
Zihnimiz gün boyunca her an, hiç durmadan düşünceden düşünceye atlamaya devam eder.
Bu onun gerçekten de yorucu ve insanı tüketen kötü bir alışkanlığıdır.
Üstelik bu düşüncelerin büyük çoğunluğu boş ve yararsızdır.
Oysa zihnimizde olan bitenler önemli ve yaşamımızı pek çok yönden etkiliyor.
Bizi özgürleştirecek ve bize huzur verecek olansa sadece biraz içsel sessizlik.
Günlük yaşamda kendimizi çoğu zaman pek çok bakımdan baskı altında ve kısıtlanmış hissederiz.
Dış etkenlerin duygu ve düşüncelerimizi belirlemesine izin verip vermediğimiz bu yüzden çok önemli ve mutluluğumuz büyük ölçüde buna bağlı.
Ekonomik baskı, yaşama sevincimizi çalmaya çalışan insanlar, günlük sorunlar sürekli iş başındadır ve biz dizginleri bir an bile elden bıraksak hayatımızı çekilmez hale getirmeleri işten bile değil.
Bu yüzden yaşamımızın sorumluluğunu ele alıp özellikle düşüncelerimize sahip çıkabilme becerisini gösterebilmek hiç ara vermeden çaba göstermeyi ve her zaman uyanık kalmayı gerektirir.
Öz farkındalık kişiliğinizi oluşturan bütün unsurları açık seçik ve yargılamadan görebilme yeteneğidir.
Düşüncelerinizi duygularınızı,bedeninizi ve size etki eden her şeye verdiğiniz tepkileri dikkatle izlemeyi gerektirir.
Bu da zaten içsel özgürlüğün ilk şartıdır.
Günlük yaşamda basit bir gülümseme bile bir seçimdir ve bir bakıma kişinin içsel özgürlüğünü kullanmasıdır. Özellikle de zor anlarda dengeli davranmaya özen göstermek gerekir.
İçsel özgürlük güçlü bir araçtır ve tüm olumsuz şartlara rağmen ona sahip olan herkese özgüven verebilir ve iç huzuru kazandırabilir.
Tepkileri mercek altına almak ve davranışlara gereken dikkati vermek onu elde edebilmek için gereken şartları ve zemini hazırlar.
Stoa okulunun en önemli filozoflarından biri olan Seneca özel yaşamıyla da herkese örnek olmaya çalışmıştır.
İyi bir yaşam sürebilmek için gereken çözümleri bulmanın güçlü bir felsefeye sahip olarak başarılabileceğini söyler.
Kendisi de özellikle zor zamanlarında teselliyi hep felsefede aramıştır.
İçsel özgürlük konusunda da stoacı filozoflardan öğreneceğimiz çok şey var.
Bu okulun mensupları zor anlarda dahi duygusal anlamda iyi olmanın mümkün olduğunu ileri sürerler.
Bu grubun içinde en iyi bilinenlerden biri Marcus Aurelius.
İmparator filozof ‘’kendime düşünceler’’isimli eserinde iyi bir yaşam için izlenmesi gereken bir rota çizmiş.
İçsel özgürlük için, her alanda olduğu gibi, işe yaradığı kanıtlanmış yöntemler uygulamak gerekir.
Ünlü tenisçi Arthur Ashe'in hikayesi.
Performans tenisi yaptığım yıllarda oyun beni düşüncenin gücünü anlamak ve kullanmak zorunda bıraktı.
Daha sonraları kazanmayı öğrenmiş olan hemen herkesin bu gücü kullandığını gözlemledim.
Maç sırasında aklınızdan geçen düşüncelerin olumlu ya da olumsuz olması performansı derinden etkiler.
Her şey yolunda giderken genelde herkes doğal olarak iyi hisseder çünkü böyle zamanlarda ortada stres ve bizi zorlayacak olaylar yoktur.
Anacak elbette günlük yaşamda çoğu zaman durum farklıdır ve hayat bizi gerçekten de her türlü güçlüğüyle sınamaktan vazgeçmez.
Yine de her şeye rağmen zor anlarda kötü duyguların pençesine düşmekten kurtulmak içsel özgürlük sayesinde mümkün olabilir.
Zihnimizi eğiterek kaosun ortasındayken dahi kontrolü elde tutmayı başarabiliriz.
Herkes özgür olmak ister ama öncelikle anlamamız gereken gerçek özgürlüğün içsel bir durum olduğu.
Epiktetos’un ve Viktor Frankl’in vermeye çalıştığı felsefi mesaj da budur.
Şöyle bir toparlayalım.
Zihnimiz gün boyunca her an, hiç durmadan düşünceden düşünceye atlamaya devam eder.
Bu onun gerçekten de yorucu ve insanı tüketen kötü bir alışkanlığıdır.
Üstelik bu düşüncelerin büyük çoğunluğu boş ve yararsızdır.
Oysa zihnimizde olan bitenler önemli ve yaşamımızı pek çok yönden etkiliyor.
Bizi özgürleştirecek ve bize huzur verecek olansa sadece biraz içsel sessizlik.
İnsanların büyük çoğunluğu gündüz düşleri görerek kendi yarattıkları bir hayaller dünyasında yaşar,böylece zihinlerini gözden kaçırmış olurlar. Kontrolsüz düşünceler istenmeyen duygu ve davranışları tetikleyerek bizi kendimizi yönetmekten alıkoyar.
Böyle bir durumda kişi zihninin tahakkümü altında olduğundan özgürlükten de söz edilemez.
Özgürlüğün en önemli şartı insanın iç dünyasına odaklanmasıdır ve içsel özgürlük ancak bu sayede kazanılabilir.
Gerçek özgürlük de zaten budur.
Böylece zihnimizin efendisi olmayı başarıp düşüncelerimizi özgür irademizle seçmeyi başarabiliriz.
Hem bu sayede zihnimizin kısıtlı ve değerli enerjisini de boş yere harcamaktan kurtulur ve bu önemli kaynağı yüksek yarar sağlayacak etkinlikler için saklamayı başarabiliriz.
İçsel sessizliğin tadını çıkarmaya da başlayabiliriz.
İçsel özgürlük kendini bilmekle de yakından ilişkilidir çünkü yüksek farkındalık gerektirir ve bir kendini kendinden özgür kılma durumu yaratır.
Bu kendinize sadece sizin yapabileceğiniz paha biçilmez değerde bir iyilik ve aynı zamanda kendinize karşı büyük bir sorumluluğunuz.
Hayatınızın öncelikli amaçlarından biri olmalı.
İçsel özgürlük sizi yaşamınız boyunca koruyacak zırhınızdır çünkü…
Kendinizi fethetmenin de ilk adımı aynı zamanda.
İçsel özgürlük gerçekten de büyük bir hediyedir ve yaşam bilgeliğinin de anahtarıdır.