", "Beni bu kararı almaktan alıkoyan korkularım neler?" gibi sorular, sizin için daha net bir yol haritası çizebilir.
5- Sorunlarınızı Sorularla Çözün
Herhangi bir sorununuzu çözmeye çalışırken, öncelikle sorunu yazıya dökün. Sorunuzu sesli okuyarak, onunla yüzleşin ve ardından aşağıdaki sorularla sorunu çözüm sürecine yönlendirin:
Bu sorunu yaşayarak neler öğrendim?
Bu sorunun iyi yanı nedir?
Neler olması gerektiği gibi, neler iyileştirilebilir?
Sorunu istediğim şekilde çözmek için nelere ihtiyacım var?
Sorunu çözebilmek için neleri yapmayı bırakmalıyım?
İhtiyacım olan şeylere nasıl ulaşabilirim?
Çözüm süreci için kimlerden destek alabilirim?
Kimler çözüm sürecini engelleyebilir?
Bu sorular, sorunu daha objektif bir şekilde değerlendirmenizi ve çözüm odaklı bir bakış açısı geliştirmenizi sağlar. Çoğu zaman sorunları duygusal bir bakış açısıyla görürüz, ancak bu sorular sorunlara daha analitik ve mantıklı bir yaklaşım kazandırır.
6- Hayatta Tatmin ve Memnuniyet Düzeyini Artıran Sorular
Tatmin ve mutluluk, her insanın peşinden koştuğu değerlerdir. Hayatınızın bu yönlerini artırmak için aşağıdaki soruları kendinize sormak, nelerden mutlu olduğunuzu ve hangi alanlarda gelişmeniz gerektiğini keşfetmenize yardımcı olabilir:
Şu anda hayatımda neler beni mutlu ediyor?
Sahip olduğum en kıymetli şeyler neler?
Şükrettiğim şeyler neler?
Hayat amacım ne?
Şu ana kadar neler öğrendim?
Şu ana kadar neleri başardım?
Bugün yaşam amacıma nasıl bir katkı sağladım?
Bu soruları düzenli olarak sormak, hayatınıza dair daha bilinçli ve tatmin edici kararlar almanızı sağlayacaktır. Özellikle sabah ya da akşam rutininizde bu soruları yanıtlayarak hayatınızdaki olumlu yönlere odaklanabilirsiniz.
7- Film ve Dizilerden İlham Alın
Film ve dizilerde izlediğiniz karakterlerin, zor durumlarla karşılaştıklarında nasıl sorular sorduklarını fark ettiniz mi? İzlediğiniz güçlü soruları not almak, hem kendinizi hem de başkalarını derinlemesine anlamanıza yardımcı olabilir. Bu sorular, senaryo gereği olsa da, gerçek hayatınıza dair büyük farkındalıklar kazandırabilir. Karakterlerin sorduğu soruların, sizin için ilham kaynağı olmasına izin verin.
Örneğin, bir karakter zorlu bir karar almak zorunda kaldığında, "Bu karar hayatımı nasıl etkileyecek?" ya da "Bu durumda en kötü senaryo nedir?" gibi sorular sorabilir. Bu tarz güçlü sorular, siz de karşılaştığınız zorluklara uygulayarak, daha bilinçli ve akılcı kararlar alabilirsiniz.
Sorularla Güçlen, Hayatında Dönüşüm Yarat
Hayatınızın her alanında daha güçlü kararlar almak ve daha derin düşüncelerle ilerlemek mi istiyorsunuz?
O zaman bu kurs tam size göre!
ICF(International Coaching Federation)'den aldığım PCC (Professional Certified Coach) unvanımla hazırladığım bu eğitimde, güçlü soruların gücünü keşfedecek ve onları hayatınıza nasıl entegre edebileceğinizi öğreneceksiniz. Sorular, sadece bilgi almak için değil, aynı zamanda derinlemesine düşünmek, farkındalık kazanmak ve çözüm odaklı bakış açıları geliştirmek için de en önemli araçlardır.
Bu kurs boyunca;
Güçlü soruların karar alma süreçlerinde nasıl etkili kullanılabileceğini,
İlişkilerde ve iş hayatında iletişimi nasıl derinleştirebileceğinizi,
Kendinize soracağınız sorularla kişisel ve profesyonel gelişiminizi nasıl destekleyebileceğinizi öğreneceksiniz.
Sadece soruları sormayı değil, aynı zamanda soruların cevaplarından hareketle nasıl etkili sonuçlar yaratabileceğinizi de adım adım keşfedeceksiniz. Bu kurs, teorik bilgiyi pratiğe dökmeyi seven, kendini geliştirmek isteyen herkes için tasarlanmıştır. Aynı zamanda, liderlik yeteneklerinizi geliştirmek ve çevrenizde ilham verici bir kişi haline gelmek için de mükemmel bir fırsat sunuyor.
Ayrıca, güçlü soru sorma yeteneğinizi geliştirirken bütünsel gelişim felsefesi ile karar almayı öğrenerek yaşamınızdaki tatmin düzeyinizi artıracaksınız. Hayat, sorularla ve onların getirdiği cevaplarla şekillenir. Bu nedenle, hem kendinize hem de başkalarına sorular sorarak daha bilinçli ve etkin bir birey olabilirsiniz.
Eğitimde öğreneceğiniz Güçlü Soru Teknikleri ile çağımızın problemlerinden olan kısıtlayıcı inanç ve yargılayan zihnin kişiyi atalete sürüklemesi gibi konularla da nasıl baş edebileceğinizi göreceksiniz. Verdiğim soru örneklerini kendi hayatınıza kolayca adapte edebilecek, benzer olaylarla karşılaştığınızda çevik bir şekilde harekete geçebileceksiniz.
Gerçek yaşamdan verdiğim pratik örnekler ve yaşanmış vakaları sizlerle birlikte inceleyerek öğrendiklerinizi pekiştirecek, gerçek hayat senaryolarıyla günlük hayatta kullanabileceğiniz teknikleri uygulamalı olarak göreceksiniz.
Bir eğitimin konusu kadar Eğitmenin onu aktarma becerisinin de önemli olduğuna inanıyorum. Udemy'deki diğer eğitimlerden farkını görmek için lütfen sizler için ücretsiz olarak önizlemeye açtığım dersleri izleyin. Böylece anlatım tarzımın sizlere uygun olup olmadığını da görebilirsiniz.
İletişimde Derinleş: Nasıl Güçlü Soru Sorulur? eğitimiyle, hem kişisel hem de profesyonel yaşamınızda fark yaratacaksınız. Bu kurs sadece bir başlangıç; daha fazlası için Udemy’deki diğer eğitimlerime de göz atabilirsiniz. Şimdi harekete geçin ve yaşamınızdaki potansiyeli keşfetmeye başlayın!